
Elektrik-elektronik sektöründe 2026 yılı için 20 milyar dolarlık ihracat hedefleniyor. TET Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, bu büyümenin sürdürülebilir olması için geleneksel yöntemlerin ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, yurt dışında doğrudan dağıtım kanalları kurulması, şirket ve marka satın almaları ile dijital dönüşüm ve yapay zekâ yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Kavaklıoğlu, Suriye ve Ukrayna’nın da önümüzdeki dönemde önemli pazarlar haline gelebileceğine dikkat çekti.
Türkiye’nin elektrik-elektronik sektörü ihracatta yeni bir döneme hazırlanıyor. 200’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren sektör, 2026 yılı sonunda 20 milyar dolarlık ihracat hedefliyor.

Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, sektörün mevcut ihracat performansının hedefe ulaşılabileceğini gösterdiğini belirterek, bundan sonraki süreçte yalnızca ihracat rakamlarını artırmanın yeterli olmayacağını söyledi.
Kavaklıoğlu, sektörün daha yüksek katma değer üreten ve küresel pazarlardaki konumunu güçlendiren bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı.
8 ayda ihracat yüzde 11 arttı
Elektrik-elektronik sektörünün ihracatı son yıllarda istikrarlı bir yükseliş gösterdi. 2021 yılında 14,4 milyar dolar olan sektör ihracatı, 2022’de 15,5 milyar dolara, 2023’te 16,5 milyar dolara, 2024’te 17 milyar dolara ve 2025’te 18 milyar dolara ulaştı.
2026’nın ocak-ağustos döneminde ise sektörün ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 11,6 milyar dolardan 12,8 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde kilogram başına ihracat birim fiyatı da 7,71 dolardan 9,16 dolara çıktı.
Kavaklıoğlu, yılın son aylarında ihracatın daha güçlü seyretmesini beklediklerini belirterek, “20 milyar dolarlık hedefimizi ulaşılabilir görüyoruz” mesajı verdi.
Avrupa önemli ama yeni pazarlar şart
Sektör ihracatının önemli bölümünü Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyor. 2025 yılında elektrik-elektronik ihracatının yüzde 66’sı Avrupa Birliği ve diğer Avrupa ülkelerine yapıldı.
Avrupa’nın sektör açısından önemini koruduğunu belirten Kavaklıoğlu, buna karşın ihracatın daha geniş bir coğrafyaya yayılması gerektiğini söyledi.
Kavaklıoğlu’na göre sektörün yeni dönemde daha hızlı büyüyebilmesi için geleneksel ihracat yöntemlerinin yanında farklı modellerin de devreye alınması gerekiyor.
“Aynı yöntemlerle daha büyük ivme yaratamayız”
Türk sanayisinin üretim teknolojisi, ürün kalitesi, sertifikasyon ve müşteri taleplerine hızlı cevap verme konusunda önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Kavaklıoğlu, ihracatta yeni bir büyüme modeline ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Fuarlar, alım heyetleri ve ticaret heyetlerinin bugüne kadar sektöre önemli katkılar sunduğunu kaydeden Kavaklıoğlu, bundan sonraki süreçte bu yöntemlere yenilerinin eklenmesi gerektiğini söyledi.Kavaklıoğlu, “Aynı şeyleri yaparak daha büyük bir ihracat ivmesi yaratamayız” diyerek, özellikle yurt dışında doğrudan dağıtım kanallarının kurulması ve şirket ya da marka satın almalarının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
ABD pazarı için yeni strateji
Gelişmiş ülkelerde doğrudan dağıtım kanallarının kurulmasının ihracatçılara önemli avantajlar sağlayabileceğini belirten Kavaklıoğlu, özellikle ABD pazarına dikkat çekti.Yerel distribütörler üzerinden satış yapmak yerine doğrudan pazara ulaşmanın hem katma değeri artırabileceğini hem de Türk firmalarının müşteriye daha yakın olmasını sağlayabileceğini ifade eden Kavaklıoğlu, ABD için alt sektörlerin ihtiyaçlarına göre farklı stratejiler geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Şirket ve marka satın almalarının da ihracatta yeni bir büyüme aracı olabileceğini belirten Kavaklıoğlu, bazı pazarlarda sıfırdan yapılanma yerine mevcut şirketlerin satın alınmasının daha hızlı sonuç verebileceğini kaydetti.
“Hibe değil, doğru teşvik gerekiyor”
Kavaklıoğlu, kamu tarafından sağlanacak desteklerde de yeni bir yaklaşım gerektiğini belirterek, hibe mekanizmaları yerine uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman modellerinin geliştirilmesi çağrısında bulundu.Özellikle ihracatçı firmaların yurt dışındaki büyüme yatırımlarını destekleyecek finansman modellerinin sektörün rekabet gücünü artırabileceğini ifade etti.
Yapay zekâ ve dijital dönüşüm öncelik olacak
Sektörün geleceğinde dijital dönüşüm ve yapay zekânın da belirleyici olacağını belirten Kavaklıoğlu, firmaların üretim süreçlerini yeni teknolojilere göre yeniden şekillendirmesi gerektiğini söyledi.Kapasite kullanımı, makine verimliliği, üretim süreçleri ve veri yönetiminin yeniden analiz edilmesi gerektiğine işaret eden Kavaklıoğlu, dijital dönüşüme daha hızlı uyum sağlayan şirketlerin küresel rekabette öne çıkacağını vurguladı.
Finansmanda asıl sorun maliyet
İhracatçıların finansmana erişimi konusunda ise “erişim” ve “maliyet” kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Kavaklıoğlu, asıl baskının yüksek finansman maliyetinden kaynaklandığını söyledi.İhracatını düzenli yapan ve kredibilitesi güçlü şirketlerin finansmana ulaşabildiğini belirten Kavaklıoğlu, yüksek faiz oranlarıyla yatırım yapmanın ve işletme sermayesini finanse etmenin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
Merkez Bankası ve Türk Eximbank tarafından sağlanan reeskont kredilerinin ihracatçılar açısından önemli bir kaynak olduğunu belirten Kavaklıoğlu, döviz dönüşüm desteğinin de sektörün rekabetçiliğine katkı sağladığını kaydetti.
“Sanayi üretmezse hizmet sektörü de olmaz”
Elektrik-elektronik sektörünün geleceğinde nitelikli insan kaynağının da kritik bir rol oynayacağını belirten Kavaklıoğlu, sanayinin önümüzdeki 10-20 yılda ihtiyaç duyacağı yetkinliklerin bugünden planlanması gerektiğini söyledi.Yalnızca kalifiye ara eleman ihtiyacına değil, değişen üretim teknolojilerine uyum sağlayabilecek nitelikli insan kaynağına da odaklanılması gerektiğini vurgulayan Kavaklıoğlu, eğitim sistemi ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kavaklıoğlu, güçlü bir hizmet ekonomisinin arkasında güçlü bir üretim altyapısının bulunması gerektiğini belirterek, “Üretmeden sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlayamayız. Sanayi üretmezse hizmet sektörü de olmaz” dedi.
Suriye ve Ukrayna yeni fırsat kapısı olabilir
Yakın coğrafyada yaşanabilecek normalleşmenin elektrik-elektronik sektörü için yeni fırsatlar oluşturabileceğini belirten Kavaklıoğlu, özellikle Suriye ve Ukrayna’yı potansiyel pazarlar arasında gösterdi.
Suriye’de şartların normalleşmesiyle birlikte beyaz eşyadan kabloya, trafodan jeneratöre kadar çok sayıda ürün grubunda önemli bir talep oluşabileceğini belirten Kavaklıoğlu, Türkiye’nin coğrafi yakınlığı, üretim gücü ve hızlı tedarik kabiliyetiyle avantajlı konumda olduğunu söyledi.
Ancak bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için ticaretin önündeki gümrük bariyerlerinin azaltılması ve karşılıklı ticareti kolaylaştıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ukrayna’nın da savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde önemli bir pazar haline gelebileceğini belirten Kavaklıoğlu, Türkiye’nin coğrafi yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısının bu süreçte önemli avantaj sağlayabileceğini ifade etti.
Her alt sektör için farklı strateji
TET’in yeni dönemde sektörün mevcut durumunu kapsamlı biçimde analiz etmeye hazırlandığını belirten Kavaklıoğlu, üretim kapasitesi, kapasite kullanım oranları, ihracat potansiyeli ve yeni yatırım ihtiyaçlarının ayrı ayrı değerlendirileceğini söyledi.
Her alt sektör için aynı stratejinin uygulanmasının doğru olmayacağını vurgulayan Kavaklıoğlu, hangi sektörün hangi pazarda ve hangi yöntemle büyüyebileceğinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Kavaklıoğlu, yapılacak analizlerin ardından sektörün yeni dönemdeki çalışmalarının daha hedefli ve sonuç odaklı şekilde yürütüleceğini belirtti.
