
Yurdumun en güzel tatil beldesi desem, hiç düşünmeden Bodrum derim…
Denizi bir başka güzel, ruhu bambaşka…
İstersen sabah lüks bir beach’te güne başlarsın, istersen taş evlerin arasında, mandalina ağaçlarının gölgesinde köy hayatını yaşarsın. Bodrum’un en sevdiğim yanı da bu… Sana tek bir tatil sunmuyor; nasıl hissetmek istiyorsan öyle bir Bodrum yaşatıyor.
Ve bana göre Bodrum’u Bodrum yapan sadece masmavi koyları değil…
Mandalina ağaçlarıyla çevrili bahçeleri, taş evleri, yıllara meydan okuyan avluları ve o bahçelerin içine saklanmış aile işletmeleri…
Bugün size tam da böyle bir yeri anlatacağım…
Asmalı Çardak.
Yaklaşık yüz yıllık, dededen kalma bir Bodrum taş evinin bahçesinde kurulu bu mekan, sadece kahvaltı yapılan bir yer değil; eski Bodrum’un yaşayan hafızalarından biri.
İşletmenin sahibi de bu evde doğup büyümüş. Çocukluğunda her sabah rahmetli babaannesinin hazırladığı el açması böreklerin, köy ekmeklerinin kokusuyla uyanmış. O günlerin sıcaklığını ve gerçek Bodrum sofralarını yaşatmak için de 2012 yılında Asmalı Çardak’ı açmış.
“Biz Bodrum’u sadece deniziyle değil, gerçek ruhuyla tanıtmak istedik.” diyor.
Çünkü gerçek Bodrum; aile sıcaklığıyla kurulan sofralarda, taş evlerin gölgesinde ve mandalina kokan bahçelerde saklı.
Burada kahvaltıya oturduğunuzda önce gözleriniz doyuyor…
Oklavayla gözünüzün önünde açılan incecik yufkalar…
Yeni pişmiş mis gibi pişiler…
Kabaklı börek…
Ege otlu börek…
Bol domatesli nefis bir menemen…
Yumurtalı ekmek…
Peynir çeşitleri, söğüş tabakları, ev yapımı reçeller…
Benim favorim kumkuat reçeli oldu.
Ama sofranın gerçek sultanı kesinlikle coğrafi işaretli Bodrum mandalinasından hazırlanan mandalina suyu oldu.
Kış aylarında toplanan mandalinalar sıkılıyor, özenle dondurucuda muhafaza ediliyor. Yazın ise hafif çözüldüğünde, posasıyla birlikte misafirlere ikram ediliyor. İlk yudumda bile o doğal mandalina aromasını hissediyorsunuz.
Fakat beni en çok etkileyen kahvaltı değil…
Bu bahçenin hikâyesi oldu.
Şöyle düşünün…
Küçücük bir çocuksunuz…
Mahallede herkesin mandalina bahçesi var, sizin yok.
Bir gün babanıza sitem ediyorsunuz:
“Bizim neden mandalina ağaçlarımız yok?”
Babanız hiçbir şey söylemiyor…
Ama yıllardır emek verdiği koca incir bahçesini söküp yerine mandalina ağaçları dikiyor.
Bugün o bahçede yaklaşık 150 narenciye ağacı var.
İşte bazen sevgi, “Seni seviyorum.” demek değildir…
Sevginin dili olmayabilir ama anlatmanın binlerce yolu vardır.
Bir babanın, çocuğunun küçücük bir cümlesini yıllarca yaşayacak bir bahçeye dönüştürmesi de bunlardan biri…
Bugün Asmalı Çardak’a gelen misafirler sadece kahvaltı etmiyor.
Yüz yıllık taş bir evin avlusunda, mandalina ağaçlarının gölgesinde oturuyor; eski Bodrum’un hâlâ yaşayan ruhuna tanıklık ediyor.
Belki de bu yüzden Bodrum’da kahvaltı denince ilk akla gelen adreslerden biri olmaya devam ediyor.
Çünkü burada sofraya sadece lezzet değil…
Anılar…
Emek…
Aile…
Ve gerçek Bodrum kültürü de servis ediliyor.
Bodrum’a yolunuz düştüğünde denize gitmeden önce kendinize küçük bir iyilik yapın…
Bir sabahınızı Asmalı Çardak’ın mandalina ağaçlarının gölgesinde geçirin.
Belki de Bodrum’u en güzel, o kahvaltı sofrasında tanıyacaksınız…
