BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Az Bulutlu
İstanbul hava durumu
24 °

Yaşayan Tarihin İzinde: Üreten, Güçlenen ve Vefa Duyan Türkiye

WhatsApp Image 2026-09-20 at 23.30.33

(Esra Hasnalaçacı yazıyor...)

Bazı günler vardır; takvim yaprağından ibaret değildir. Bir milletin hafızasını, vicdanını ve geleceğe karşı sorumluluğunu hatırlatır. 19 Eylül Gaziler Günü de benim için tam olarak böyle bir gündür.

Gazilik, bir unvanın çok ötesindedir. Gazilik; vatan için göze alınan bedelin, fedakârlığın, cesaretin ve millet sevgisinin yaşayan bir hatırasıdır. Bugün üzerinde özgürce yaşadığımız bu toprakların, güven içerisinde kurduğumuz işlerin, fabrikalarımızın, işletmelerimizin, sofralarımızın ve çocuklarımızın geleceğe dair hayallerinin arkasında, geçmişte ödenmiş büyük bedeller vardır.

19 Eylül’ün anlamı da buradan gelir. 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya Gazi unvanı ve Mareşal rütbesi verilmesinin 105. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bugün aynı zamanda vatanımız için mücadele etmiş tüm gazilerimizi minnet ve şükranla hatırladığımız anlamlı bir gün.

Ben bir iş insanı olarak 19 Eylül’e yalnızca geçmişin bir hatırası olarak bakmıyorum. Çünkü güçlü bir ülke yalnızca ekonomik büyüklükleriyle değil; değerlerine sahip çıkması, insanına verdiği kıymet ve geleceğini hangi bilinç üzerine kurduğu ile güçlüdür.

Ekonomi dediğimiz kavramın merkezinde de aslında insan vardır.

Üreten insan, çalışan insan, yatırım yapan insan, istihdam sağlayan insan ve geleceğine güvenle bakan insan…

Bütün bunların gerçekleşebilmesi için ise önce huzur, güven ve istikrar gerekir. İş dünyasının yatırım yapabilmesi, sanayicinin üretim yapabilmesi, girişimcinin cesaretle yeni bir adım atabilmesi ve gençlerimizin yarınlara umutla bakabilmesi; güçlü bir ülke ve güvenli bir gelecek anlayışıyla doğrudan bağlantılıdır.

İşte gazilerimizin fedakârlığına bugün bir de bu pencereden bakmamız gerektiğine inanıyorum.

Onlar geçmişte vatanın güvenliği için bedel ödediler. Bizlerin sorumluluğu ise bugün bize bırakılan emaneti daha güçlü, daha üretken, daha adil ve daha müreffeh bir Türkiye’ye dönüştürmektir.

Çünkü vatan sevgisi yalnızca zor günlerde ortaya çıkan bir duygu değildir.

Vatan sevgisi; işimizi en iyi şekilde yapmak, üretmek, istihdam yaratmak, gençlerimize fırsat sunmak, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasını sağlamak, ülkemizin kaynaklarını doğru kullanmak ve Türkiye’nin geleceğine güvenmektir.

Gazilerimizin bize bıraktığı mirası yaşatmanın en anlamlı yollarından biri de budur.

Bugün gazilerimize baktığımda yalnızca geçmişte mücadele etmiş kahramanları değil, bize sorumluluk hatırlatan yaşayan birer tarih görüyorum. Onların hayatları, özgürlüğün ve bağımsızlığın kendiliğinden kazanılmış değerler olmadığını bizlere anlatıyor. Nitekim kamu kurumlarının 19 Eylül mesajlarında da gaziler, bağımsızlığın ve millî iradenin hangi fedakârlıklarla korunduğunu hatırlatan birer yaşayan tarih olarak ifade ediliyor.

Bu nedenle 19 Eylül’ü yalnızca bir anma günü olarak görmemeliyiz.

Bu günü aynı zamanda bir vefa, bir muhasebe ve bir sorumluluk günü olarak değerlendirmeliyiz.

Gazilerimizin bugün ihtiyaç duyduğu şey yalnızca güzel sözler değildir. Elbette saygımız, minnetimiz ve sevgimiz her zaman başımızın tacıdır. Ancak vefa, sözün ötesine geçtiğinde anlam kazanır.

Gazilerimizin ve ailelerinin hayatını kolaylaştırmak, sosyal ve ekonomik hayatta karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek, çalışma hayatında önlerini açmak ve toplumun her alanında kendilerini değerli hissetmelerini sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Devletin bu alandaki sosyal ve özlük haklarını geliştirmeye yönelik çalışmalarının da bu anlayışın önemli bir parçası olduğunu görüyoruz.

Ben inanıyorum ki güçlü Türkiye; yalnızca güçlü ekonomisi olan Türkiye değildir.

Güçlü Türkiye, geçmişine vefa gösteren, bugününü akılla yöneten ve yarınını cesaretle inşa eden Türkiye’dir.

Gazilerimizin verdiği mücadele ile bizlerin bugün verdiği ekonomik ve sosyal mücadele arasında belki yöntemler farklıdır; ancak ortak bir değer vardır: Türkiye’nin daha güçlü ve daha güzel yarınlara ulaşması.

Dün onlar cephede ülkenin geleceği için mücadele etti.

Bugün bizler; fabrikalarımızda, işletmelerimizde, üniversitelerimizde, tarlalarımızda, laboratuvarlarımızda, teknoloji merkezlerimizde ve hayatın her alanında Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz.

Onların bize bıraktığı bağımsızlığı, bizim gelecek nesillere daha güçlü bir ekonomi, daha güçlü bir toplum ve daha güçlü bir ülke olarak bırakmamız gerektiğine inanıyorum.

19 Eylül bana bunu hatırlatıyor.

Bir milletin gerçek zenginliği yalnızca sahip olduğu ekonomik değerlerde değil; uğruna bedel ödenmiş değerlerine ne kadar sahip çıktığında saklıdır.

Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımızın bağımsızlığı ve bütünlüğü uğruna mücadele etmiş tüm gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum.

Ebediyete intikal etmiş gazilerimize Allah’tan rahmet diliyor; hayatta olan tüm gazilerimize, kıymetli ailelerine sağlık, huzur ve uzun ömür diliyorum.

Bugün onların huzurunda bir kez daha söylüyorum:

Bizlere emanet ettiğiniz vatanı, yalnızca korumak değil; üretmek, büyütmek, güçlendirmek ve gelecek nesillere daha müreffeh bir Türkiye olarak bırakmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur.

19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.

Gazilerimizin fedakârlığı, milletimizin hafızasında ve Türkiye’nin geleceğinde daima yaşayacaktır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?