BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
28 °

Bodrum’u konuşurken madalyonun öteki yüzüne de bakalım

5

( Şennur Enginler yazıyor... )

Yine bir haftaya Bodrum’la başlıyorum…

Geçtiğimiz hafta Bodrum’da, Türkiye’de İş Dünyası Dergisi tarafından düzenlenen Ekonomiye Yön Verenler Zirvesi, Xanadu Otel’de gerçekleştirildi. Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı ve iş dünyasının önemli isimlerinin katıldığı toplantıda; Türkiye’nin ihracatı, iş güvencesi, kadın girişimciliği ve Bodrum’un ekonomik geleceği üzerine önemli başlıklar konuşuldu.

Bodrum’u yalnızca birkaç aylık yaz turizmine sıkıştırmadan, 12 ay yaşayan, üreten ve gündemde kalan bir turizm merkezi haline nasıl getirebiliriz? sorusuna cevap arandı.

Bence bu tür toplantıların en önemli tarafı da tam olarak bu.

Çünkü Bodrum’u sadece denizi, güneşi, plajları ve restoranlarıyla konuşursak, bu güzel kentin gerçek potansiyelini ıskalarız.

Ama…

Gün geçmiyor ki Bodrum’un başka bir tartışması gündeme gelmesin!

Flaş! Flaş!

“Pahalı Bodrum!”

“Gastro Kazık Bodrum!”

Manşetler peş peşe geliyor.

Öyle bir anlatılıyor ki bazen insanın aklına şu soru geliyor:

Sanki Bodrum dün bedavaydı da bugün bir gecede dünyanın en pahalı turizm merkezi oluverdi!

Oysa Bodrum yeni bir turizm destinasyonu değil.

Yıllardır dünya turizm kulvarında ön sıralarda koşan, Türkiye’nin en bilinen turizm merkezlerinden biri.

Bugün yaşanan fiyat tartışmalarının elbette haklı tarafları var. Sadece Bodrum’a has bir şey mi?

Fahiş fiyat uygulayan, sezon geldi diye fiyat politikasını bir anda değiştiren, “Nasıl olsa turist geliyor” anlayışıyla hareket eden işletmeler yok mu?

Var.

Hem de bunu yok sayamayız.

Turizm sezonunu fırsata çevirmeye çalışan, “Bugün kazanalım, yarın nasıl olsa bu müşteri gelmez” diye düşünen esnaf ve işletmeler de var.

Bunların eleştirilmesi gerektiğine sonuna kadar inanıyorum.

Ama…

“Gastro kazık Bodrum” deyip bütün Bodrum’u aynı kefeye koymak da biraz fazla kolaycılık değil mi?

Üstelik bazı yorumlara bakıyorum; insanın “Acaba Bodrum’a hiç yolu düşmemiş mi?” diye sorası geliyor.

Çünkü madalyonun diğer yüzünde başka bir Bodrum var.

İşini düzgün yapan işletmeler…

Yıllardır aynı kaliteyi korumaya çalışan esnaf…

Müşterisine sadece “turist” gözüyle bakmayan işletmeciler…

Ve bugün “İş yok” diye isyan edenlerle, aynı anda rezervasyonlarına yer açamayan işletmelerin yan yana durduğu bir Bodrum gerçeği var.

Demek ki mesele sadece “Bodrum pahalı” demekten ibaret değil.

Bir yerde müşteri memnuniyeti varsa, hizmet kalitesi varsa, doğru fiyat politikası varsa insanlar hâlâ o işletmeyi tercih ediyor.

O halde biraz daha geniş bakalım.

Bodrum’un fiyatlarını eleştirelim.

Fırsatçılığı eleştirelim.

Tüketicinin hakkını savunalım.

Ama bunu yaparken Bodrum’un tamamını kötüleyen, turizm merkezini değersizleştiren bir dile de teslim olmayalım.

Çünkü bugün Bodrum’un adını sürekli “kazık”, “pahalı”, “gidilmez” başlıklarıyla konuşmanın kime ne kazandırdığını gerçekten merak ediyorum.

İşletmeciye mi?

Çalışana mı?

Turizm sektörüne mi?

Bodrum’a mı?

Türkiye’ye mi?

Yoksa hep birlikte kendi ayağımıza mı sıkıyoruz?

Bir turizm destinasyonunun itibarı yıllar içinde oluşur.

Ama o itibarı birkaç sansasyonel başlıkla zedelemek çok kolaydır.

Üstelik Bodrum yalnızca tatilcinin geldiği bir yer değil.

Burada yaşayan insanlar var.

Çalışanlar var.

Üretenler var.

Turizmden geçimini sağlayan binlerce insan var.

Kadın girişimciler var.

İhracat yapan işletmeler var.

Gastronomi sektörü var.

Kışın da Bodrum’da hayatın devam etmesi için emek veren insanlar var.

Geçtiğimiz hafta katıldığım Ekonomiye Yön Verenler Zirvesi’nde konuşulanlar da aslında tam olarak bunu hatırlattı bana.

Bodrum’u yalnızca yaz sezonunda kaç kişinin geldiğiyle değil, yılın on iki ayında ne ürettiğiyle, ne kadar istihdam yarattığıyla, ne kadar ihracat yaptığıyla ve nasıl bir ekonomik değer oluşturduğuyla konuşmalıyız.

Elbette Bodrum’un pahalı olduğu noktaları konuşacağız.

Elbette tüketicinin yanında olacağız.

Ama biraz da iyi olanı görünür kılacağız.

Çünkü sadece kötü örnekleri büyüttüğümüzde, iyi iş yapanların emeğini de görünmez hale getiriyoruz.

Ve işin en acı tarafı şu:

Bodrum’u yerden yere vururken ne kazanacağımızı değil, ne kaybedeceğimizi hiç düşünüyor muyuz?

Ben düşünüyorum.

Ve açıkçası…

Çok şey kaybederken kazandığımız hiçbir şey göremiyorum.

Bodrum’u eleştirelim.

Ama hakkaniyetle.

Bodrum’u konuşalım.

Ama bütün gerçekleriyle.

Çünkü Bodrum’un ihtiyacı olan şey daha fazla gürültü değil;

daha fazla akıl, daha fazla kalite, daha fazla sürdürülebilirlik ve daha fazla ortak akıl.

Sevgiyle görüşmek dileğiyle…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?