
(Esra Hasnalçacı yazıyor...)
Bazı etkinlikler vardır; salona girer, izler ve çıkarsınız. Bazıları ise insanın zihninde, gönlünde ve hafızasında iz bırakır.
Benim için “Lapta Hesap İşi Defilesi – Hikâyelerle Hayat Bulan Bir Miras” tam da böyle bir buluşmaydı.
Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği’nin (GİKAD) kıymetli Başkanı İçim Kavuklu nun daveti ile bu özel programa katılmanın mutluluğunu ve onurunu yaşadım. İstanbul’da, 1 Ekim 2026 tarihinde Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen bu anlamlı defile, Craft İstanbul 7. Uluslararası El Sanatları ve Tasarım Fuarı kapsamında geçmişten geleceğe uzanan çok özel bir hikâyeyi görünür kıldı.
Ben orada yalnızca bir defile izlemedim.
Bir kültürün yeniden hayata dokunuşuna şahit oldum.
Çünkü Lapta Hesap İşi, yalnızca kumaşın üzerine işlenen bir motif değildir. O motifin içinde bir kadın eli, bir evin hikâyesi, bir bölgenin hafızası, bir toplumun estetik anlayışı ve kuşaktan kuşağa aktarılmış bir emek vardır.
Ve bugün o emek, sandıklardan çıkarılarak yeniden hayatın içine taşınıyor.
Sandık açıldığında aslında bir tarih açılır
Bence geleneksel el sanatlarının en büyük özelliği budur.
Bir sandığın kapağını açtığınızda yalnızca eski bir kumaş çıkmaz.
Geçmiş çıkar.
Anılar çıkar.
Emek çıkar.
Kadınların sabrı, göz nuru ve sessizce ürettikleri bir hayat çıkar.
Yıllarca evlerin sandıklarında saklanan, belki de yalnızca özel günlerde çıkarılıp bakılan bu eserlerin bugün yeniden tasarımla, sanatla ve modern hayatla buluşturulması son derece kıymetli.
Çünkü yaşayan kültür, yalnızca korunarak değil; yeniden üretilerek yaşar.
İşte GİKAD’ın burada yaptığı işin önemini ben biraz da bu noktada görüyorum.
GİKAD, geçmişin değerlerini yalnızca hatırlamakla yetinmiyor; onları bugünün gençlerine, tasarımcılarına, girişimcilerine ve gelecek kuşaklarına aktarılabilecek bir değere dönüştürüyor.
Bir motiften çok daha fazlası
Lapta Hesap İşi’nin yeniden gündeme taşınması bana göre kültürel miras açısından olduğu kadar kadın emeği açısından da önemli.
Çünkü bu işlerin arkasında çoğu zaman adı bilinmeyen kadınların elleri var.
Onlar belki hiçbir zaman bir defilede alkışlanmadılar.
Belki yaptıkları işin ekonomik değerini hiç konuşmadılar.
Belki de ortaya koydukları emeğin yıllar sonra bir tasarımın merkezine dönüşeceğini düşünmediler.
Ama onlar işlediler.
Sabırla, büyük bir titizlikle ve kendi kültürlerinden aldıkları ilhamla…
Bugün ise o emek, yeni nesillerin karşısına bir tasarım, sanat ve girişimcilik değeri olarak çıkıyor.
Bu nedenle ben bu organizasyona yalnızca bir moda ya da sanat etkinliği olarak bakmıyorum.
Bu, kadın emeğinin görünür kılınmasıdır.
Bu, kültürel hafızanın ekonomiye ve tasarıma dönüştürülmesidir.
Bu, geçmiş ile gelecek arasında kurulan güçlü bir köprüdür.
GİKAD’ın yaptığı, geçmişi geleceğe emanet etmektir
Bir toplumun kültürünü yaşatabilmesinin en önemli şartlarından biri, o kültürü gençlere aktarabilmesidir.
Çünkü gençlerin bilmediği bir miras, zaman içerisinde yalnızca fotoğraflarda ve müzelerde kalan bir hatıraya dönüşebilir.
Oysa GİKAD’ın bu çalışmasında gördüğüm şey, mirası vitrinde bırakmamak.
Onu yeniden üretmek.
Gençlere anlatmak.
Yeni tasarımcılarla buluşturmak.
Kadın girişimciliğiyle ilişkilendirmek.
Ve en önemlisi, “Bu bizim geçmişimiz ama aynı zamanda bizim geleceğimiz de olabilir” diyebilmek.
Bence asıl başarı burada.
Çünkü gelenek ile yenilik birbirinin rakibi değildir.
Tam tersine, doğru buluşturulduğunda gelenek yeniliğin ilham kaynağı olabilir.
Lapta Hesap İşi’nin çağdaş tasarımlarla yeniden yorumlanması bunun güzel bir örneği.
Kültürel miras aynı zamanda ekonomik bir değerdir
Bugün dünyada şehirler ve ülkeler yalnızca fabrikalarıyla, teknolojileriyle ve finansal güçleriyle değil; kendilerine özgü hikâyeleriyle de farklılaşıyor.
Bir el sanatının arkasındaki hikâye, o bölgenin markası olabilir.
Bir motif, uluslararası tasarım dünyasında kendine yer bulabilir.
Bir kadın kooperatifi, geleneksel üretimi ekonomik bir modele dönüştürebilir.
Bir genç tasarımcı, dedesinden veya büyükannesinden kalan bir motifi dünyaya taşıyabilir.
Dolayısıyla kültürel mirası korumak, geçmişe sahip çıkmanın yanında geleceğin ekonomisine de yatırım yapmaktır.
Bu açıdan baktığımda Lapta Hesap İşi’nin yeniden gündeme taşınmasını kadın, girişimcilik, tasarım, kültür ve ekonomik değer başlıklarının kesiştiği çok önemli bir çalışma olarak görüyorum.
Bölgenin hafızası, gençlerin ellerinde yeniden hayat bulmalı
Bu mirasın bugünlere gelmesinde geçmişte emek verenlerin, bölgenin kadınlarının, ustalarının ve kültür taşıyıcılarının büyük payı var.
Şimdi sorumluluk yeni kuşakta.
Onların elinde bu mirasın nasıl şekilleneceği, nasıl anlatılacağı ve dünyaya nasıl sunulacağı var.
İşte GİKAD’ın bugünkü çalışmasını değerli kılan da tam olarak bu geçiş.
Bir neslin emeğini başka bir neslin hayaline teslim etmek…
Bundan daha anlamlı bir kültürel miras aktarımı olabilir mi?
Ben bu etkinlikte bunu hissettim.
Geçmişte bir kadının elinde iğne ve iplikle başlayan bir hikâye, bugün İstanbul’da bir podyumda sanat ve tasarımla buluşuyor.
Ve o podyumda yalnızca kıyafetler yürümüyor.
Bir bölgenin hafızası yürüyor.
Kadınların emeği yürüyor.
Kıbrıs Türk kültürünün hikâyesi yürüyor.
Kavuklu’nun davetiyle orada olmak benim için ayrı bir anlam taşıdı
Bu güzel programa Kavuklu’nun davetiyle katılmış olmak, benim açımdan ayrıca anlamlı ve mutluluk vericiydi.
Çünkü bazen bir davet, size yalnızca bir etkinliğin kapısını açmaz; başka insanların emeğini, heyecanını ve yıllardır taşıdığı değeri görme fırsatı da verir.
Ben de o gün GİKAD’ın bu çalışmasının ardındaki heyecanı ve sahiplenmeyi yakından görme fırsatı buldum.
Başta GİKAD Başkanı olmak üzere emeği geçen herkesi, bu kültürel mirasın yeniden görünür olmasına katkı sağlayanları ve yıllar önce bu işi yaşatan bütün isimsiz kadınları gönülden takdir ediyorum.
Çünkü bugün podyumda gördüğümüz her motifin arkasında geçmişten gelen bir el emeği var.
Ve o emeğin hakkını vermenin en güzel yolu, onu yalnızca konuşmak değil; yaşatmak ve geleceğe taşımaktır.
Asıl mesele, sandığı açmak değil; sandığı geleceğe taşımaktır
Benim için bu etkinliğin en güçlü mesajı burada saklı.
Geçmişi korumak, geçmişte yaşamak değildir.
Geçmişten aldığımız değeri bugünün dünyasında yeniden anlamlandırmak ve yarının insanlarına aktarabilmektir.
Lapta Hesap İşi’nin hikâyesi de bana bunu anlatıyor.
Bir zamanlar sandıklarda saklanan bir emek, bugün sanatla, tasarımla ve girişimcilikle yeniden hayat buluyor.
GİKAD’ın gençlere yaptığı aktarım ise bu hikâyenin belki de en önemli bölümünü oluşturuyor.
Çünkü bizden sonra gelecek gençler bu mirası tanımaz, öğrenmez ve sahiplenmezse; en güzel eserler bile zaman içerisinde sessizleşir.
Ama genç bir kadın o motifi eline alır, yeniden yorumlar, tasarıma dönüştürür ve dünyaya anlatırsa…
İşte o zaman miras gerçekten yaşamaya devam eder.
Ben İstanbul’da o gün bir defileden çok daha fazlasını gördüm.
Bir toplumun hafızasının yeniden ayağa kalkışını gördüm.
Ve kendi adıma şuna bir kez daha inandım:
“Sandıklarda saklanan her emek, geleceğe taşınmayı bekleyen bir hikâyedir.”
Lapta Hesap İşi’nin hikâyesi de artık yalnızca geçmişin değil, geleceğin hikâyesidir.
Bu güzel mirasın sandıklarda kalmaması, kadınların ellerinde yeniden hayat bulması ve GİKAD’ın gençleri aracılığıyla yarınlara aktarılması; hepimiz için kıymetli bir kültürel sorumluluk, aynı zamanda büyük bir ilham kaynağıdır.
Köklerimizden güç alarak geleceğe yürümek…
Sanırım bu etkinliğin bize bıraktığı en güzel miras da tam olarak budur.
