
(Esra Hasnalçaçı yazıyor...)
Bir ülkenin ekonomik gücünü yalnızca büyük fabrikaları, yüksek ihracat rakamları ya da dünya pazarlarındaki payı belirlemez. Asıl güç; üreten, ürettiğini dünyaya ulaştırmak isteyen, yeni yollar arayan ve değişen ticaret anlayışına ayak uydurabilen girişimcilerin önünü açabilmektir. Bu nedenle e-ihracatın konuşulduğu, anlatıldığı ve doğrudan sahada iş yapan insanlarla buluşturulduğu her çalışmayı, ülkemizin geleceği açısından değerli bir farkındalık adımı olarak görüyorum.
Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak ve Genel Sekreteri Elif Aslamacı’nın öncülüğünde, TOBB Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen “Alibaba ile İhracatın Kahramanları Projesi – E-İhracat Söyleşileri” de bu açıdan önemli bir buluşma oldu.
Ankara ve yakın ilçelerinden programa katılan işletme sahipleri, e-ihracat yapan girişimciler ve e-ihracata adım atmak isteyenler aynı ortamda bir araya gelerek yalnızca bir paneli dinlemediler; sektörün bugününü, geleceğini, karşılaşılan sorunları ve çözüm yollarını birlikte değerlendirme fırsatı buldular.
Akıcı ve samimi bir sohbet ortamında gerçekleşen panel ve açık oturumun benim açımdan en kıymetli tarafı ise e-ihracatın yalnızca teknik bir ticaret yöntemi olarak ele alınmaması. Çünkü bugün e-ihracat, küçük veya orta ölçekli bir işletmenin kendi şehrinden çıkmadan dünyanın farklı ülkelerindeki müşterilere ulaşabilmesinin en önemli yollarından biri haline geliyor.
Artık mesele yalnızca “Ne üretiyoruz?” sorusuyla sınırlı değil. “Ürettiğimizi dünyaya nasıl ulaştıracağız, hangi pazara gireceğiz, bunu nasıl daha güvenli, hızlı ve sürdürülebilir hale getireceğiz?” sorularına da cevap vermek gerekiyor.
İşte bu nedenle e-ihracat konusunda yapılan her bilinçlendirme çalışmasını, sadece bir sektör toplantısı olarak görmemek gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bilgi paylaşımı arttıkça cesaret artıyor. Cesaret arttıkça girişimci sayısı çoğalıyor. Girişimcilerin önündeki engeller azaldıkça üretim güçleniyor. Üretim güçlendikçe de Türkiye’nin dünya ticaretindeki yeri büyüyor.
E-ihracatın kolaylaştırılması, aslında yalnızca ticaretin kolaylaştırılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Anadolu’daki bir işletmenin, Ankara’daki bir girişimcinin, kendi ilçesinde üretim yapan bir KOBİ’nin dünyaya açılabilmesi anlamına geliyor.
Bunun için güvenli dijital altyapının, doğru bilginin, doğru yönlendirmenin ve deneyim paylaşımının önemi büyük.
Özellikle e-ihracat yapmak isteyen ancak nereden başlayacağını bilemeyen işletme sahipleri için bu tür buluşmaların ayrı bir değeri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen bir girişimcinin ihtiyacı olan şey yalnızca sermaye değildir. Bazen doğru bilgiyi doğru kişiden duymak, yaşanmış bir tecrübeyi öğrenmek ve “Ben de yapabilirim” diyebilmek en büyük başlangıçtır.
Bu nedenle “İhracatın Kahramanları” ifadesini yalnızca bir proje adı olarak değil, ülkemizin üretim gücünü dünyaya taşıyan insanların emeğine verilmiş anlamlı bir değer olarak görüyorum.
Bugün dünyada ticaretin dili değişiyor. Dijital platformlar, sınırları eskiye göre çok daha geçirgen hale getiriyor. Bir ürünün müşterisine ulaşması için artık yalnızca fiziksel mağazalara, fuarlara veya geleneksel satış kanallarına bağlı kalmak gerekmiyor. Ancak bu yeni dünyanın fırsatlarını değerlendirebilmek için işletmelerimizin de kendisini yenilemesi, hızlanması ve güvenli adımlar atması gerekiyor.
Tam da burada e-ihracatın neden kolaylaştırılması, neden hızlandırılması ve neden daha geniş kitlelere anlatılması gerektiği ortaya çıkıyor.
Ben bu programa katılmamış olsam da, böyle bir çalışmanın yapılmış olmasını ve farklı sektörlerden insanların aynı masa etrafında e-ihracatı konuşmasını son derece anlamlı buluyorum. Çünkü bazen bir etkinliğin içinde bulunmak kadar, o etkinliğin hangi ihtiyaca cevap verdiğini görmek de önemlidir.
Bana göre burada asıl mesele bir panel gerçekleştirmekten çok daha büyük.
Mesele, Türkiye’nin üreten insanlarına “Dünyaya açılabilirsiniz” diyebilmek.
Mesele, Ankara’dan, Anadolu’nun farklı şehirlerinden ve ilçelerinden çıkan ürünlerin yalnızca yerel pazarlarda kalmamasını sağlamak.
Mesele, girişimcinin önündeki bilgi ve güven eksikliğini azaltmak.
Ve belki de en önemlisi, insanımıza değişen dünyada kendisine yer açabileceği konusunda cesaret vermek.
Bu nedenle Celal Toprak ve Elif Aslamacı’nın öncülüğünde gerçekleştirilen bu tür çalışmaların, e-ihracatın gelişmesi açısından önemli bir farkındalık oluşturduğuna inanıyorum.
Çünkü Türkiye’nin geleceği sadece büyük yatırımlarla değil; küçük işletmenin büyümesiyle, girişimcinin cesaretlenmesiyle, üreticinin dünyaya ulaşmasıyla ve insanımızın yeni ticaret yollarını öğrenmesiyle de şekillenecek.
E-ihracat bugün bir tercih gibi görünse de yarının dünyasında çok daha güçlü bir gereklilik haline gelecek. Bu nedenle bugünden bilgi üretmek, deneyim paylaşmak, işletmeleri bilinçlendirmek ve güvenli ticaret kanallarını yaygınlaştırmak zorundayız.
Benim için bu programın en önemli mesajı da tam olarak burada yatıyor:
Türkiye üretiyorsa, Türkiye’nin ürettiklerini dünyaya anlatacak ve ulaştıracak yolları da çoğaltmalıyız.
Çünkü bir ürünün dünyaya ulaşması sadece ekonomik bir başarı değildir. O ürünün arkasında bir insanın emeği, bir ailenin umudu, bir işletmenin geleceği ve ülkemizin üretim gücü vardır.
E-ihracatın kahramanlarını çoğaltmak, aslında Türkiye’nin geleceğe açılan kapılarını çoğaltmaktır.
Ve bugün yapılan her doğru çalışma, yarının daha güçlü, daha bilinçli ve dünyayla daha fazla bütünleşmiş Türkiye’sine bırakılmış değerli bir katkıdır.
