
(Esra Hasnalçacı yazıyor...)
Esra Hasnalçacı’nın gözünden: Kültür ve sanatın bir şehri nasıl ekonomik değere dönüştürebileceğine dair Ordu’dan güçlü bir hikâye
Bazı şehirlerin zenginliği yalnızca sahip oldukları doğal güzelliklerle ölçülmez. O şehrin hikâyesi, kültürü, mutfağı, el emeği, gelenekleri ve insanlarının ortaya koyduğu değerler de büyük bir ekonomik potansiyel taşır.
Ordu, tam da böyle bir şehir.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Ordu’da gerçekleştirilmesi, bu nedenle yalnızca kültür ve sanat takvimine eklenen yeni bir organizasyon olarak görülmemeli. Festival, Ordu’nun sahip olduğu kültürel birikimin turizme, gastronomiye ve şehir ekonomisine nasıl daha güçlü biçimde kazandırılabileceğini gösteren önemli bir fırsat.
Festivalin açılış programına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sayın Nadir Alpaslan’ın katılımı, Ordu’nun kültür ve turizm alanındaki potansiyelinin ulusal ölçekte daha görünür hale gelmesi açısından da dikkat çekici.
Fakat benim açımdan bu organizasyonun asıl önemli tarafı, kültürün ekonomiye dokunduğu noktada başlıyor.
Çünkü bir festival, bir şehre yalnızca ziyaretçi getirmez.
O ziyaretçinin otelde konaklamasını, restoranda yemek yemesini, yöresel ürün satın almasını, taksi kullanmasını, şehir esnafından alışveriş yapmasını ve şehrin başka destinasyonlarını keşfetmesini de beraberinde getirir.
Dolayısıyla kültür, doğru değerlendirildiğinde ekonomik bir çarpan etkisi yaratır.
Ordulu Celal Toprak’ın Ordu’ya bakışı
Bu noktada Ordu denildiğinde, şehrin kültür ve turizm değerlerine duyarlılığıyla dikkat çeken Ordulu bir ismin çalışmalarını da ayrıca hatırlamak gerekiyor: Celal Toprak.
İnsan merkezli çalışmaları ve Anadolu’nun değerlerini görünür kılma çabalarıyla tanınan Celal Toprak’ın, Türkiye’de İş Dünyası Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni olarak iş dünyası ile şehirlerin ekonomik potansiyeli arasındaki ilişkiye verdiği önem dikkat çekiyor.
Onu Ordu açısından önemli kılan yalnızca Ordulu olması değil.
Asıl önemli olan, Ordu’nun değerlerinin ekonomik karşılığını görebilen ve bunu iş dünyasının gündemine taşıyabilen bir anlayışa sahip olması.
Çünkü bugün şehirlerin kalkınmasında yerel değerleri ekonomik değere dönüştürebilmek her zamankinden daha önemli.
Ordu’nun fındığı, yöresel mutfağı, yaylaları, geleneksel el sanatları, müziği, doğal güzellikleri ve kültürel mirası ayrı ayrı değerler. Ancak bunları ortak bir hikâyede buluşturabildiğinizde güçlü bir şehir markası ortaya çıkıyor.
Kültür, gastronomiyi de büyütüyor
Ordu’nun önünde çok önemli bir gastronomi fırsatı bulunuyor.
Festival için şehre gelen bir ziyaretçi yalnızca bir konseri veya atmosferi görmekle kalmamalı; Ordu mutfağını da tanımalı.
Yöresel yemekler, fındık ürünleri, geleneksel tatlar, yerel üreticilerin ürünleri ve kadın girişimcilerin hazırladığı yöresel ürünler, turizm deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline getirilmeli.
Çünkü gastronomi, artık turizmin tamamlayıcı unsuru değil, başlı başına bir destinasyon sebebi.
Bir ziyaretçi bir şehri yalnızca gezmek için değil, o şehrin mutfağını deneyimlemek için de tercih edebiliyor.
Ordu bunu çok iyi değerlendirebilir.
Festival dönemlerinde oluşan hareketliliğin yerel üreticiye, restoranlara, otellere, kafelere ve küçük işletmelere yayılması; kültür ekonomisinin tabana doğru genişlemesi anlamına geliyor.
Asıl hedef: Festivali 12 aya yaymak
Burada kritik nokta ise festivalin sona ermesinden sonra ne olacağı.
Ordu’nun hedefi yalnızca festival günlerinde hareketlenen bir şehir olmak olmamalı.
Festival, Ordu’nun 12 aylık turizm potansiyelinin başlangıç noktası haline gelmeli. Kayserili biri olarak 5 kere Ordu ya gitmiş isem bunun farkında olmaktan çok mutluyum.
Kültür turizmi, gastronomi, doğa turizmi, yayla turizmi ve deniz turizmi birbirini tamamlayan bir yapı içinde ele alınabilirse Ordu’nun turizm ekonomisinde çok daha güçlü bir konuma ulaşması mümkün.
Bu noktada yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının, iş dünyasının, turizm sektörünün, gastronomi temsilcilerinin ve üreticilerin aynı hedef etrafında buluşması büyük önem taşıyor.
Çünkü şehir ekonomisi ancak bütün aktörlerin aynı hikâyenin parçası olmasıyla büyüyebilir.
Ordu’nun hikâyesi ekonomik bir değere dönüşebilir
Ben Ordu’ya baktığımda yalnızca güzel bir Karadeniz şehri görmüyorum.
Aynı zamanda kültürünü ekonomik değere dönüştürme potansiyeli çok yüksek bir şehir görüyorum.
Türkiye Kültür Yolu Festivali bu potansiyeli görünür hale getiren önemli adımlardan biri.
Şimdi yapılması gereken, festivalin yarattığı ilgiyi kalıcı bir marka değerine dönüştürmek.
Ordu’nun kültürünü korurken onu geleceğin ekonomisine taşımak…
Gastronomisini turizmin güçlü bir parçası haline getirmek…
Yerel üreticiyi desteklemek…
Şehre gelen ziyaretçinin konaklama süresini ve harcamasını artırmak…
Ve en önemlisi, Ordu’nun hikâyesini Türkiye’ye ve dünyaya daha güçlü anlatmak.
Bence kültür festivallerinin gerçek başarısı tam da burada yatıyor.
Bir şehir kültürünü ne kadar güçlü anlatırsa, ekonomik değerini de o kadar büyütür.
Ordu bugün bu yolun önemli bir eşiğinde.
Ve Ordulu Celal Toprak gibi, memleketinin değerlerini Türkiye’nin iş dünyası ve ekonomi gündemine taşıyan isimlerin varlığı da bu hikâyenin daha geniş kitlelere ulaşması açısından önemli.
Belki de artık Ordu için mesele yalnızca “Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapmak” değil.
Kültür yolunu, şehrin ekonomik kalkınma yoluna dönüştürmek.
Ordu’nun önünde tam da böyle bir fırsat var.
