BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
20 °

DEİK’ten AB liderlerine açık mektup serisi

1778394119_Mehmet_Ali_Yalcindag

Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya, Polonya ve Belçika’yı kapsayan yedi ülkenin en prestijli gazetelerinde ülke liderlerine, Türkiye-AB ilişkilerinde "paradigma değişimi" çağrısı yapılıyor.

DEİK, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki birlikteliğin mevcut küresel konjonktürde her iki taraf için de hayati önem taşıdığını vurgulamak amacıyla, yedi ülkenin liderlerine yönelik açık mektupları, ülkelerin en prestijli gazetelerinde ilan olarak yayımlamak üzere bir kampanya başlattı.

Almanya’da Bild, Polonya’da Rzeczpospolita, Belçika’da da De Tijd gazetelerinde ülke liderlerine hitaben mektup ilanlar, 8 Mayıs’ta yayımlandı. Diğer ülkelerde de önümüzdeki günlerde yayımlanması hedeflenen açık mektup serisi, AB’nin en büyük altı ekonomisi olarak ifade edilen ve "E6" ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı kapsıyor.

İlk olarak Ocak 2026’da Financial Times gazetesinde yayımlanan ve Türk iş dünyasının tam üyelik sürecine verdiği desteği vurgulayan açık mektubun ardından olumlu bir etki oluşturan DEİK, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini sadece ekonomik bir iş birliği olarak değil, stratejik bir zorunluluk olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/ Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve DEİK/Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzasını taşıyan mektuplarla, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü bir şekilde konumlandırılması hedefleniyor.

Kampanya ve DEİK’in AB ile ilişkiler ekseninde yürüttüğü çalışmalarla ilgili değerlendirme yapan DEİK Başkanı Nail Olpak şunları söyledi; “Açık mektuplarımızda sadece ticari bağları değil, Türkiye'nin AB’ye tam üyeliğinin Avrupa’nın stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değeri de hatırlatıyoruz. Tam üyelik perspektifinin canlı tutulması, Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluktur. Ticari diplomasimizin temelinde yatan güçlü iş birliği anlayışımız, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik vizyonunu destekleyen en somut yapıdır. Hedefimiz, ekonomik bütünleşmeyi tam üyelik rotasında kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürmek. Türkiye-AB ilişkilerinin; stratejik ortaklık, ekonomik entegrasyon ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi çerçevesinde güçlenmesi gerektiğini, bu durumun her iki tarafın çıkarına olduğunu söylüyoruz.

Açık mektup serimiz, ülke liderlerine, jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa’nın rekabetçiliğinin, güncellenmiş bir AB-Türkiye Gümrük Birliği ile güçleneceğini anlatıyoruz. Mektupları her ülkenin en prestijli yayınlarında direkt olarak ülke liderlerine hitaben ilan olarak yayınlıyoruz. Bu yedi ülke rastgele seçilmiş değil. Etki sahası yüksek olan ve AB’nin en büyük altı ekonomisi olarak ifade edilen ve "E6" ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika. Bu tamamen stratejik ve kritik öneme sahip. Şimdiden çok olumlu yorumlar almaya başladık ülkelerden. 11 Mayıs Pazartesi günü de Belçika Kraliçesi Mathilde’nin katılımıyla Türkiye-Belçika İş Forumu gerçekleştireceğiz. En önemli gündem maddemiz bu konu olacak.”

DEİK/ Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise; “Türkiye ile AB arasındaki birliktelik mevcut küresel konjonktürde her iki taraf için de hayati önem taşıyor. Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci bir an önce başlatılmalı. Biz, Türkiye’nin geleceğini düşündüğümüz gibi Avrupa’nın da geleceğini düşünüyoruz. Beklenecek ve oyalanacak vakit kalmamıştır. Bize göre, bu konunun çözümsüzlüğü gibi bir seçenek de yoktur. Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini sadece ekonomik bir iş birliği olarak değil, stratejik bir zorunluluk olarak görüyoruz. Avrupa, bugün tarihî bir dönüm noktasında bulunmaktadır. Küresel düzen; jeopolitik parçalanma, teknolojik dönüşüm, yapay zekâ, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti ve giderek daha kırılgan hâle gelen güvenlik ortamı çerçevesinde yeniden şekillenmektedir. Bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik ağırlığı ve küresel rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirme, daha hızlı hareket etme ve daha güçlü ortaklıklar tesis etme kapasitesine bağlı olacaktır. Türkiye bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır. Çalışmalarımızı yoğunlaştırarak sürdüreceğiz” dedi.

Her ülkenin liderine hitaben bir girişle başlayan mektupta şu ifadeler yer alıyor:

Bu yılın başlarında, AB liderlerine hitaben yazdığımız bir açık mektup aracılığıyla, Türkiye ile daha derin entegrasyon yoluyla Avrupa'nın stratejik otonomisinin güçlendirilmesine dair görüşlerimizi paylaşmıştık. Bu perspektifleri size ve Alman kamuoyuna aynı motivasyonla sunmak isteriz.

Esasen, Türk iş dünyası uzun zamandır Avrupalı ortaklar, kurumlar ve pazarlarla yakın bir iletişim içinde bulunuyor. Avrupa'nın birliğini, dayanıklılığını ve küresel rolünü güçlendirmek için sarf edilen çabaları yakından ve takdirle izliyoruz. Avrupa'nın değerlerine ve ideallerine olan güçlü bağlılığımızın temelinde, kıtamızın ekonomik gücüne ve küresel rekabetçiliğine yapıcı katkı sunmaya hazırız.

On yıllardır Türk şirketleri ve girişimcileri, Avrupa'nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası oldular. Avrupa'nın gelecekteki refahının iş birliği, açıklık ve tüm insani, ekonomik ve teknolojik kaynaklarının etkin biçimde seferber edilmesine bağlı olduğuna inanıyoruz; buna Türk iş dünyasının sunduğu katkılar da dahildir.

Sizin de güçlü bir şekilde ifade ettiğiniz üzere, AB derin ve eş zamanlı meydan okumalarla karşı karşıya. Yapay zekâ ekonomileri ve toplumları eşi benzeri görülmemiş bir hızla dönüştürüyor. Yeşil dönüşüm stratejik vizyon, sürdürülebilir yatırımlar ve toplumsal uyum gerektiriyor. Artan sosyal kaygılar, demografik değişim ve göç baskıları demokrasilerimizin dayanıklılığını zorluyor. Transatlantik ilişkiler giderek daha karmaşık bir küresel ortamda yeniden şekilleniyor. Avrasya genelinde süregelen jeopolitik gelişmeler Avrupa’nın güvenlik ortamını etkilemeye devam ederken, Asya Pasifik’in küresel ağırlığındaki artış tarihsel önem taşıyan uzun vadeli stratejik, teknolojik ve ekonomik sonuçlar doğuruyor.

AB’nin bu küresel değişime vereceği yanıtın temel unsurlarından biri, AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki istikrarlı ilerleyişine Türkiye’nin tam entegrasyonudur. Her iki tarafın da ele alması gereken mevcut başlıkların farkındayız. Ancak dünyanın bugün karşı karşıya olduğu sarsıntılar dikkate alındığında, Türkiye’nin katılım sürecindeki mevcut durgunluk döngüsünü kırmak aciliyet kazandı. Tarih siyasi süreçlerden daha hızlı ilerliyor ve Avrupalılar olarak hep birlikte kıtamızdaki gelecek nesillere karşı sorumluluk, cesaret ve bilgelik sınavıyla karşı karşıyayız; bu sorumluluk bugün şekilleniyor.

Bu çerçevede Türkiye AB ilişkilerinde bir paradigma değişimi öneriyoruz. Türkiye’nin katılım sürecini tıkayan mevcut verimsiz metodolojinin yeniden ele alınmasının zamanı gelmiştir. Türkiye’ye AB üyeliğine dair açık ve net bir perspektif sunulması önemlidir. Türkiye ile AB’nin geleceğinin bütünlüğünün yeniden teyit edilmesi stratejik berraklığı ve karşılıklı güveni yeniden tesis edecektir.

Dahası, Türkiye ile AB arasındaki bazı mevcut ikili sorunlar gerçek olmakla birlikte, kıtamızın karşı karşıya olduğu hayati ve varoluşsal sınamalarla kıyaslandığında orantısız hale gelmiştir. Güçlü, entegre olmuş ve küresel ölçekte etkili bir AB; sadece Türkiye de dâhil olmak üzere Avrupa ulusları için değil, aynı zamanda ortak coğrafyamızda ve daha geniş dünyada istikrar için de bir zorunluluktur. Avrupa ekonomisinin, rekabetçiliğinin ve stratejik otonomisinin ayrılmaz bir parçası olan Türkiye, AB'nin yeni ekonomik güvenlik ve savunma mimarisine tam anlamıyla entegre edilebilir. Ayrıca, jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa'nın rekabetçiliği, güncellenmiş bir AB-Türkiye Gümrük Birliği ile daha da güçlenecektir.

Türk şirketleri, Türkiye'de faaliyet gösteren AB şirketleriyle birlikte; yatırımlar, inovasyon ve uzun vadeli ortaklıklar yoluyla daha güçlü, daha rekabetçi ve daha özgüvenli bir AB'ye katkıda bulunmaya hazırlar. Ortak geleceğimizi güvence altına almak için gereken cesur adımları atacağınıza dair vizyoner liderliğinize güveniyoruz ve bu çabayı desteklemeye hazır olduğumuzu bildiriyoruz. Yapıcı ve vizyoner AB politikalarının Türkiye'de de güçlü bir karşılık bulmasını sağlamak ise bizim sorumluluğumuzdur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?