BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Kapalı
İstanbul hava durumu
25 °

AŞURE: BEREKETİN, PAYLAŞMANIN VE MEDENİYETİN TATLI HAFIZASI

1

(ESRA HASNALÇACI YAZIYOR...)

Muharrem ayının gelişiyle birlikte Anadolu’nun dört bir yanında yine aynı telaş başlar. Kazanlar kurulur, buğdaylar haşlanır, kuru baklagiller ayıklanır, kuru meyveler hazırlanır. Evleri saran tarçın ve karanfil kokusu, sadece bir tatlının değil; asırlardır yaşatılan bir kültürün, paylaşmanın ve bereketin de habercisidir. Çünkü aşure, mutfağımızın sıradan bir lezzeti değil, geçmişten günümüze taşınan kadim bir medeniyet mirasıdır.

Rivayet edilir ki, Nuh Tufanı’nın ardından Hz. Nuh’un gemisinde kalan son erzaklar bir araya getirilmiş, farklı malzemelerden oluşan bu karışım bereketin ve şükrün simgesi olmuştur. O günden bugüne kadar aşure, sadece bir yemek değil; yoklukta umudu, bollukta paylaşmayı, farklılıklar içinde birlik olmayı anlatan bir sembol haline gelmiştir.

Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü, İslam dünyasında önemli bir manevi değere sahiptir. Ancak aşureyi özel kılan yalnızca dini yönü değildir. O, aynı zamanda komşuluğun, dostluğun, vefanın ve toplumsal dayanışmanın da en güzel ifadesidir. Eskiden mahallelerde büyük kazanlarda pişirilen aşureler, kapı kapı dolaştırılır, zengin-fakir ayrımı yapılmadan herkese ikram edilirdi. Bir tabak aşureyle birlikte sadece tatlı değil; sevgi, muhabbet ve gönül bağı da paylaşılırdı.

Belki de dünyada hiçbir tatlı, taşıdığı anlam bakımından aşure kadar zengin değildir. İçinde buğday vardır; emeği ve alın terini temsil eder. Nohut ve fasulye vardır; bereketi anlatır. Kuru üzüm, kayısı ve incir vardır; doğanın cömertliğini simgeler. Ceviz, fındık ve nar taneleri ise bolluğun, çoğalmanın ve güzelliğin ifadesidir. Birbirinden farklı onlarca malzeme, aynı kazanda uyum içinde birleşir. Bu yönüyle aşure, toplum hayatına da sessiz ama güçlü bir mesaj verir:

Farklılıklar ayrılık sebebi değil, zenginlik vesilesidir.

Bugün dünyanın birçok coğrafyasında insanlar renkleri, dilleri, inançları ve düşünceleri nedeniyle ayrışırken, yüzyıllardır kaynayan bir aşure kazanı bize birlikte yaşamanın sırrını anlatmaktadır. Çünkü aşurede hiçbir malzeme diğerini yok etmez; aksine her biri kendi özelliğini koruyarak ortak bir lezzet oluşturur. İşte medeniyet dediğimiz anlayış da tam olarak budur.

Ekonomik açıdan bakıldığında da aşure, Anadolu’nun üretim kültürünün adeta küçük bir özetidir. Buğdaydan nohuda, fasulyeden cevize, fındıktan kuru kayısıya kadar onlarca ürün, çiftçinin emeğiyle sofralarımıza ulaşır. Her kaşık aşurede toprağın bereketi, üreticinin alın teri ve binlerce yıllık tarım geleneğinin izleri vardır. Bu nedenle aşure, yalnızca mutfakta pişen bir tatlı değil; üretimin, emeğin ve paylaşım ekonomisinin de sembolüdür.

Günümüzde hızla değişen yaşam koşulları, insanları birbirinden uzaklaştırırken, dijitalleşen dünyada komşuluk ilişkileri de eski sıcaklığını arar hale gelmiştir. Ancak ne mutlu ki, aşure geleneği hâlâ insanları aynı duyguda buluşturmayı başarıyor. Bir kase aşure götürmek, aslında “Seni unutmadım, sen benim için değerlisin” demenin en zarif yollarından biridir.

Türk kültüründe paylaşmak bereketi artırır. Atalarımız, “Paylaşılan lokma büyür, bölüşülen nimet çoğalır” diyerek dayanışmanın önemini vurgulamıştır. Aşure de bu anlayışın en güzel örneklerinden biridir. Çünkü aşure, tek başına yenmek için değil, ikram edilmek için yapılır. Kazanların büyük olmasının sebebi de budur. Bereket, paylaşıldıkça anlam kazanır.

Belki de bugün insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu şey, bir aşure kazanının etrafında toplanabilme erdemidir. Çünkü hayatın gerçek tadı, sadece sahip olmakta değil; paylaşmakta, hatırlamakta ve birlikte çoğalabilmektedir.

Muharrem ayı vesilesiyle bir kez daha anlıyoruz ki, aşure sadece damaklarda kalan bir lezzet değildir. O; tarihimizin, kültürümüzün, inancımızın, üretim anlayışımızın ve kardeşlik duygumuzun ortak mirasıdır. İçindeki her malzeme gibi, toplumun her ferdinin de ayrı bir değeri vardır. Birlikte olduğumuzda daha güçlü, daha bereketli ve daha güzel bir geleceğe yürüyebiliriz.

Ve belki de bütün bu hikâyenin özeti, bir kaşık aşurenin içinde gizlidir…

Çünkü hayatın gerçek bereketi, aynı kazanda kaynayan farklı tatların oluşturduğu ortak lezzette saklıdır.

Muharrem ayının, ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik getirmesi temennisiyle…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?