Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
18 °

Bafa’nın Kıyısında Bir Tabaktan Binlerce Yıllık Hikâyeye

WhatsApp Image 2026-10-05 at 12.13.47

(Şennur Enginler yazıyor...)

Kapıkırı’ya bu kez arkadaşlarımın ısrarlı tavsiyesiyle düştü yolum. Bafa Gölü’nün kıyısında, Herakleia’nın taşları arasında başlayan kısa yolculuğum, Agora Pansiyon’un sofrasında tütsülenmiş yılan balığıyla bambaşka bir hikâyeye dönüştü.

Geçtiğimiz günlerde Milas’taydım. Orada olduğumu öğrenen arkadaşlarımın ilk söylediği şey:

“Kapıkırı’ya gitmelisin. Orayı sen mutlaka görmelisin.”

Bu kadar ısrarla söyleyince merakıma yenildim ve yönümü Bafa Gölü’ne, Kapıkırı’ya çevirdim.

İyi ki de çevirmişim…

Çünkü karşıma yalnızca güzel bir göl manzarası değil; antik Herakleia’nın taşlarıyla bugünün iç içe geçtiği, hikâyesi binlerce yıl geriye uzanan bambaşka bir coğrafya çıktı.

Agora Pansiyon’un adını ise daha önce biliyordum. MICHELIN Guide’da Bib Gourmand seçkisinde yer alan mutfağı uzun zamandır aklımdaydı ama bir türlü yolum düşmemişti. Kapıkırı’ya yönelince Agora’nın da tam bu coğrafyanın içinde olduğunu fark ettim.

Bir köyün içinde yaşayan antik kent

Kapıkırı, öyle yalnızca güzel manzarasına bakıp geçilecek bir köy değil.

Bafa Gölü’nün kıyısında, Beşparmak Dağları’nın eteklerinde ve antik Herakleia’nın kalıntılarıyla iç içe yaşıyor. Köyün içinde yürürken bugünle geçmiş arasındaki sınır neredeyse kayboluyor.

Üstelik karşınızdaki coğrafyanın kendisi de başlı başına bir hikâye.

Bugün göl diye baktığımız Bafa, antik çağda Ege Denizi’nin bir uzantısı olan Latmos Körfezi’ydi. Büyük Menderes’in taşıdığı alüvyonların zaman içinde körfezin denizle bağlantısını kesmesiyle bugünkü Bafa Gölü oluştu.

Benim zamanım ne yazık ki kısıtlıydı. Kapıkırı’yı biraz kokladım, taşların arasında biraz dolaştım ve sonra soluğu Agora’nın sofrasında aldım.

Bir coğrafyayı tabaktan okumak

İyi bir yerel mutfağın en sevdiğim tarafı da bu sanırım.

Size yalnızca yemek yedirmiyor, bulunduğunuz coğrafyayı da anlatıyor.

Agora’nın mutfağında bu duyguyu hissettim. Mevsiminde kullanılan ürünler, bahçeden gelen sebzeler, çevrenin sunduğu malzemeler… Sofraya yalnızca yemek değil, Bafa’nın hikâyesi geliyor.

Masaya enginarlar, ezmeler ve birbirinden güzel yöresel tatlar geldi. Hepsi ayrı ayrı başarılıydı ama benim için sofranın yıldızı hiç kuşkusuz yılan balığı füme oldu.

Meşe odununda tütsülenmiş, dumanı kararında, içi hafif nemli…

Bazı lezzetler vardır; ilk lokmada önce şaşırtır, sonra bir lokma daha aldırır.

Benim için o tabak tam olarak öyleydi.

Yılan balığının hikâyesi ise en az lezzeti kadar şaşırtıcı. Avrupa yılan balıkları yaşamlarının büyük bölümünü iç sularda geçirdikten sonra üremek için Atlas Okyanusu’ndaki Sargasso Denizi’ne doğru binlerce kilometrelik bir yolculuğa çıkıyor.

Bir tabağa baktığınızda yalnızca bir balık görüyorsunuz belki ama hikâyesini öğrendiğinizde o tabak bambaşka bir anlam kazanıyor.

Sofranın ardındaki hikâyeyi, bu güzel aile işletmesinin ikinci kuşağı Mithat’tan dinlemek de en az tattığım lezzetler kadar keyifliydi.

Bazen bir tabak, gittiğiniz yeri anlatır

Seyahat ederken hep aynı şeyi düşünüyorum:

Bir şehri ya da bir köyü yalnızca meydanlarından, müzelerinden veya tarihi yapılarından tanımıyoruz.

Bazen bir zeytinyağında, bazen yıllardır aynı reçeteyle yapılan bir yemekte, bazen de ilk kez tattığınız bir balıkta o coğrafyanın hafızasına dokunuyorsunuz.

Kapıkırı’da benim için bunu yılan balığı yaptı.

Zamanım kısıtlıydı. Kapıkırı’yı, Herakleia’yı ve Bafa’yı bu kez ancak biraz koklayabildim.

Ayrılırken yeniden gelmek üzere sözleştik.

Çünkü bazı yerler “geldim, gördüm” deyip geçilecek yerlerden değil. Kapıkırı da onlardan biri.

Bu kez heybeme Herakleia’nın taşları, Bafa’nın dinginliği, güzel bir sofra ve damağımda kalan tütsülenmiş yılan balığının tadı düştü.

Ama belli ki bu hikâye burada bitmedi.

Bir dahaki sefere daha uzun kalıp Bafa’yı, Kapıkırı’yı, Herakleia’yı ve bu sofranın ardındaki insanları daha yakından tanımak üzere…

Çünkü bazen bir yolculuğun en güzel tarafı, insana yeniden gelmek için bıraktığı bahanedir.

Sevgiyle güzelliklerle görüşmek dileğiyle

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?