
Bankacılık sisteminden tasfiye edilerek Varlık Yönetim Şirketleri'ne (VYŞ) devredilen sorunlu kredilerin anapara büyüklüğü 216,9 milyar TL'ye ulaştı. Bu devasa borç yükünün 73,7 milyar TL'si ticari kredilerden, 143,2 milyar TL'si ise ağırlıklı olarak kredi kartı ve Kredili Mevduat Hesabı (KMH) kullanan bireysel tüketicilerin borçlarından oluşuyor. Halihazırda sıcak takibi süren ve henüz kapanmamış borç miktarı ise 179,4 milyar TL seviyesinde bulunuyor.
MİLYONLARCA BORÇLU, DOKUZ MİLYONU AŞKIN DOSYA
Finansal Kurumlar Birliği'nin (FKB) 2026 yılı ilk çeyrek verilerine göre, VYŞ'lerin aktif takibinde 4 milyon 245 bin 834 borçlu yer alıyor. Borçluların 3,7 milyonunu bireysel tüketiciler, 525 binini ise KOBİ ve ticari işletmeler oluşturuyor. Borçlu sayısına karşılık sistemde işlem gören aktif dosya sayısının 9 milyon 626 bin 853 olması dikkat çeken bir diğer unsur. Bu tablo, finansal sıkışıklık yaşayan ortalama bir borçlunun birden fazla kuruma temerrüde düştüğünü (kişi başı ortalama 2,3 icra dosyası) net bir şekilde ortaya koyuyor.

TAHSİLAT ORANLARI ÇOK DÜŞÜK KALDI
Sektörün bugüne kadar devraldığı borç stoku ile aktif olarak yönetilen hacim arasındaki fark, borç tasfiye hızının oldukça yavaş olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar söz konusu havuzun yalnızca 37,5 milyar TL'lik (yaklaşık yüzde 17,2) kısmı nakden tahsil edilerek veya yapılandırılarak sistemden silinebildi. Yüksek faiz ortamında bu denli düşük bir eritme hızı, hanehalkı ve işletmelerin borç sarmalından çıkmasını giderek zorlaştırıyor.
BANKA BİLANÇOLARINA "SUNİ DOPİNG"
Uzman değerlendirmelerine göre, batık kredilerin varlık yönetim şirketlerine devredilmesi işlemi bankalar için sadece "yükten kurtulma" anlamına gelmiyor. Bu satışların arka planında ciddi bir bilanço stratejisi yatıyor:
-
Karşılık İptalleri: Bankalar, geçmişte batık krediler için "zarar" yazıp ayırdıkları devasa karşılıkları, borcu devrettiklerinde serbest bırakıyor.
-
Suni Kâr Artışı: Serbest kalan bu tutarlar ters kayıtla gelir tablosuna aktarılarak, bankanın o çeyrekteki kârını suni olarak artırıyor.
-
Sermaye Yeterliliğine Katkı: Risk ağırlıklı varlıklar bilançodan çıktığı için bankaların sermaye yeterlilik rasyosu yükseliyor. Bu durum, gelecekte faizler düştüğünde verilecek yeni krediler için bankalara yapay bir hareket alanı ve limit yaratıyor.
