
(Esra Hasnalçacı yazıyor...)
Bir işletmeden fazlası: Emeğin, girişimciliğin ve gastronomi kültürünün buluştuğu bir soluk…
Kayseri denildiğinde akla önce ticaret gelir. Üretim gelir, girişimcilik gelir, çalışkanlık gelir. Yüzyıllardır ticaret kültürüyle anılan bu şehirde bugün artık gastronomi de ekonomik hayatın önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Ben de Kayseri’de son dönemde dikkatimi çeken, bu değişime kendi üslubuyla katkı sunan bir işletmeyi ziyaret ettim: Kajja.
İşletmenin sahibi Betül Yaprak Hanım, bana göre Kayseri’nin güçlü ticaret ve girişimcilik kültürüne farklı bir pencereden bakmayı başarmış. Kajja; tatlıdan kahveye, içeceklerden kahvaltıya, tosttan farklı yemek alternatiflerine kadar uzanan yapısıyla klasik bir kafe anlayışının biraz ötesine geçiyor.
Beni asıl etkileyen ise yalnızca sofraya gelen ürünler değil, emeğin ürüne ve üründen de bir marka değerine dönüştürülme biçimi oldu.
Gastronomi bugün sadece yemek yemek anlamına gelmiyor. Bir şehrin kültürünü tanıtmanın, insanları bir araya getirmenin, istihdam oluşturmanın ve yerel ekonomiye hareket kazandırmanın da önemli araçlarından biri. Kajja’yı gezerken benim gördüğüm de tam olarak buydu.
Lezzet, artık ekonominin de bir parçası
Bir işletmenin sürdürülebilir olması yalnızca iyi ürün üretmesine bağlı değil. Bunun yanında müşteri deneyimi, sunum, çeşitlilik, hizmet kalitesi ve marka dili de büyük önem taşıyor.
Kajja’da özellikle bu bütünlüğü hissettim.
Örneğin fotoğrafta da görülen “Kruvasan Order Tabağı”, müşteriye sadece bir ürün sunmak yerine seçim yapma özgürlüğü tanıyan yaratıcı bir anlayışı ortaya koyuyor. 12 çeşit meze arasından 6 tanesini seçerek kişinin kendi tabağını oluşturabilmesi, basit görünen ama aslında müşteri deneyimi açısından oldukça değerli bir fikir.
Üstelik tabağa eşlik eden kruvasan, klasik sunum anlayışının dışına çıkan bir dokunuş taşıyor.
Bana göre bugün başarılı işletmelerin ortak noktası tam da burada başlıyor:
İnsanlara yalnızca ürün değil, deneyim sunmak.
Çünkü ekonomik hayatta rekabet artık sadece fiyat üzerinden yürümüyor. Tüketici; lezzeti, sunumu, mekânın ruhunu, hizmeti ve kendisine hissettirdiği değeri birlikte satın alıyor.
Kayseri’nin ticaret kültürüne gastronomiden katkı
Kayseri’nin ekonomik kimliği güçlü. Ancak şehirlerin ekonomik gelişimi yalnızca sanayi ve ticaretle sınırlı değil.
Kafeler, restoranlar, kahvaltı mekânları, yerel üreticiler, tasarımcılar, şefler ve gastronomi girişimleri de şehrin ekonomik ekosisteminin önemli parçaları.
Bu açıdan baktığımda Kajja’yı, Kayseri’nin değişen tüketim alışkanlıklarına cevap veren yeni nesil işletmelerden biri olarak değerlendiriyorum.
Çünkü artık insanlar sadece “doymak” için dışarı çıkmıyor.
Sohbet etmek, çalışmak, buluşmak, kahvesini içmek, güzel bir kahvaltı yapmak, farklı tatları denemek ve kendisine iyi gelen bir ortamda zaman geçirmek istiyor.
Bu talebi doğru okuyabilen işletmeler ise yalnızca kendi cirolarını değil, çevresindeki ekonomik hareketliliği de büyütme potansiyeline sahip.
Bir fincan kahvenin arkasında kahve üreticisi, tedarikçi, lojistik, çalışan, işletmeci ve hizmet sektörü bulunuyor. Bir kahvaltı tabağı ise mutfaktan masaya gelene kadar birçok ekonomik aktörü harekete geçiriyor.
Dolayısıyla gastronomi ekonomidir; emektir, istihdamdır, üretimdir ve şehir kültürüdür.
Betül Yaprak Hanım’ın emeği
Kajja’nın arkasındaki isim Betül Yaprak Hanım.
Bir işletmenin kapısını açmak kolay olabilir; fakat onu yaşatmak, farklılaştırmak ve insanların yeniden gelmek isteyeceği bir marka haline getirmek çok daha büyük bir emek ister.
Ben Betül Hanım’ın girişiminde bu emeği ve cesareti gördüm.
Özellikle günümüz ekonomik şartlarında yeni bir işletme kurmak kadar, o işletmenin arkasında durabilmek, kaliteyi koruyabilmek ve müşterinin beklentilerini sürekli takip edebilmek de ciddi bir girişimcilik iradesi gerektiriyor.
Bu nedenle Kajja’yı değerlendirirken yalnızca “güzel bir mekân” demenin eksik kalacağını düşünüyorum.
Burada bir kadın girişimcinin emeği, vizyonu ve kendi markasını oluşturma çabası var.
Ve bu çabanın Kayseri’nin gastronomi kültürüne yeni bir soluk getirdiğine inanıyorum.
Kültür ile lezzet aynı sofrada
Kayseri’nin mutfak kültürü zaten güçlü bir mirasa sahip. Mantısı, yağlaması, pastırması, sucuğu ve daha nice geleneksel lezzetiyle şehir, gastronomi açısından büyük bir zenginliğe sahip.
Fakat kültür, geçmişi korumak kadar geleceğe taşımayı da gerektiriyor.
Yeni nesil işletmelerin burada önemli bir rolü var.
Geleneksel mutfak kültürünün yanına kahve kültürünü, modern sunumları, farklı kahvaltı seçeneklerini, tatlıları ve dünya mutfağından ilham alan ürünleri eklemek; şehrin gastronomi hafızasını zenginleştiriyor.
Kajja’da benim dikkatimi çeken de bu anlayış oldu.
Geçmişin ticaret kültürü ile bugünün gastronomi anlayışı aynı masada buluşuyor.
Son söz: Değer üretmek
Ben bir işletmeyi değerlendirirken sadece tabağıma gelen yemeğe bakmam.
Orada ne kadar emek var, ne kadar fikir var, ne kadar cesaret var, müşteriye ne kadar değer veriliyor; biraz da bunlara bakarım.
Kajja ziyaretimde gördüğüm şey, lezzetin ötesinde bir değer üretme çabası oldu.
Betül Yaprak Hanım’ın Kayseri’ye kazandırdığı bu yeni soluk, bana göre şehrin gelişen gastronomi kültürünün de güzel örneklerinden biri.
Dilerim Kajja, yalnızca bugün değil, yıllar sonra da Kayseri’nin marka mekânlarından biri olarak anılır.
Çünkü şehirleri ekonomik olarak büyüten sadece büyük fabrikalar ve büyük yatırımlar değildir.
Bazen bir fincan kahve, özenle hazırlanmış bir kahvaltı tabağı, iyi yapılmış bir kruvasan ve işini severek yapan bir girişimci de şehrin ekonomisine, kültürüne ve insanına değer katar.
Benim Kajja’da gördüğüm tam olarak buydu:
Emek, lezzet, girişimcilik ve değer… Aynı sofrada.
