Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
13 °

Bir Şişe Sirkede Sabır, Bir Kadının Cesaretinde Ekonominin Geleceği

WhatsApp Image 2026-10-26 at 12.32.49

( Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Kayseri’de Feyza Sirke Günlüğüm: Üretimin, emeğin ve kadın girişimciliğinin bereketli hikâyesi

Bazı açılışlar vardır; yalnızca yeni bir işletmenin kapılarını açmaz, aynı zamanda bir emeğin görünür olmasına, bir hayalin gerçeğe dönüşmesine ve başka insanlara cesaret veren yeni bir yolun başlamasına da vesile olur. Kayseri’de açılışına davetli olarak katıldığım Feyza Sirke Günlüğüm’ü ben, işte böyle anlamlı bir buluşma olarak değerlendirdim.

Bir işletmenin açılışında insan yalnızca ürünlere, raflara ve ticari bir girişimin heyecanına bakmamalı. O kapının ardında ne kadar emek, kaç saatlik hazırlık, ne kadar sabır, hangi hayaller ve nasıl bir mücadele olduğunu da görebilmeli. Çünkü ekonomiyi ayakta tutan yalnızca rakamlar, tablolar ve sermaye değildir. Ekonominin gerçek gücü; üreten, risk alan, vazgeçmeyen ve emeğini değere dönüştürmeyi başaran insanlardır.

Feyza Sirke Günlüğüm’ün Kayseri’deki açılışına katılırken benim için öne çıkan düşünce de buydu: Bir kadın girişimcinin üretim yolculuğu, kendi işini kurmasının çok ötesinde bir anlam taşır. Bu yolculuk, başka kadınlara da “Ben de yapabilirim.” dedirten, umudu somut bir girişime dönüştüren kıymetli bir örnektir.

Ekonominin şartları değişir, üretme cesareti ayakta kalmalıdır

İş dünyasının içinden biri olarak şuna inanıyorum: Ekonomik şartların zorlaştığı, maliyetlerin yükseldiği, tüketicinin harcamalarını daha dikkatli planladığı dönemlerde girişimcilik çok daha büyük bir anlam kazanır. Böyle zamanlarda ayakta kalabilmek, yalnızca sermayeye değil; doğru planlamaya, maliyetleri yönetmeye, müşteri güvenine, ürün kalitesine ve kararlılığa da bağlıdır.

Kadın girişimcilerin bu mücadelede ortaya koyduğu irade ise ayrıca takdiri hak ediyor. Bir kadın kendi işini kurduğunda yalnızca kendisi için bir kazanç kapısı açmaz. Aynı zamanda ailesine, çevresine, kendisi gibi yeni bir başlangıç yapmak isteyen kadınlara ve içinde yaşadığı şehre de katkı sunar.

Elbette her girişim aynı ölçüde başarılı olmayabilir; hiçbir iş kolu ekonomik dalgalanmalardan bütünüyle bağımsız değildir. Ancak önemli olan, zorluklar karşısında üretme iradesini kaybetmemek, değişen koşullara uyum sağlamak ve geleceğe yönelik sağlam adımlar atabilmektir.

Ben kadın girişimciliğini yalnızca bir ekonomik faaliyet olarak görmüyorum. Onu aynı zamanda toplumsal bir güç, özgüvenin ekonomik karşılığı ve dayanışmayı büyüten bir değer olarak görüyorum. Bir kadının cesaretle attığı adım, başka bir kadının yıllardır ertelediği hayaline başlangıç olabilir.

Bu nedenle Feyza Sirke Günlüğüm gibi girişimlerin çoğalmasını önemsiyorum. Çünkü kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer alması, yalnızca kadınların değil, ülkemizin üretim kapasitesinin ve refahının da güçlenmesi anlamına gelir.

Sirke yapmak, zamanla yarışmak değil; zamana emek vermektir

Sirke, mutfaklarımızın en tanıdık ürünlerinden biri olsa da üretiminin arkasındaki süreci düşündüğümüzde bambaşka bir hikâye anlatır.

Bir meyvenin seçilmesiyle başlayan yolculuk; hazırlık, uygun koşulların oluşturulması, fermantasyonun takip edilmesi ve ürünün olgunlaşmasıyla devam eder. Doğal fermantasyonda, şekerlerin önce mayalar aracılığıyla alkole dönüşmesi, ardından asetik asit bakterilerinin bu alkolü asetik aside dönüştürmesi temel süreçtir. Bu aşamalar, üretimin yalnızca malzemeleri bir araya getirmekten ibaret olmadığını; bilgi, hijyen, dikkat ve sabır gerektirdiğini gösterir.

Her şeyin hızla tüketildiği çağımızda sirke üretimi bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Bazı değerler aceleyle ortaya çıkmaz.

Bir üretici, ürünün olgunlaşmasını beklemek, üretim sürecini izlemek, kaliteyi korumak ve ortaya çıkan sonucu kontrol etmek zorundadır. Zaman burada yalnızca geçen saatler değildir; emeğin ve üretim bilgisinin bir parçasıdır.

Sirkenin hikâyesinde beni etkileyen yönlerden biri de budur. Bugün bir şişeyi elimize aldığımızda belki yalnızca ekşi, keskin ve kendine özgü aroması olan bir ürün görürüz. Oysa arkasında doğru hammaddenin seçilmesi, üretim koşullarının sağlanması, bekleme süreci, işçilik ve kalite kontrolü vardır.

Feyza Sirke Günlüğüm’ün kendi tanıtımında da geleneksel fermantasyon, sirke anasının korunması ve filtrelenmeden üretim yaklaşımı öne çıkarılıyor. Bu yaklaşım, doğal üretim konusunda tüketicilerin merak ettiği süreçleri konuşmak ve üretimin arkasındaki emeği görünür kılmak açısından dikkate değer. Elbette ürünlerin özellikleri ve kalitesi, her zaman ilgili üretim ve etiket bilgileri üzerinden değerlendirilmelidir.

Benim gözümde sirkenin üretim yolculuğu ile girişimcilik arasında güçlü bir benzerlik var: İkisi de sabır ister. İkisi de emek ister. İkisi de doğru şartlar oluşmadan, yalnızca acele ederek sağlıklı bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını gösterir.

Sirkenin bereketi, çeşitliliğinde ve hayatın içindeki yerindedir

Sirke, geleneksel mutfak kültürümüzün köklü ürünlerinden biridir. Salatalardan turşulara, soslardan çeşitli yemek hazırlıklarına kadar pek çok alanda kullanılır. Meyve ve hammaddesine göre değişen aromaları, üretim yöntemleri ve kullanım alanları sayesinde geniş bir çeşitlilik sunar.

Elma, üzüm ve farklı meyvelerden üretilen sirkeler, mutfaklarda birbirinden farklı tatlar meydana getirir. Her hammaddenin kendine özgü kokusu, asitliği ve lezzet karakteri vardır. Bu çeşitlilik, üreticilere farklı tüketici beklentilerine hitap etme imkânı sunarken tüketicilere de yeni tatları keşfetme fırsatı verir.

Üstelik sirke, doğru kullanıldığında mutfakta ekonomik bir yardımcıdır. Az miktarıyla yemeklerin lezzetini belirginleştirebilir, turşu gibi geleneksel hazırlıklarda önemli bir işlev üstlenebilir. Bu yönüyle yalnızca bir ürün değil, mutfak kültürümüzün kuşaktan kuşağa aktarılan alışkanlıklarından biridir.

Ancak sirkenin geleneksel kullanımını anlatırken bilimsel doğruluğu da korumamız gerekir. Sirke, yemeklerde kullanılan bir gıdadır; herhangi bir hastalığı tedavi ettiği veya tek başına sağlık sorunlarını giderdiği düşüncesiyle değerlendirilmemelidir. Sirkenin asitli yapısı nedeniyle özellikle doğrudan ve yoğun tüketiminde dikkatli olunmalı, sağlık amacıyla kullanımı konusunda bilimsel kanıtlar ve uzman görüşleri esas alınmalıdır.

Ben sirkenin bereketini yalnızca sağlıkla ilişkilendirilen geleneksel inanışlarda aramıyorum. Onun asıl kıymetini, tarımsal hammaddenin değerlendirilmesinde, mutfak kültürünün yaşatılmasında, üretime ve ticarete katkısında da görüyorum.

Çünkü bereket, bazen bir meyvenin yeni bir ürüne dönüşmesidir. Bazen bir üreticinin emeğinin karşılığını almasıdır. Bazen de tüketicinin bütçesini zorlamadan, ihtiyacına uygun bir ürüne ulaşabilmesidir.

Ulaşılabilir fiyat, kaliteli üretim ve güven bir arada olmalı

Ekonomik koşulların tüketici davranışlarını doğrudan etkilediği bir dönemde, bir ürünün fiyatı kadar sunduğu değer de önemlidir.

Sirke, birçok kullanım alanına sahip olması ve genellikle küçük miktarlarda tüketilmesi nedeniyle mutfak bütçesinde değerlendirilebilecek ürünlerden biridir. Bununla birlikte doğal fermantasyonla üretim, uygun hammaddenin temini, işçilik, ambalaj, enerji, depolama ve dağıtım gibi unsurlar maliyeti etkiler. Bu nedenle her sirkenin aynı fiyatla veya aynı kalite özellikleriyle sunulmasını beklemek doğru değildir.

Benim önemsediğim nokta, tüketicinin ödediği bedelin karşılığında ne aldığını bilmesidir. Ürünün hammaddesi, üretim yöntemi, içeriği, ambalajı ve etiketi açık olmalı; kalite konusunda güven veren bir yaklaşım benimsenmelidir.

Ulaşılabilir fiyat politikası ile nitelikli üretim birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir. Doğru planlama, israfın azaltılması, verimli tedarik, sürdürülebilir üretim ve tüketiciyle kurulan uzun vadeli güven ilişkisi, işletmelerin rekabet gücünü destekleyebilir.

Bir işletmenin başarısını yalnızca açılış günündeki ilgiyle ölçemeyiz. Asıl başarı, zaman içinde müşterisinin güvenini kazanması, ürün standardını koruması, maliyetlerini yönetebilmesi ve ekonomik hayatın değişen koşullarına uyum sağlayabilmesidir.

Feyza Sirke Günlüğüm’ün de Kayseri’de bu anlayışla gelişmesini; tüketicilerin ihtiyaçlarına cevap veren, emeğe değer veren ve kalitesini sürdürülebilir biçimde ortaya koyan bir işletme olarak yoluna devam etmesini diliyorum.

Kayseri’nin üretim kültürüne yeni bir katkı

Kayseri, ticaret geleneği, girişimcilik kültürü ve üretime verdiği önemle öne çıkan şehirlerimizden biridir. Bu şehirde doğal sirke üretiminin ekonomik potansiyelini değerlendirmek üzere Orta Anadolu Kalkınma Ajansı koordinasyonunda 2021 yılında bir ön fizibilite raporu hazırlanmış olması da konunun yerel kalkınma açısından ele alındığını gösteriyor.

Bu tür çalışmalar, tarımsal hammaddelerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi, yeni iş alanlarının oluşturulması ve yerel üretim imkânlarının değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Bir meyvenin yalnızca ham madde olarak satılmasıyla işlenerek markalı bir ürüne dönüştürülmesi arasında ekonomik açıdan önemli farklar bulunabilir. İşleme, ambalajlama, markalaşma ve pazarlama süreçleri, doğru yönetildiğinde ürüne katma değer kazandırabilir. Bununla birlikte bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi; pazar araştırmasına, üretim kalitesine, mevzuata uygunluğa ve sürdürülebilir bir iş modeline bağlıdır.

Kadın girişimcilerin bu alanlarda yer alması, yerel ekonominin çeşitlenmesine de katkı sağlayabilir. Üretim ve ticaret alanında daha fazla kadının bulunması, farklı fikirlerin, yeni iş modellerinin ve yeni markaların ortaya çıkmasına imkân tanır.

Kayseri’de atılan bu adımı da bu açıdan değerli buluyorum. Çünkü yerel kalkınma yalnızca büyük yatırımlarla değil, küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyümesiyle, yerel kaynakların değerlendirilmesiyle ve girişimcilerin desteklenmesiyle de güçlenir.

Bir kadının cesareti, başka kadınların yolunu aydınlatabilir

Kadın girişimciliği söz konusu olduğunda, ekonomik başarı kadar görünürlük ve örnek olmanın gücüne de inanıyorum.

İş kurmak kolay değildir. Sermaye bulmak, doğru ürünü belirlemek, müşteri kazanmak, giderleri karşılamak, rekabetle mücadele etmek ve belirsizlikler karşısında karar verebilmek ciddi bir sorumluluk gerektirir. Kadın girişimciler de bu ekonomik zorluklarla mücadele ederken kendi işlerini büyütmeye ve üretimlerini sürdürülebilir kılmaya çalışırlar.

Bu nedenle kadınların başarı hikâyelerini yalnızca bir açılış haberi olarak görmemeliyiz. O hikâyelerin ardındaki emeği, karşılaşılan güçlükleri ve geliştirilen çözümleri de konuşmalıyız.

Bir kadın girişimcinin işini büyütmesi, başka bir kadının kendi yeteneklerine güvenmesini sağlayabilir. Üreten, karar veren, istihdam oluşturan ve ekonomik hayatta kendi yerini alan kadınlar, topluma güçlü bir mesaj verir: Cesaret, yalnızca bir hayal kurmak değil, o hayal için sorumluluk almaktır.

Kadın girişimcilerin desteklenmesi de yalnızca güzel sözlerle sınırlı kalmamalıdır. Eğitim, finansmana erişim, pazarlama desteği, dijitalleşme, mesleki dayanışma ve adil rekabet imkânlarıyla güçlendirilmelidir.

Çünkü gerçek destek, bir girişimcinin yalnızca başlangıçta alkışlanması değil; işini sürdürebilmesi, gelişebilmesi ve emeğinin karşılığını alabilmesi için uygun koşulların oluşturulmasıdır.

Benim dileğim, Feyza Sirke Günlüğüm’ün açılışının yalnızca yeni bir işletmenin başlangıcı olarak kalmaması; kadınların üretim ve ticaret hayatında daha güçlü yer almasına vesile olan ilham verici örneklerden biri hâline gelmesidir.

Son söz: Her emeğin bir zamanı, her cesaretin bir karşılığı vardır

Feyza Sirke Günlüğüm’ün Kayseri’deki açılışına davetli olarak katılmak, benim için üretimin farklı bir yönünü yeniden düşünme fırsatı oldu.

Bir şişe sirkenin içinde yalnızca bir ürünün değil; hammaddenin, üretim bilgisinin, bekleyişin, işçiliğin ve ticari bir emeğin bulunduğunu unutmamalıyız. Aynı şekilde bir işletmenin ardında da yalnızca bir tabela değil, sorumluluk alan bir insanın hayali ve geleceğe ilişkin beklentileri vardır.

Sirke bize sabrı hatırlatıyor. Üretim bize emeğin değerini gösteriyor. Girişimcilik ise bütün belirsizliklere rağmen geleceğe adım atmanın cesaretini anlatıyor.

Kadın girişimcilerimizin ekonomik koşullar ne olursa olsun sağlam adımlar atmalarını, birbirlerine destek olmalarını, deneyimlerini paylaşmalarını ve kendilerinden sonra gelecek kadınlara yol açmalarını çok önemsiyorum. Çünkü bir kadının başarısı, başka kadınların da başarabileceğine dair inancı güçlendirebilir.

Kayseri’de açılan Feyza Sirke Günlüğüm’ün bu anlayışla büyümesini; üretimin, emeğin, güvenin ve bereketin bir araya geldiği güzel bir başarı hikâyesine dönüşmesini diliyorum.

İnanıyorum ki ekonominin gerçek gücü, yalnızca ne kadar tükettiğimizde değil, ne kadar ürettiğimizde; ne kadar hızlı hareket ettiğimizde değil, emeğimizi ne kadar doğru değerlendirdiğimizde saklıdır.

Ve bazen geleceğe duyulan güven, bir kadının cesaretle açtığı küçük bir dükkânın kapısından içeri girer.

Feyza Sirke Günlüğüm’e hayırlı olsun dileklerimle; üretmeye, emek vermeye ve kendi yolunu açmaya cesaret eden bütün kadın girişimcilerimize başarılar diliyorum.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?