
Türkiye'nin 11 depremzede şehrinden gelen kadın girişimcileri Kahramanmaraş’ta buluşturan "Kadın Emeği Alışveriş Festivali", derin bir dayanışma ruhuyla tamamlandı. Ticari bir etkinlik olmanın ötesine geçerek afet sonrası yeniden ayağa kalkmanın ve umudun sembolü olan buluşmada, duygusal anlar ve güçlü başarı hikayeleri öne çıktı.
Türkiye’nin 11 depremzede şehrinden gelen kadın girişimcileri buluşturan “Kadın Emeği Alışveriş Festivali”, 5-7 Haziran tarihleri arasında Kahramanmaraş’ta büyük bir dayanışma ruhuyla geride kaldı. Sadece ticari bir etkinlik değil, deprem sonrası küllerinden doğmanın bir sembolü olan bu buluşmada, planlanan katılım ve ilgi büyük ölçüde yakalandı.
Organizasyonun mimarlarından Ayça Öksüz, sahada çok güçlü ve iyileştirici bir atmosfer olduğunu belirterek festivalin genel tablosunu şu sözlerle özetledi:
“5-6-7 Haziran tarihlerinde Kahramanmaraş’ta gerçekten çok güçlü bir dayanışma atmosferi vardı. Sadece bir alışveriş festivali değil, aynı zamanda deprem sonrası yeniden ayağa kalkmanın, üretmenin ve birlikte iyileşmenin sembolü haline gelen çok özel bir buluşma yaşadık. Türkiye’nin 11 depremzede şehirlerinden gelen kadın girişimciler aynı çatı altında bir araya geldi; ziyaretçiler de bu emeğe büyük bir ilgi ve sahiplenmeyle destek verdi. Hem şehir dışından gelen girişimcilerin memnuniyeti hem de Kahramanmaraş halkının festivale sahip çıkması bizler için çok değerliydi.”
KÜLLERİNDEN DOĞAN HİKAYELER VE YENİDEN ÜRETME UMUDU
Festival öncesinde bu organizasyonu “kadın emeğinin yeniden ayağa kalkma hikâyesi” olarak tanımlayan Ayça Öksüz, etkinlik bittiğinde sahada kendisini derinden etkileyen ve “iyi ki bu işi yapmışız” dedirten çok özel bir paylaşıma şahit olduğunu dile getirdi. Depremde her şeyini kaybettikten sonra örgü örerek hayata tutunmaya çalışan bir kadının geri bildirimi, projenin insani boyutunu gözler önüne serdi. Ayça Öksüz, kendisini duygulandıran o anı şu cümlelerle aktardı:
“Bir kadın girişimcimiz yanıma gelip şöyle dedi: ‘Depremden önce çok varlıklı bir hayatım vardı. Ama depremle birlikte hem sevdiklerimi hem de sahip olduğum her şeyi kaybettim. Bir süre şehir dışında başka bir ailenin yanında yaşamak zorunda kaldım. Orada yeniden hayata tutunmayı öğrendim. O süreçte örgü örmeye, çanta yapmaya başladım ve bu şekilde geçimime katkı sağlamaya çalıştım. Ama siz bu etkinliği düzenleyerek bana sadece bir stant vermediniz; bana büyük bir pazar, yeniden üretme umudu ve ekonomik bir güç sundunuz.’ Bu sözleri duyduğumda gerçekten çok duygulandım. O an şunu anladım; biz burada sadece bir festival düzenlemiyoruz. Kadınların yeniden ayağa kalkmasına, yeniden üretmesine, yeniden umut etmesine alan açıyoruz.”
AFET SONRASI SOSYAL VE PSİKOLOJİK İYİLEŞME HAREKETİ
Etkinliğin sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda derin bir sosyal ve psikolojik iyileşme hareketi olduğunu her fırsatta vurgulayan Öksüz, afet sonrası motivasyonunu ve umutlarını kaybeden kadın üreticilerin festival alanında aradığı gücü bulduğunu belirtti. Kadınların birbirlerinin hikâyelerinde kendilerini bulduklarını ve yalnızlık hissinden sıyrıldıklarını ifade eden Öksüz, sahadaki gözlemlerini şöyle paylaştı:
“Biz festival boyunca sadece ticari bir organizasyon gerçekleştirmedik; kadınların yeniden birbirine tutunduğu, yalnız olmadığını hissettiği çok güçlü bir dayanışma ortamı oluşturduk. Deprem sonrası birçok kadından üretici yalnızca ekonomik kayıp yaşamadı; aynı zamanda umutlarını, motivasyonlarını ve sosyal bağlarını da kaybetti. Festival alanında ise ilk kez uzun zaman sonra kendilerini anlaşılmış, değer verilmiş ve görünür hisseden çok sayıda kadın girişimci vardı. Özellikle şehir dışından gelen katılımcılarımızın ‘Buraya geldiğimizde yalnız olmadığımızı anladık’ demesi bizim için en kıymetli geri bildirimlerden biriydi. Çünkü bazen bir stant vermekten çok daha önemli olan şey, bir insana yeniden umut verebilmek oluyor.”
ANADOLU’NUN KÜLTÜREL MİRASI VE GELENEKSEL EL EMEĞİ
Festival alanında el sanatlarından gastronomiye, seramikten tekstile kadar Anadolu’nun binbir renkli hikâyesini barındıran çok geniş bir ürün yelpazesi sergilendi. Ziyaretçilerin ve tüketicilerin sadece alışveriş yapmadığını, aynı zamanda bu ürünlerin arkasındaki kültürel mirasa ve mücadeleye de büyük bir ortaklık sergilediğini söyleyen Öksüz, geleneksel değerlerin gördüğü ilgiden memnuniyetini şu sözlerle ifade etti:
“Anadolu’nun geleneksel üretim kültürüne olan ilginin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu görmek bizi mutlu etti. Kadınların el emeğiyle ortaya koyduğu özgün üretimler ziyaretçiler tarafından büyük bir değer gördü. Örneğin Kahramanmaraş’ın sim sırmasına ve filesine ilgi çok yoğundu; Elazığ’daki yazmacılık sanatı, Hatay’ın saz örgü sepetleri ve mozaik sanatına gösterilen ilgi bunların en güzel örneği. Bu da bize şunu gösterdi: İnsanlar artık sadece bir ürün değil, anlamı olan, hikâyesi olan ve gerçek emek taşıyan üretimleri desteklemek istiyor.”
SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİ VE STRATEJİK İŞ BİRLİKLERİ
Organizasyonun iki günlük bir satış etkinliği olarak kalmaması ve sürdürülebilir hale gelmesi hedefleniyordu. Festival süresince iş dünyasından ve büyük markalardan kadın girişimcilere yeni ticari kapılar açacak toptan siparişler ve özel koleksiyon çalışmaları gibi somut B2B bağlantılarının doğduğunu aktaran Ayça Öksüz, uzun vadeli hedefleri olan “Bölgesel Kadın Girişimcilik Platformu” için atacakları ilk stratejik adımı şu şekilde açıkladı:
“Biz bu organizasyonu sadece ‘bugün satış yapılsın’ mantığıyla planlamadık. Amacımız kadınların ekonomik olarak daha güçlü hale gelmesi, üretimlerinin sürdürülebilir olması ve yeni pazarlara ulaşabilmesiydi. Bu süreçte ilk stratejik adımımız, festivalde bir araya gelen kadın girişimciler arasında sürekli iletişim ve ticari iş birliği sağlayacak daha güçlü bir ağ oluşturmak olacak. Sosyal medya, dijital tanıtım çalışmaları ve ortak projeler üzerinden kadın üreticilerimizin görünürlüğünü yıl boyunca desteklemeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda iş dünyası, yerel yönetimler ve büyük markalarla daha güçlü iş birlikleri kurarak kadın girişimcilerimize yeni pazar alanları açmayı planlıyoruz.”
İŞ DÜNYASINA ÇAĞRI: KURUMSAL HEDİYE TERCİHLERİ RADİKAL DEĞİŞMELİ
Son olarak festival öncesinde iş dünyasına kadın girişimcilere daha fazla alan açmaları yönünde yaptıkları çağrının sahada olumlu bir karşılık bulduğunu belirten Öksüz, bundan sonraki süreçte kurumlara ve markalara düşen en kritik görevi hatırlattı. Kadınların ekonomik bağımsızlığının sürdürülebilir olması için kurumsal harcamalarda radikal bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini vurgulayan Öksüz, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Festival sonrasında gördük ki iş dünyasında kadın girişimcileri destekleme konusunda gerçekten güçlü bir farkındalık oluşmaya başladı. Ben özellikle kurumların kadın girişimcilere destek olmasının en etkili yollarından birinin kurumsal hediye tercihlerini kadın üreticilerden yana kullanmaları olduğuna inanıyorum. Çünkü bazen bir şirketin yıl sonunda çalışanlarına, kadınlar gününde kadın çalışanlarına, iş ortaklarına ya da misafirlerine verdiği hediyeler; küçük bir işletme için çok büyük bir ekonomik destek ve sürdürülebilirlik anlamına gelebiliyor. Kadın emeğine verilen her destek aslında sadece bir ürüne değil, bir ailenin yeniden ayağa kalkmasına, bir kadının ekonomik özgürlüğüne ve toplumsal iyileşmesine yapılan yatırımdır.”
