
İstanbul Ticaret Borsası’nın Nisan ayı Meclis toplantısında konuşan İSTİB Başkanı Ali Kopuz, gıda zincirinin ilk halkası olan üreticinin ve son halkası tüketicinin önemine dikkat çekerek, “Gıda zinciri tarımsal hasılanın emekçisi çiftçiden başlar, bütün milletin oluşturduğu tüketiciye kadar ulaşır. Gıdada en önemli kesim üretici ve tüketicidir. Bu iki kesim aynı zamanda en kırılgan olan grupları da oluşturur. Bu nedenle öncelik, ikisinin korunması olmalı” dedi.
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, dünyanın kaotik bir dönemden geçtiğini belirterek, “ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılar yaklaşık kırk gün sonra geçici ateşkese döndü. Ancak bu savaşın müsebbiplerinin sicili de, zihniyeti de bozuk olduğundan, sorunlar devam ediyor. Gelinen durumda, enerji hatları, ticaret yolları ve stratejik emtialar üzerinden küresel ekonomi de ateşe atıldı. Temennimiz, bu ateşkesin kalıcı barışla söndürülmesidir. Bu noktada en kötü senaryo, savaşın uzun zamana yayılmasıdır. Böyle bir durumda, zaten yaralı durumda olan küresel ticaret, zeminini tamamen kaybedebilir. Tüm dünyada üretimin gerilediği, enflasyonun yükseldiği ve refahın aşındığı bir tablo ortaya çıkar. Böyle bir tablo, dünyada hiçbir ülkenin taşıyabileceği bir yük değildir.
Hürmüz Boğazı etrafında oluşan gerilim, tüm insanlığı doğrudan etkiliyor. Malumunuz bu koridor, petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışında hayati önemdedir. Nitekim çatışmalar boyunca yüzlerce gemi bekledi, enerji arzı aksadı ve petrol fiyatları sert yükseldi” dedi.
Bu süreçten en çok etkilenen alanların başında tarım ve gıdanın geldiğine dikkat çeken Başkan Kopuz, şunları söyledi: “Gıda üretimi tarlada başlar ama enerjiyle, suyla, lojistikle ve finansmanla birlikte yürür. Enerji maliyeti, sadece traktörün deposundaki mazottan ibaret değil. Sulama, hasat, taşıma, soğuk zincir ve lojistik de aynı baskıyı taşıyor. Tarımda üretici önce satış fiyatını düşünmez, maliyet hesabını yapar. Mazot pahalıysa traktör daha az çalışır, gübre pahalıysa uygulama dozu düşer, finansman zorsa ekim alanı daralır. Dolayısıyla verim kaybı ve arz zayıflaması da gündeme gelir. Bunun etkisi tarlada başlar, tezgâhta görünür, sofrada hissedilir.
Hepimiz iyi biliyoruz ki, gıda politikası, enerji politikasından ayrı düşünülemez. Tarım politikası da, küresel gelişmelerden bağımsız okunamaz. Barış döneminde tasarlanan politikaların etkisi, savaş şartlarında doğal olarak zayıflıyor. Tarım ekosisteminde en savunmasız olanlar, tedarik zincirinin ilk ve son halkası: yani üretici ile nihai tüketicidir. İşte bu yüzden, özellikle böyle dönemlerde en çok bu iki kesimi koruyacak politikalar geliştirilmelidir. Bu nedenle üreticiyi mazot, gübre ve uygun finansman bakımından desteklemek hayati bir meseledir. Savaş fırsatçılarına karşı, denetimlerle tüketiciyi korumak da aynı şekilde kritik önem taşıyor.
Devletimiz bu çerçevede önemli tedbirleri devreye aldı ve almaya devam ediyor. Savaş başlar başlamaz, ilgili tüm bakanlıklarımız teyakkuz haline geçtiler. Biz de geçtiğimiz hafta, Tarım Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı ile TOBB’da tarım sektörü olarak bir araya geldik. Sahadan gelen kaygıları, sektörün sorunlarını Sayın Bakanımıza aktardık. Üretim planlamasından gıda arz güvenliğine, katma değerli üretimden tarımsal kalkınmaya kadar, tüm konuları birlikte ele aldık. Gübre konusunda alınan tedbirleri tekrar vurgulamakta fayda görüyorum. Önce üre gübresinde gümrük vergisi sıfıra indirildi. Ardından azotlu gübrede de gümrük vergileri sıfırlandı. Amonyum nitrat ihracatına sınırlama getirilerek, iç piyasaya öncelik verildi. Bunlar üreticinin üzerindeki maliyet baskısını hafifletmeye yönelik, değerli adımlardır.”
Bu zorlu küresel tabloda, sağduyuyu, iş birliğini ve üretim gücünü ön planda tutmanın önemine dikkat çeken İSTİB Başkanı Ali Kopuz, “Krizler gelip geçer, ancak doğru zamanda alınan tedbirler ve güçlü bir koordinasyon, ülkelerin geleceğini belirler. Biz, çok şükür tarımsal üretim kabiliyeti olan bir ülkeyiz. Rekoltelerde zaman zaman dalgalanmalar olsa da, yapısal bir arz problemimiz çok şükür bulunmuyor. Üreticimizi destekleyerek, tüketiciyi koruyarak ve kaynakları doğru yöneterek, bu süreci en az hasarla atlatabilecek güce sahibiz.
Temennimiz; bölgemizde ve dünyada barışın tesis edilmesi, ticaretin yeniden istikrara kavuşması ve refahın güçlenmesidir. Çünkü sürdürülebilir bir medeniyet ancak barış ve üretimle mümkündür” dedi.
