BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Kapalı
İstanbul hava durumu
22 °

BARIŞ, GELECEĞİN EN BÜYÜK YATIRIMIDIR

WhatsApp Image 2026-09-21 at 12.08.23

(Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Bugün 21 Eylül Dünya Barış Günü.

Barış, insanlığın en eski özlemlerinden biri; aynı zamanda geleceğe bırakabileceğimiz en değerli mirastır. Çünkü barış yalnızca savaşların ve çatışmaların olmadığı bir dünya anlamına gelmez. Barış; insanın kendisini güvende hissettiği, adaletin güçlü olduğu, emeğin değer gördüğü, çocukların korkuyla değil umutla büyüdüğü ve toplumların birbirine güvenerek geleceğini inşa edebildiği bir hayatın adıdır.

Savaşların olduğu yerde yalnızca şehirler yıkılmaz. Ekonomiler zedelenir, üretim durur, yatırımlar ertelenir, ticaret yolları kesilir, milyonlarca insan yerinden edilir. En ağır bedeli ise her zaman insan öder.

Bu nedenle barış, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal kalkınmanın temel şartıdır.

İş dünyası açısından baktığımızda da durum değişmez. Güvenin olmadığı yerde yatırımın, istikrarın olmadığı yerde sürdürülebilir büyümenin, adaletin olmadığı yerde güçlü bir ekonomik düzenin kurulması mümkün değildir. Bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca sahip olduğu sermaye, doğal kaynaklar ya da üretim kapasitesiyle ölçülemez. O ülkenin insanına, geleceğine ve birbirine duyduğu güven de en büyük sermayesidir.

Barış, işte bu güven ortamının temelidir.

Bugün dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar ve çatışmalar bize bir kez daha gösteriyor ki, insanlığın ortak geleceği birbirinden bağımsız değildir. Bir coğrafyada yaşanan kriz, başka bir coğrafyada gıda fiyatlarından enerji maliyetlerine, tedarik zincirlerinden göç hareketlerine kadar pek çok alanı etkileyebiliyor. Küresel ekonomi artık sınırların ötesinde birbirine bağlı bir yapı taşıyor.

Bu nedenle barışı savunmak yalnızca devletlerin, siyasetçilerin veya uluslararası kuruluşların görevi değildir.

İş dünyasının da bu konuda önemli bir sorumluluğu vardır.

Çünkü iş dünyası; istihdam yaratır, üretir, ticaret yapar, farklı ülkeler ve toplumlar arasında ekonomik köprüler kurar. Birlikte üretmenin ve birlikte kazanmanın mümkün olduğunu gösterir. İnsanların aynı masa etrafında farklılıklarını aşarak ortak bir gelecek için çalışabilmesi, barış kültürünün en somut göstergelerinden biridir.

Bugün ihtiyacımız olan şey, savaşların normalleştiği bir dünyaya alışmak değil; barışın mümkün olduğuna dair inancı güçlendirmektir.

Bunun yolu ise yalnızca silahların susmasından değil, adaletin konuşulmasından geçiyor.

İnsan onurunun korunduğu, kadınların ve çocukların güvende olduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, insanların doğduğu topraklarda insanca yaşayabildiği, emeğin karşılığını bulduğu ve fırsat eşitliğinin güçlendirildiği bir dünya için barışın anlamını daha geniş düşünmek zorundayız.

Çünkü gerçek barış; sofradaki ekmekte, işçinin alın terinde, gençlerin eğitiminde, kadınların ekonomik hayata eşit katılımında, çocukların güven içinde büyümesinde ve toplumların birbirine duyduğu güvende hayat bulur.

Türkiye açısından da barışın değeri son derece büyüktür. Güçlü ekonomi, sürdürülebilir yatırım, üretim, ihracat ve istihdam için güven ve istikrarın korunması büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin ekonomik gücünü daha ileriye taşıyabilmesi; yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla değil, gelecek kuşaklara daha güvenli, daha adil ve daha huzurlu bir ülke bırakmakla mümkündür.

21 Eylül Dünya Barış Günü’nün bize hatırlattığı en önemli gerçek belki de şudur:

Barış, yalnızca savaşın karşıtı değildir; barış, geleceğin kendisidir.

Bugün savaşların değil barışın konuşulduğu, ayrışmanın değil dayanışmanın güçlendiği, korkunun değil umudun büyüdüğü bir dünya için üzerimize düşen sorumluluğu yeniden hatırlamalıyız.

Çünkü insanlık olarak aynı dünyayı paylaşıyoruz.

Aynı gökyüzünün altında yaşıyor, aynı geleceğe doğru ilerliyoruz.

Ve geleceğe bırakabileceğimiz en değerli miras; daha fazla güç, daha fazla servet ya da daha fazla sınır değil, insan onurunun korunduğu bir barış kültürüdür.

21 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.

Dileğimiz; savaşların değil barışın, nefretin değil sevginin, ayrışmanın değil dayanışmanın, adaletsizliğin değil hakkaniyetin konuşulduğu bir dünyanın mümkün olmasıdır.

Barışın olduğu yerde umut vardır.
Umudun olduğu yerde üretim vardır.
Üretimin olduğu yerde kalkınma vardır.
Ve kalkınmanın olduğu yerde insanlığın ortak geleceği vardır.

Geliniz, geleceğe bırakacağımız en büyük yatırımı birlikte yapalım:

Barışa yatırım yapalım.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?