Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
18 °

HAYVANLARA DEĞER VERMEK, GELECEĞE DEĞER VERMEKTİR

WhatsApp Image 2026-10-07 at 10.49.33

(Esra Hasnalçacı yazıyor...)

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü vesilesiyle…

Bir toplumun gelişmişliğini yalnızca ekonomisinin büyüklüğüyle, şehirlerinin yüksek binalarıyla ya da teknolojide ulaştığı noktayla ölçemeyiz. Bence gerçek gelişmişlik; insanın kendisi dışındaki canlılara, doğaya ve yaşadığı dünyaya karşı ne kadar sorumluluk taşıdığıyla da ölçülmelidir.

Çünkü hayvanlara bakışımız, aslında hayata bakışımızdır.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nü bu nedenle yalnızca hayvanları hatırladığımız bir gün olarak değil, insanlığımızı yeniden düşündüğümüz bir gün olarak görüyorum. Hayvanlar hayatımızın kenarında duran, yalnızca sevilecek ya da korunacak varlıklar değildir. Onlar doğanın işleyişinin, ekolojik dengenin ve yaşamın devamlılığının önemli bir parçasıdır.

Bir kuşun gökyüzünde uçması, bir arının çiçekten çiçeğe konması, bir kelebeğin doğaya renk katması, toprağın üzerinde yaşayan küçücük bir canlının ekosisteme katkı sunması bize aslında büyük bir gerçeği anlatır: Doğada hiçbir canlı gereksiz değildir.

Bir arının yaptığı iş yalnızca bal üretmek değildir. Tozlaşmaya katkısıyla tarımın ve dolayısıyla gıda üretiminin devamında önemli bir rol üstlenir. Kuşlar, böcekler, kelebekler, solucanlar ve diğer canlılar ekosistemin görünmeyen çalışanlarıdır. Kimi tohumların yayılmasına, kimi toprağın verimliliğine, kimi zararlı canlıların dengelenmesine katkı sağlar.

Biz bazen ekonomiyi yalnızca fabrikalar, şirketler, yatırımlar ve rakamlar üzerinden konuşuyoruz. Oysa ekonominin temelinde de doğa vardır.

Toprak verimli olacak, su temiz kalacak, tarım sürdürülebilecek, gıda üretilebilecek ki ekonomik hayat devam edebilsin.

Bu nedenle hayvanları ve doğal yaşamı korumak, sadece çevreci bir yaklaşım değildir. Aynı zamanda geleceğin ekonomisini korumaktır.

Bugün dünyada sürdürülebilirlik kavramının iş dünyasının en önemli gündemlerinden biri haline gelmesi tesadüf değildir. Artık şirketler yalnızca ne kadar ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendiriliyor. Doğaya zarar vermeyen, kaynakları koruyan, canlı yaşamına saygılı üretim modelleri geleceğin ekonomisinin temelini oluşturuyor.

Burada hayvanlara yönelik duyarlılığın da önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bir hayvana merhamet göstermek, aslında insanda sorumluluk duygusunu güçlendirir. Sokakta yaşayan bir hayvanın açlığını, susuzluğunu veya yarasını fark eden insan; çevresindeki başka sorunları da görmeye daha yatkın hale gelir.

Merhamet, toplumsal duyarlılığın başlangıç noktalarından biridir.

Hayvanlarla kurduğumuz ilişkinin insan psikolojisi üzerinde de olumlu etkileri olduğunu hepimiz hayatın içinde görüyoruz. Bir hayvanın sevgisi, özellikle yalnızlık yaşayan insanlar için önemli bir dostluk ve aidiyet duygusu oluşturabiliyor. Çocukların hayvanlarla büyümesi ise onlara sevgi, sabır, sorumluluk ve paylaşma gibi değerleri yaşayarak öğrenme fırsatı sunuyor.

Bir çocuğun bir canlıya zarar vermek yerine onu korumayı öğrenmesi, gelecekte daha duyarlı bir toplumun temellerinden biridir.

Bu yüzden hayvan sevgisini yalnızca hayvan sevgisi olarak görmemek gerekir.

Bu, aynı zamanda insan sevgisinin bir biçimidir.

Hayvanlara karşı duyarlı bir toplum, çevresine karşı da daha duyarlı olur. Yaşadığı sokağı, parkı, ormanı, suyunu ve toprağını daha fazla sahiplenir. Çünkü canlıların birbirinden bağımsız olmadığını anlamaya başlar.

Üstelik hayvanların toplumsal ve ekonomik hayatımıza katkısı yalnızca doğadaki görevleriyle sınırlı değildir. Tarımdan hayvancılığa, veterinerlik hizmetlerinden pet sektörüne, yem üretiminden hayvan sağlığına, kırsal kalkınmadan ekoturizme kadar çok geniş bir ekonomik alan, hayvanlarla doğrudan veya dolaylı biçimde ilişkilidir.

Burada önemli olan, ekonomik değer yaratırken canlıların refahını ve doğanın dengesini göz ardı etmemektir.

Kazanç ile vicdanın, üretim ile doğanın, ekonomi ile yaşamın birbirine rakip olmadığı bir anlayışı büyütmeliyiz.

Ben iş dünyasının geleceğinde de bu anlayışın çok daha güçlü bir şekilde yer alacağına inanıyorum.

Çünkü gelecek yalnızca daha fazla üretmekte değil; daha bilinçli, daha sürdürülebilir ve daha sorumlu üretmektedir.

Bugünün şirketleri çalışanlarına, müşterilerine ve yatırımcılarına karşı sorumluluk taşıdığı gibi yaşadığı topluma ve çevreye karşı da sorumluluk taşıyor. Hayvanlara yönelik sosyal sorumluluk projeleri, sokak hayvanlarının yaşam koşullarını iyileştiren çalışmalar, doğal yaşam alanlarını koruyan yatırımlar ve çevre dostu üretim anlayışları bu sorumluluğun önemli parçalarıdır.

Bunların hepsi aynı zamanda bir toplumun ortak vicdanını güçlendirir.

4 Ekim’i bu açıdan değerlendirdiğimde, benim için mesaj çok açık:

Hayvanları korumak yalnızca hayvanları korumak değildir.

Doğayı korumaktır.

İnsanın ruhunu korumaktır.

Çocuklarımızın geleceğini korumaktır.

Toplumsal vicdanı güçlendirmektir.

Ekonominin sürdürülebilirliğine katkı sunmaktır.

Ve belki de en önemlisi, insanın dünyadaki yerini doğru anlamasını sağlamaktır.

Biz bu dünyaya sahip olmak için değil, onunla birlikte yaşamak için geldik.

Bir ağacın, bir kuşun, bir arının, bir kedinin, bir köpeğin ya da doğada sessizce yaşamını sürdüren herhangi bir canlının varlığı, hayatın büyük bütününün bir parçasıdır.

Onların yaşam hakkına saygı göstermek, aslında kendi geleceğimize saygı göstermektir.

Bugün 4 Ekim’de hayvanlara bakarken yalnızca onların gözlerine değil, kendi vicdanımıza da bakalım.

Çünkü bana göre gerçek medeniyet; güçlünün güçsüzü ezmediği, insanın doğayı tüketmediği ve hiçbir canlının gereksiz görülmediği bir hayat kurabilmektir.

Ekonomisi güçlü, toplumu duyarlı, doğası korunan ve canlılara saygılı bir Türkiye hepimizin ortak hedefi olmalıdır.

Hayvanlara değer vermek, doğaya değer vermektir.
Doğaya değer vermek, insana değer vermektir.
İnsana değer vermek ise geleceğe yatırım yapmaktır.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nün bize hatırlattığı en önemli gerçek de budur.

Yaşam bir bütündür. O bütünü koruyabildiğimiz ölçüde geleceği de koruyabiliriz.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?