BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
32 °

Bir sofradan daha fazlası: Değer üreten bir liderin hikâyesi

4

( Esra Hasnalçacı yazıyor... )

“Başarılı insanlar şirket kurar; vizyon sahibi insanlar ise kültür inşa eder.”

İş dünyasında bazı isimler vardır ki onları yalnızca kurdukları şirketlerle anlatmak eksik kalır. Çünkü onların başarısı, bilanço rakamlarının çok ötesine uzanır. Ürettikleri değer, dokundukları hayatlar ve geride bıraktıkları iz, onları iş insanı kimliğinin ötesine taşır.

BigChefs’in kurucusu Gamze Cizreli de tam olarak bu isimlerden biri…

Geçtiğimiz günlerde kendisini çalışma ofisinde ziyaret etme fırsatı buldum. Uzun ve samimi sohbetimiz boyunca, Türkiye’nin en güçlü gastronomi markalarından birinin nasıl doğduğunu değil, aslında bir fikrin; inançla, emekle ve insan sevgisiyle nasıl büyük bir değere dönüştüğünü dinledim.

İlk dikkatimi çeken şey, başarısını anlatırken kendisini değil; insanı merkeze koymasıydı.

Çünkü onun için başarı, yalnızca büyüyen bir marka değil; büyüyen umutlar, güçlenen kadınlar, desteklenen üreticiler ve aynı sofrada buluşabilen aileler demekti.

Bugün dünyanın hızla değiştiği, dijitalleşmenin insan ilişkilerini dönüştürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Aynı evde yaşayan insanların bile çoğu zaman aynı masada buluşamadığı bir dönemde, Gamze Cizreli’nin “sofra” kavramına yüklediği anlam beni derinden etkiledi.

Ona göre bir masa sadece yemek yenilen bir yer değildir.

Bir sofra; aile olmanın, paylaşmanın, dinlemenin, anlamanın ve birlikte yaşamanın en güzel hâlidir.

Belki de BigChefs’i farklı yapan en önemli unsur tam da budur.

Oraya giden insanlar yalnızca bir lezzetin peşinden gitmiyor; kendilerini iyi hissettikleri, sohbet ettikleri ve anı biriktirdikleri bir atmosferin parçası oluyorlar.

İşte güçlü markalar tam da böyle doğuyor.

Bir fikrin ticarete dönüşmesiyle değil; bir değerin insanların hayatına dokunmasıyla…

Gamze Cizreli’nin başarı yolculuğunda beni en çok etkileyen noktalardan biri ise doğduğu topraklarla kurduğu bağ oldu.

Diyarbakır’ın kadim kültüründen aldığı misafirperverliği, paylaşmayı ve bereket anlayışını, kurduğu markanın ruhuna taşımayı başarmış.

Köklerinden kopmadan dünyaya açılabilmek…

Sanırım gerçek başarı tam da burada başlıyor.

Çünkü küresel markalar, yerel değerlerini kaybetmeyen insanların ellerinde yükseliyor.

Sohbetimiz ilerledikçe konu kadın girişimciliğine geldi.

Gamze Cizreli’nin bu konudaki yaklaşımı son derece netti.

Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer alabilmesi için yalnızca konuşmanın yeterli olmadığını düşünüyor; fırsat üretmenin gerektiğine inanıyor.

BigChefs bünyesinde kadın girişimcilerin ürettiği yerel ürünlere yer verilmesi, Anadolu’nun dört bir yanındaki kadın emeğinin görünür hâle gelmesi ve küçük üreticilerin büyük bir markanın çatısı altında desteklenmesi, sosyal sorumluluğun ötesinde güçlü bir kalkınma modelidir.

Çünkü güçlü ekonomi, yalnızca büyük yatırımlarla değil; küçük üreticilerin büyümesiyle de mümkün olur.

Bir ülkenin gerçek zenginliği, insan kaynağıdır.

Ve o insan kaynağının yarısını kadınlar oluşturuyorsa, kadın girişimciliğini desteklemek yalnızca sosyal bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur.

Gamze Cizreli’nin ortaya koyduğu vizyon tam da bu anlayışın güçlü bir yansımasıdır.

Beni etkileyen bir diğer konu ise gençlere bakış açısı oldu.

Bugünün gençlerinin yalnızca iş arayan bireyler değil; üreten, fikir geliştiren ve dünyaya değer katabilecek girişimciler olduğuna inanıyor.

Bu nedenle destek verdiği projelerde gençleri merkeze koyuyor.

Çünkü geleceğin ekonomisi, gençlerin hayallerinden doğacak.

Toplumsal sorumluluk anlayışı ise iş dünyasındaki başarısını tamamlayan en önemli özelliklerden biri.

Sivil toplum kuruluşlarına verdiği destek, sosyal projelerde üstlendiği görevler ve toplumsal faydayı merkeze alan yaklaşımı, liderliğin yalnızca yönetmekten ibaret olmadığını gösteriyor.

Gerçek liderlik; dokunabildiğiniz hayatların sayısıyla ölçülür.

Hayatını anlattığı kitabı da aslında bu yolculuğun sessiz tanığı…

Her sayfasında risk almanın, vazgeçmemenin, yeniden başlamanın ve inancın izlerini görmek mümkün.

Başarıya giden yolun kısa olmadığını; ama doğru değerlerle yüründüğünde anlam kazandığını anlatıyor.

Ofisten ayrılırken zihnimde tek bir cümle vardı:

Bazı insanlar restoran açar, bazı insanlar ise insanların yeniden aynı sofrada buluşmasını sağlar.

Gamze Cizreli, yalnızca Türkiye’nin önemli kadın girişimcilerinden biri değildir.

O; üretimin, emeğin, kadın girişimciliğinin, aile değerlerinin, toplumsal dayanışmanın ve gastronominin birleştirici gücünü aynı potada buluşturmayı başaran vizyoner bir liderdir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda BigChefs’i yalnızca başarılı bir restoran zinciri olarak değerlendirmek büyük bir haksızlık olur.

Çünkü o marka, aslında Anadolu’nun bereketini, kadın emeğini, aile sıcaklığını ve birlikte yaşama kültürünü dünyaya anlatan güçlü bir Türkiye hikâyesidir.

Ve bu hikâyenin en kıymetli tarafı, hâlâ yazılmaya devam ediyor.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?