Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

İstanbul Kapalı
İstanbul hava durumu
13 °
  • ANASAYFA
  • ŞÖYLEŞİ
  • TOPRAĞA EMEĞİNİ, EKONOMİYE GÜCÜNÜ, GELECEĞE UMUDUNU KATAN KADINLARIMIZ

TOPRAĞA EMEĞİNİ, EKONOMİYE GÜCÜNÜ, GELECEĞE UMUDUNU KATAN KADINLARIMIZ

WhatsApp Image 2026-10-15 at 15.43.59

(Esra Hasnalçacı yazıyor...)

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü: Üreten kadın, güçlenen aile, büyüyen Türkiye

Toprağın her bir karışına alın terini, emeğini ve sevgisini katan; tohumu umutla buluşturan, bereketi büyüten, sofralarımıza değer katan kadın çiftçilerimiz, ülkemizin tarımsal üretiminin ve toplumsal kalkınmasının en kıymetli güçlerinden biridir.

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle, tarlada, bahçede, serada, ahırda ve üretimin her aşamasında büyük bir özveriyle çalışan kadınlarımızı saygıyla selamlıyor; onların emeğinin yalnızca tarıma değil, ekonomimize, aile yapımıza, toplumsal dayanışmamıza ve ülkemizin geleceğine sunduğu katkıyı bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Çünkü kadın çiftçilerimiz yalnızca toprağı işleyen insanlar değildir. Onlar, üretimin sürekliliğini sağlayan, aile ekonomisini ayakta tutan, geleneksel bilgiyle modern tarımı buluşturan ve gelecek nesillere üretme kültürünü aktaran önemli birer kalkınma aktörüdür.

Kadın emeği, tarımın görünmeyen değil, vazgeçilmez gücüdür

Tarım, bir ülkenin yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir sektör değildir. Tarım; ekonomik bağımsızlığın, gıda güvenliğinin, kırsal kalkınmanın ve toplumsal refahın temel taşlarından biridir. Bu büyük yapının en önemli unsurlarından biri de kadın çiftçilerimizin emeğidir.

Kadınlarımız, çoğu zaman gün doğmadan başlayan ve gün batımından sonra da devam eden çalışma hayatlarıyla üretimin her aşamasında sorumluluk üstlenmektedir. Ekimden hasada, hayvancılıktan ürünlerin işlenmesine, aile bütçesinin yönetilmesinden pazarlamaya kadar pek çok alanda aktif rol almaktadırlar.

Üstelik bütün bunları yaparken aile hayatının sorumluluklarını da büyük ölçüde omuzlarında taşımaktadırlar.

Bu nedenle kadın çiftçilerimizin emeğini yalnızca geleneksel bir görev veya aile içindeki doğal bir sorumluluk olarak görmek doğru değildir. Bu emek, ekonomik değeri olan, toplumsal karşılığı bulunan ve ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sunan üretken bir güçtür.

Kadının tarımdaki emeğini görünür kılmak, onun üretimdeki yerini güçlendirmek ve hak ettiği ekonomik değere ulaşmasını sağlamak, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Kadın çiftçiler güçlenirse Türkiye ekonomisi güçlenir

Bugün dünyada gıda arzının, tarımsal sürdürülebilirliğin ve üretim maliyetlerinin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Böyle bir ortamda tarımda kadın emeğini desteklemek, yalnızca sosyal bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da akılcı bir yatırımdır.

Kadın çiftçilerimizin bilgiye, finansmana, modern tarım teknolojilerine, sulama imkânlarına, eğitim programlarına ve pazarlara erişimi güçlendikçe üretim kapasiteleri de gelişecektir.

Ürününü daha iyi koşullarda yetiştirebilen, emeğinin karşılığını adil biçimde alabilen ve ürettiği değeri pazara taşıyabilen kadın çiftçi; hem kendi ailesinin refahını artıracak hem de ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayacaktır.

Kadın kooperatiflerinin desteklenmesi, yerel ürünlerin markalaşması, dijital pazarlama imkânlarının yaygınlaştırılması ve kadın girişimcilerin tarımsal sanayiyle buluşturulması bu açıdan büyük önem taşımaktadır.

Çünkü bir kadının üretim gücünü artırmak, yalnızca bir işletmenin büyümesine değil, çoğu zaman bir ailenin gelirinin artmasına, bir köyün ekonomik hareketliliğine ve yerel kalkınmanın hızlanmasına da katkı sağlar.

Kadın çiftçilerimizi desteklemek, ülkemizin üretim kapasitesine, ekonomik dayanıklılığına ve geleceğine yatırım yapmaktır.

Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum

Aile, toplumumuzun en temel yapı taşlarından biridir. Ailenin huzuru, refahı ve geleceğe güvenle bakabilmesi ise büyük ölçüde ekonomik istikrarla ve emeğin değer bulmasıyla yakından ilişkilidir.

Kadın çiftçilerimizin üretimden elde ettikleri gelirin artması, aile bütçesine katkılarının güçlenmesi ve ekonomik karar alma süreçlerinde daha etkin olmaları, aile yapısına da olumlu yansımaktadır.

Ekonomik olarak güçlenen kadın, çocuklarının eğitimine, beslenmesine ve geleceğine daha fazla imkân ayırabilir. Ailenin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunarken kırsal yaşamın devamlılığını da destekleyebilir.

Burada önemli olan, kadının üretimdeki sorumluluğunu artırırken üzerindeki yükü tek başına bırakmamaktır. Aile içindeki sorumlulukların paylaşılması, kadınların sosyal güvenceye erişmesi, dinlenmeye ve kendilerini geliştirmeye zaman ayırabilmesi de en az üretim kadar önemlidir.

Kadınlarımızın emeğine değer veren, onların haklarını koruyan ve fırsat eşitliğini destekleyen bir anlayış; aileyi zayıflatmaz, aksine aile bağlarını güçlendirir. Çünkü güçlü aile, emeğin ve karşılıklı dayanışmanın değer gördüğü aile ortamında gelişir.

Kadın çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü yer alması, çocuklarımızın da üretime, emeğe ve sorumluluğa saygı duyan bireyler olarak yetişmesine katkı sağlar.

Gelenekten geleceğe: Kadın çiftçilerimizle sürdürülebilir tarım

Anadolu’nun tarımsal kültürü, nesilden nesile aktarılan bilgi ve tecrübeyle şekillenmiştir. Tohumun korunması, toprağın tanınması, mevsimlerin izlenmesi, ürünlerin değerlendirilmesi ve doğal kaynakların kullanılması konusunda kadınlarımızın önemli bir bilgi birikimi bulunmaktadır.

Bugün bu birikimi bilimsel tarım yöntemleriyle, dijital teknolojilerle, su tasarrufuyla, verimlilik odaklı üretimle ve çevreye duyarlı uygulamalarla birleştirmek zorundayız.

İklim değişikliği, kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskı, tarımın geleceğini doğrudan etkilemektedir. Kadın çiftçilerimizin modern üretim yöntemleri konusunda desteklenmesi, sürdürülebilir tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması ve genç kadınların tarım sektörüne kazandırılması bu nedenle büyük önem taşımaktadır.

Kadınların tarımda daha fazla söz sahibi olduğu bir Türkiye, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan değil, yarının gıda güvenliğini de düşünen bir Türkiye olacaktır.

Aynı zamanda tarımsal üretimi işleme, paketleme, markalaşma ve ihracat aşamalarıyla bütünleştirmek; kadın çiftçilerimizin katma değeri yüksek ürünler ortaya koymasını sağlayacaktır. Böylece tarlada başlayan emek, sanayiye, ticarete ve ihracata uzanan daha geniş bir ekonomik değer zincirine dönüşecektir.

Kadın çiftçilerimizin emeğini desteklemek hepimizin görevidir

Kadın çiftçilerimizin hak ettikleri konuma ulaşabilmeleri için iyi niyetli sözlerin yanında somut adımlara da ihtiyaç vardır.

Kadınların tarımsal desteklere ve uygun finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaştırılması, sosyal güvence kapsamının güçlendirilmesi, kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kadın girişimcilerin pazarlama kanallarına erişiminin artırılması önceliklerimiz arasında yer almalıdır.

Üreticinin emeğini koruyan, aracı maliyetlerini azaltan, adil fiyat oluşumunu destekleyen ve kırsalda yaşamayı ekonomik açıdan sürdürülebilir hâle getiren politikalar da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

Kamu kurumlarından özel sektöre, finans kuruluşlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar bütün paydaşların kadın çiftçilerimizin yanında yer alması gerekmektedir.

Özellikle iş dünyasının, kadın üreticilerle uzun vadeli iş birlikleri kurması; yerel ürünlerin satın alınmasını, işlenmesini ve markalaşmasını desteklemesi büyük bir fırsattır. Böylece kadın çiftçilerin emeği yalnızca üretim alanında kalmayacak, ülkemizin ticari ve ekonomik büyümesine daha güçlü biçimde yansıyacaktır.

Son söz: Toprağın bereketi, kadının emeğiyle büyür

Ben inanıyorum ki bir ülkenin gerçek zenginliği, yalnızca sahip olduğu doğal kaynaklarla değil, o kaynakları değer üreten bir güce dönüştüren insanlarının emeğiyle ölçülür.

Kadın çiftçilerimiz, toprağı işleyerek, üretimi sürdürerek, aile ekonomisine katkı sağlayarak ve gelecek nesillere örnek olarak Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda çok önemli bir görev üstlenmektedir.

Onların emeğini takdir etmek elbette kıymetlidir; ancak asıl görevimiz, bu emeğin karşılığını bulmasını, ekonomik güvenceye dönüşmesini ve toplumsal yaşamda hak ettiği değeri görmesini sağlamaktır.

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nün, kadınlarımızın üretimdeki gücünün daha fazla fark edildiği, tarımda fırsat eşitliğinin geliştiği, kırsal kalkınmanın hızlandığı ve kadın emeğinin daha fazla değer kazandığı bir geleceğe vesile olmasını diliyorum.

Toprağa emek veren her kadın, aslında Türkiye’nin geleceğine umut ekiyor. O umudu büyütmek, üretimi güçlendirmek ve kadın çiftçilerimizin yanında olmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çünkü kadın çiftçi güçlenirse üretim güçlenir; üretim güçlenirse aile güçlenir; aile ve toplum güçlendikçe Türkiye’nin geleceği daha sağlam temeller üzerinde yükselir.

Bu vesileyle, ülkemizin dört bir yanında alın teriyle toprağa hayat veren, emeğiyle sofralarımızı bereketlendiren tüm kadın çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü yürekten kutluyor; emeklerinin karşılığını aldıkları, sağlık, huzur ve bereket içinde ürettikleri bir gelecek diliyorum.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?