BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Parçalı Az Bulutlu
İstanbul hava durumu
21 °
  • ANASAYFA
  • ŞÖYLEŞİ
  • BİR PASTANEDEN DAHA FAZLASI: HİSAR’IN DÖRDÜNCÜ ADIMI VE KAYSERİ’DE DEĞİŞEN HİZMET ANLAYIŞI

BİR PASTANEDEN DAHA FAZLASI: HİSAR’IN DÖRDÜNCÜ ADIMI VE KAYSERİ’DE DEĞİŞEN HİZMET ANLAYIŞI

12

( Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Kayseri’de bazı markaların gelişimine yakından baktığınızda, yalnızca bir işletmenin büyümesine değil, aynı zamanda şehrin ticaret, hizmet ve girişimcilik kültürünün nasıl geliştiğine de tanıklık ediyorsunuz. Bugün Çay Bağları’nda ziyaret ettiğim Hisar Pastanesi’nin dördüncü mekânı da bende tam olarak böyle bir iz bıraktı.

Gökhan Göktepe’nin girişimcilik yolculuğunda Hisar Pastanesi artık dördüncü adresine ulaşmış durumda. Ancak bu yeni mekânı benim açımdan önemli kılan yalnızca “dördüncü şube” olması değil. Asıl dikkat çekici olan, markanın büyürken kendisini de yenilemesi ve müşterisine sunduğu deneyimin sınırlarını genişletmesi.

Hisar’ı bugüne kadar daha çok pasta, tatlı, kahve ve çay denildiğinde akla gelen bir marka olarak biliyoruz. Çay Bağları’ndaki yeni mekânda ise bu anlayışın daha kapsamlı bir yeme-içme deneyimine dönüştüğünü görmek mümkün. Kahvaltıdan yemek seçeneklerine, aperatiflerden Kayseri mutfağına, pizza fırınından balık çeşitlerine kadar uzanan geniş bir menü hazırlanmış. Elbette markanın geleneksel kimliğini oluşturan pasta, tatlı, kahve ve çay da bu yapının içerisinde yerini koruyor.

Bence burada asıl önemli olan çeşitliliğin kendisinden çok, bu çeşitliliğin arkasındaki düşünce.

Çünkü bugün müşterinin beklentisi değişti. İnsanlar artık yalnızca iyi bir ürün satın almak istemiyor; gittikleri mekânda kendilerini rahat hissetmek, iyi karşılanmak, farklı seçenekler bulabilmek ve ödedikleri ücretin karşılığında gerçek bir değer görmek istiyor. Bu nedenle günümüz hizmet sektöründe başarıyı yalnızca mutfağın lezzetiyle değerlendirmek mümkün değil. Mekânın atmosferinden, her birini işletme sahibi sandığım personelin yaklaşımına, ürün çeşitliliğinden fiyat politikasına kadar bütün unsurlar birlikte değerlendiriliyor.

Hisar Pastanesi’nin Çay Bağları’ndaki yeni adresinde benim dikkatimi çeken de bu bütünlük oldu.

Mekâna ilk girdiğiniz anda yüksek tavanın oluşturduğu ferahlık hissediliyor. İç tasarımda kullanılan turuncu detaylar ise ortama sıcak ve enerjik bir karakter kazandırıyor. Buna rağmen mekânın genel atmosferi yorucu değil; aksine sakin, rahat ve uzun süre oturup sohbet edebileceğiniz bir his veriyor. Bu açıdan bakıldığında dekorasyonun yalnızca görsel bir tercih olarak değil, müşterinin mekânla kuracağı ilişkinin bir parçası olarak düşünüldüğü izlenimini edindim.

Fakat bir işletmenin gerçek kimliğinin dekorasyonla başlamadığını, asıl olarak insan ve hizmet unsurunda ortaya çıktığını düşünüyorum.

Bugünkü ziyaretimde çalışanların güler yüzlü, uyumlu ve birbirlerini tamamlayan yaklaşımı özellikle dikkatimi çekti. Hizmet sektöründe çalışanların tavrı, çoğu zaman markanın müşteride bıraktığı ilk ve en kalıcı izdir. En iyi ürünü hazırlayabilirsiniz; ancak müşterinizi iyi karşılamıyor, ihtiyaçlarını anlamıyor ve ona kendisini değerli hissettirmiyorsanız, o ürünün tek başına yeterli olması mümkün değil.

Bu nedenle daha ilk haftasında çalışan ekibin uyumunu ve hizmet yaklaşımını olumlu bir gözlem olarak değerlendiriyorum.

Elbette yeni açılan bir mekânı değerlendirirken objektif olmak gerekir. İlk günlerin heyecanı ile uzun vadeli marka başarısını birbirinden ayırmak önemlidir. Bir işletmenin mutfak düzeninin, servis sisteminin, ürün standardının ve ekip koordinasyonunun zaman içerisinde daha da oturması beklenir. Bu nedenle benim bugünkü değerlendirmem, Hisar’ın Çay Bağları’ndaki yeni adresinin bir “başlangıç fotoğrafı”.

Ve bu fotoğrafın benim açımdan oldukça olumlu olduğunu söyleyebilirim.

Özellikle mutfak tarafındaki çeşitlilik, markanın klasik pastane anlayışının dışına çıkma konusunda kararlı olduğunu gösteriyor. Güne kahvaltıyla başlayabileceğiniz, öğle veya akşam yemeğinde farklı alternatifler bulabileceğiniz, Kayseri’ye özgü lezzetleri deneyebileceğiniz, pizza tercih edebileceğiniz ya da balık ve farklı yemek seçeneklerine yönelebileceğiniz bir yapı oluşturulmuş.

Bunun üzerine kahve, çay, pasta ve tatlı kültürü eklendiğinde ortaya günün farklı saatlerinde kullanılabilecek daha geniş bir mekân anlayışı çıkıyor.

Bu durumun marka açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu düşünüyorum.

Çünkü müşteri artık yalnızca özel bir gününde pasta almak için değil; ailesiyle kahvaltı yapmak, arkadaşlarıyla yemek yemek, iş görüşmesi gerçekleştirmek, kısa bir kahve molası vermek veya akşam yemeğinde farklı bir seçenek değerlendirmek için de aynı markayı tercih edebiliyor.

Bu da işletmenin müşteriyle kurduğu ilişkinin daha sürekli hâle gelmesini sağlayabilecek bir model.

Burada Kayseri mutfağına ayrıca değinmek gerekiyor.

Kayseri, ticaret ve sanayi kimliğinin yanında çok güçlü bir gastronomi kültürüne sahip. Mantısından yağlamasına, pastırmasından sucuğuna kadar şehrin kendine özgü çok sayıda değeri bulunuyor. Bu değerlerin yerel işletmeler aracılığıyla daha görünür hâle gelmesi, Kayseri’nin gastronomi alanındaki marka değerine de katkı sağlayabilir.

Ancak geleneksel mutfağı yaşatmak kadar onu günümüz tüketicisinin beklentileriyle buluşturmak da önemli. Bence Hisar’ın yeni konseptinde dikkat çeken noktalardan biri, Kayseri’nin yerel lezzetleriyle farklı mutfak alternatiflerini aynı çatı altında buluşturma çabası.

Bir tarafta yerel mutfak, diğer tarafta pizza; bir tarafta kahvaltı, diğer tarafta balık; günün sonunda ise pasta ve kahve…

Bu çeşitlilik doğru yönetildiği takdirde markaya önemli bir hareket alanı kazandırabilir.

Elbette çeşitliliğin artması beraberinde başka bir sorumluluğu da getiriyor: kalite standardını korumak.

Bir işletme menüsünü genişlettikçe operasyonel olarak daha fazla şeyi aynı anda yönetmek zorunda kalır. Farklı ürünlerin tedariki, mutfak organizasyonu, personel eğitimi, servis hızı ve ürün standardının korunması daha fazla dikkat ister. Dolayısıyla Hisar’ın bundan sonraki başarısında yalnızca menünün genişliği değil, bu menünün aynı kalite çizgisinde sürdürülebilmesi belirleyici olacaktır.

Fiyat konusu da bugün her zamankinden daha önemli.

Ekonomik şartların tüketici davranışlarını doğrudan etkilediği bir dönemde insanlar, dışarıda yemek yerken yalnızca lezzete değil, fiyat ile aldığı hizmet arasındaki dengeye de bakıyor. Benim bugünkü ziyaretimde oluşan izlenim, Hisar’ın ürün çeşitliliği, lezzet ve fiyat arasında ulaşılabilir bir denge kurmaya çalıştığı yönünde.

Elbette fiyat algısı kişiden kişiye değişebilir. Ancak benim açımdan sunulan ürünlerin lezzeti ve çeşitliliği düşünüldüğünde fiyatların makul ve ulaşılabilir tutulmaya çalışılması olumlu bir nokta.

Bir iş dünyası yazısı açısından Hisar’ın dördüncü mekânını daha geniş bir çerçevede değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

Çünkü bir şubenin açılması yalnızca yeni bir tabela ve yeni bir satış noktası anlamına gelmiyor. Bunun arkasında istihdam var, tedarik var, üretim var, lojistik var ve şehir ekonomisine yayılan bir hareketlilik var.

Bir restoran veya pastane büyüdüğünde yalnızca kendi kasasını büyütmez. Gıda üreticisinden tedarikçisine, lojistik hizmetlerinden mutfak ekipmanlarına, çalışanlarından çevresindeki diğer hizmet sektörlerine kadar geniş bir ekonomik zinciri harekete geçirir.

Bu nedenle Kayseri’de yerel markaların büyümesini yalnızca işletme sahiplerinin ticari başarısı olarak görmüyorum. Her başarılı ve sürdürülebilir yerel marka, aynı zamanda şehrin ekonomik ve sosyal canlılığına katkı sağlayabilecek bir değer oluşturuyor.

Hisar Pastanesi’nin dördüncü şubesini de bu perspektiften değerlendirdiğimde, benim karşıma yalnızca yeni açılmış bir mekân çıkmıyor. Geçmişten gelen marka deneyimini yeni bir konseptle geleceğe taşıma çabası görüyorum.

Üstelik dört farklı noktada faaliyet göstermek, beraberinde ciddi bir yönetim sorumluluğu getiriyor. Bir mekânda kaliteyi korumak başka, dört farklı noktada aynı marka standardını sürdürebilmek başka bir mesele. Personel yönetimi, ürün standardizasyonu, tedarik zinciri, müşteri memnuniyeti ve operasyonun aynı çizgide ilerlemesi artık çok daha büyük bir organizasyon gerektiriyor.

Bu nedenle dördüncü şubeyi yalnızca bir sayı olarak değil, markanın bugüne kadar edindiği deneyimin bir sonucu olarak görmek gerekiyor.

Gökhan Göktepe’nin girişimcilik hikâyesinde benim dikkatimi çeken de bu devamlılık.

Bir işletmeyi açmak elbette cesaret ister. Fakat asıl mesele, işletme belirli bir başarıya ulaştıktan sonra kendini tekrar etmeyip yeni ihtiyaçları görerek yoluna devam edebilmektir.

Hisar’ın Çay Bağları’ndaki yeni mekânında benim gördüğüm, tam olarak böyle bir yenilenme arayışı.

Ben bugün oraya öncelikle bir ziyaretçi ve müşteri olarak gittim. Fakat bir iş dünyası perspektifiyle baktığımda, mekânın arkasındaki girişimcilik iradesini de görmeye çalıştım.

Benim açımdan güzel olan taraf ise bu değerlendirmenin yalnızca dekorasyon veya ilk izlenim üzerinden yapılmaması gerektiğini bilmek.

Bir markanın gerçek sınavı bundan sonra başlayacak.

İlk haftanın heyecanı geçtikten sonra müşteri memnuniyeti aynı seviyede kalacak mı?

Menüdeki çeşitlilik kaliteyle birlikte sürdürülebilecek mi?

Çalışanların bugün gördüğümüz uyumu zaman içerisinde korunabilecek mi?

Fiyat ve kalite dengesi devam edecek mi?

Ve en önemlisi, Hisar müşterisinin yıllar sonra da güvenerek tercih ettiği bir marka olmayı sürdürebilecek mi?

Bence bütün bu soruların cevabı, markanın gelecekteki gerçek başarısını belirleyecek.

Bugün için ise söyleyebileceğim şey oldukça net:

Hisar Pastanesi’nin Çay Bağları’ndaki dördüncü mekânı, markanın geçmişteki kimliğini korurken hizmet anlayışını genişletmeye ve kendisini yeni bir müşteri deneyimi üzerinden yeniden tanımlamaya çalıştığı güçlü bir başlangıç izlenimi veriyor.

Yüksek tavanıyla ferah, tasarımıyla sıcak, çalışanlarıyla güler yüzlü; kahvaltıdan yemeğe, Kayseri mutfağından pizzaya, balıktan aperatiflere, pasta ve tatlıdan kahve ve çaya uzanan geniş ürün yelpazesiyle farklı beklentilere cevap vermeye çalışan bir mekân ortaya çıkmış.

Bundan sonraki mesele ise bu başlangıcı sürdürülebilir bir başarıya dönüştürmek.

Çünkü benim için gerçek marka olmak; güzel bir mekân açmaktan, geniş bir menü hazırlamaktan veya yeni bir şube duyurmaktan çok daha fazlası.

Gerçek marka, müşterisinin güvenini yıllar boyunca koruyabilen markadır.

Gerçek başarı ise büyürken kaliteyi, insanı ve müşteriyi merkezin dışına çıkarmamaktır.

Bugün Çay Bağları’nda gördüğüm Hisar Pastanesi’nin dördüncü adımını, bu anlayışa doğru atılmış değerli bir adım olarak görüyorum.

Gökhan Göktepe’yi ve emeği geçen tüm Hisar Pastanesi ekibini kutluyor, yeni mekânın Kayseri’ye ve Çay Bağları’na hayırlı olmasını diliyorum.

Bazen bir mekânı anlatmak için yalnızca ne yediğinizi söylemek yetmez.

O mekânın neden açıldığını, nasıl büyüdüğünü, insana ne hissettirdiğini, şehre ne kattığını ve geleceğe dair ne söylediğini de görmek gerekir.

Benim bugünkü ziyaretimde Hisar Pastanesi’nde gördüğüm hikâye biraz da buydu:

Bir pastanenin dördüncü şubesi değil yalnızca; yerel bir markanın büyürken kendisini yenileme, müşterisini daha iyi tanıma ve Kayseri’nin hizmet ve gastronomi kültüründe daha güçlü bir yer edinme çabası.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?