BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
27 °

KADININ İMZASI, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE ATILAN İMZADIR

WhatsApp Image 2026-09-17 at 18.28.44

(Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Bugün İstanbul’da katıldığım bir buluşmadan yalnızca yeni bilgiler, yeni bağlantılar ve yeni fikirlerle ayrılmadım. Bir kez daha şuna tanıklık ettim: Bir kadın güçlendiğinde yalnızca kendi hayatını değil, ailesini, çevresini ve içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal yapıyı da dönüştürme gücüne sahip oluyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla, Halkbank iş birliğinde hayata geçirilen “Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim” programının dördüncü büyük buluşması İstanbul’da gerçekleştirildi. Kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi, kadınların ekonomik hayatta daha etkin rol alması ve kendi işlerini geliştirebilmeleri amacıyla düzenlenen bu buluşmada; finansmandan eğitime, markalaşmadan e-ticarete kadar kadın girişimcilerin yolculuklarına katkı sağlayacak pek çok konu ele alındı.

Ancak benim için bugün anlatılanların anlamı, yalnızca bir eğitim programının ya da bir girişimcilik buluşmasının çok daha ötesindeydi.

Çünkü salonda sadece iş dünyası konuşulmadı. Emek, cesaret, üretim, hayaller, mücadele ve kadınların kendi hikâyelerinin başrolünde yer alma iradesi konuşuldu.

Farklı sektörlerden ve farklı hayat hikâyelerinden gelen kadınların aynı çatı altında buluşması, bana Türkiye’nin girişimcilik potansiyelinin ne kadar geniş olduğunu bir kez daha gösterdi. Kimi yıllardır ürettiği bir ürünü markaya dönüştürmek istiyor, kimi işini büyütmenin yollarını arıyor, kimi dijital dünyada daha güçlü yer almak istiyor, kimi ise belki de ilk kez kendi işini kurabileceğine inanarak yola çıkıyor.

Hepsinin ortak noktası ise üretmek ve kendi ayakları üzerinde durabilmek için duydukları güçlü istek.

Bugün Türkiye’nin ekonomik geleceğini konuşurken kadın girişimciliğini konuşmamak mümkün değil. Çünkü ekonomi yalnızca rakamlardan, büyüme oranlarından ve finansal göstergelerden oluşmuyor. Ekonominin gerçek gücü, üreten insanın emeğinde, cesaretinde ve sahip olduğu fikri ekonomik değere dönüştürebilme imkânında ortaya çıkıyor.

Bir kadın iş kurduğunda aslında yalnızca kendisi için yeni bir kapı açmıyor. Bir marka oluşturuyor, istihdam yaratıyor, tedarik zincirine katılıyor, bulunduğu çevrede ekonomik hareketlilik oluşturuyor ve çoğu zaman başka kadınlara da cesaret veriyor.

Bu nedenle kadın girişimciliğini yalnızca kadınların iş hayatına katılımı olarak görmek bana göre yeterli değil. Bu konu aynı zamanda Türkiye’nin kalkınması, üretim kapasitesinin artırılması ve ekonomik hayatın daha güçlü bir zemine taşınması açısından da büyük önem taşıyor.

“Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim” programının benim açımdan en değerli taraflarından biri de kadınlara yalnızca cesaret vermekle kalmayıp, bu cesareti bilgi ve imkânlarla desteklemeyi amaçlaması.

Çünkü bir kadına “Sen yapabilirsin” demek önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Nasıl yapacağını bilmesi, finansmana ulaşabilmesi, markasını geliştirebilmesi, dijital dünyayı etkin kullanabilmesi, ürününü doğru pazarlayabilmesi ve işini sürdürülebilir hale getirebilmesi de gerekir.

Gerçek anlamda güçlendirme, işte bu noktada başlıyor.

Bir kadının elinden tutmak, onun yerine yürümek değildir. Ona kendi yolunda daha sağlam yürüyebilmesi için gerekli bilgiye, imkâna ve desteğe ulaşabileceği bir alan açmaktır.

Bugün İstanbul’daki buluşmada benim gördüğüm de tam olarak buydu.

Kadınların birbirinden öğrenme isteği, deneyimlerini paylaşması, sorular sorması ve birbirlerine ilham vermesi aslında girişimciliğin yalnızca bireysel bir mücadele olmadığını gösteriyordu. Girişimcilik aynı zamanda dayanışma, bilgi paylaşımı ve birbirinin yoluna ışık olabilme kültürüdür.

Bence kadın girişimciliğinin sürdürülebilirliği açısından bu dayanışma kültürü, finansman ve eğitim kadar değerlidir.

Çünkü bir girişimcinin bazen paradan önce ihtiyacı olan şey, yaşadığı zorluğu anlayan başka bir girişimci, tecrübesini paylaşacak bir mentor, doğru zamanda karşısına çıkacak bir fırsat ya da kendisine “Devam et” diyebilecek bir sestir.

Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer alması yalnızca kadınların meselesi değildir. Bu, Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından da üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konudur.

Bugün bir kadının kazandığı gelir, çoğu zaman yalnızca kendi hayatına dokunmuyor. Ailesine, çocuklarının eğitimine, çevresine, çalışanlarına, müşterilerine ve içinde bulunduğu ekonomik çevreye kadar uzanan bir etki oluşturuyor.

Bu nedenle kadın girişimciliğine yapılan yatırımın karşılığı yalnızca finansal değildir. Bunun sosyal, ekonomik ve toplumsal bir karşılığı da vardır.

Bir kadın üretir, bir marka oluşturur, istihdam yaratır ve kendi ekonomik özgürlüğünü güçlendirirken çevresindeki kadınlara da yeni bir yol gösterebilir.

Bazen bir kadının attığı küçük bir adım, başka bir kadının yıllardır ertelediği hayalini gerçekleştirmesine vesile olabilir.

İşte “Benim İzim” ifadesinin benim için en anlamlı tarafı da burada.

İz bırakmak her zaman büyük bir şirket kurmak ya da büyük rakamlara ulaşmak değildir. Bazen evinin bir köşesinde başladığın üretimi profesyonel bir markaya dönüştürmektir. Bazen ilk müşterini bulmaktır. Bazen ilk çalışanını istihdam etmektir. Bazen de uzun yıllardır içinde taşıdığın bir fikri cesaret ederek hayata geçirmektir.

Asıl iz, insanın kendi hayatında değişim başlatmasıyla oluşuyor.

Bugün salonda kadınların gözlerinde yalnızca başarı arzusu görmedim. Öğrenme, gelişme, paylaşma ve birbirine destek olma isteğini de gördüm. Belki de bu buluşmanın en kıymetli sonuçlarından biri buydu.

Kadınların kendilerini yalnız hissetmediği, deneyimlerini paylaşabildiği ve yeni bağlantılar kurabildiği bir girişimcilik ortamı oluşturmak, gelecekte daha fazla kadının ekonomik hayata katılmasına katkı sağlayabilir.

Türkiye’nin kadın girişimciliğinde önünde hâlâ büyütülmesi gereken önemli bir alan bulunuyor. Kadınların iş gücüne ve istihdama katılımının artırılması, girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi, finansmana ve pazara erişimin kolaylaştırılması, dijitalleşme ve markalaşma konusunda daha fazla fırsat sunulması, bu sürecin önemli parçaları.

Dolayısıyla bugün İstanbul’da gerçekleştirilen bu buluşmayı yalnızca bir günlük bir etkinlik olarak değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum.

Asıl önemli olan, burada edinilen bilginin yarın bir işletmeye, bir markaya, yeni bir ürüne, yeni bir istihdama ve sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüşebilmesi.

Çünkü kadın girişimciliğine verilen her destek, aslında Türkiye’nin üretim gücüne yapılan bir yatırımdır.

Ben bugün İstanbul’dan ayrılırken zihnimde çok net bir düşünce vardı: Kadınların hayallerini büyütmek, Türkiye’nin geleceğini büyütmektir.

Bir kadın başlayacak, başka bir kadın cesaret bulacak. Bir başka kadın onun hikâyesinden ilham alacak. Bu hikâyeler çoğaldıkça yalnızca kadınların değil, Türkiye’nin ekonomik hikâyesi de güçlenecek.

Ben de bir kadın girişimcisi olarak bugün bu buluşmanın bir parçası olmaktan, farklı kadınların hikâyelerine tanıklık etmekten ve paylaşılan deneyimlerden güç almaktan büyük mutluluk duydum.

Çünkü inanıyorum ki kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer aldığı bir Türkiye, üretimden markalaşmaya, istihdamdan ihracata kadar pek çok alanda daha geniş bir potansiyeli harekete geçirebilir.

Bugün İstanbul’da bir zirveye katılmanın ötesinde, kadınların kendi geleceklerine sahip çıkma iradesine tanıklık ettim.

Ve bu buluşmanın bana bıraktığı en güçlü duygu şu oldu:

Kadın kendi işini kurduğunda yalnızca kendi geleceğine yatırım yapmaz. Kendi emeğine, ailesine, çevresine, topluma ve ülkesinin ekonomik geleceğine de değer katar.

İşte benim için “Kendi İşim, Benim İzim” tam olarak bunu ifade ediyor.

Kendi yolunu çizmek, kendi emeğinin değerini bilmek ve kendi hikâyene kendi imzanı atmak…

Bugün İstanbul’da gördüğüm kadınlar, bunun yalnızca bir hayal olmadığını; doğru bilgi, doğru destek, dayanışma ve kararlılıkla gerçeğe dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi.

Ve ben, bu hikâyenin içinde yer alan bir kadın girişimcisi olarak, kendi izimizi bırakacağımız daha güçlü bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyorum.

Çünkü kadınların attığı her sağlam adım, Türkiye’nin geleceğine bırakılan yeni bir izdir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?