Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

İstanbul Parçalı Az Bulutlu
İstanbul hava durumu
20 °

Köyümde bayram var

WhatsApp Image 2026-11-02 at 09.17.35

(Şennur Enginler yazıyor...)

Nereye Baksan Kırmızı Beyaz

Yıllardır düşünürüm… Neden bizim bayramlarımız her sokakta, her mahallede, her köyde aynı coşkuyla kutlanmaz? Neden Cumhuriyet Bayramı yalnızca resmî törenlerle sınırlı kalsın ki?

Bu bizim bayramımız!

Keşke ruhumuza işlese, keşke her yer kırmızı beyaza bürünse. Hem törenimizi yapsak hem eğlensek. Müzikler çalsa, eller havaya kalksa, çocuklar koşuştursa, büyükler gülümsese… Cumhuriyet’in coşkusu yalnızca meydanlarda değil, evlerimizde, sokaklarımızda, sofralarımızda yaşasa.

İşte bu 29 Ekim’de Bitez Köy İçi’nde yıllardır hayalini kurduğum o bayramı gördüm.

Beyaz Ceketli, Kırmızı Kıyafetli, Elinde Bayrak Ön Safta Bir Kadın

Bir tarafta kortej ilerliyor, diğer tarafta müzik sesleri yükseliyor. Restoranlar, kafeler, esnaf, çocuklar, gençler, yaşlılar… Herkes bayramın içinde. Bodrum’daki kortejden önce Bitez, Cumhuriyet’in 103. yılını kendi köy meydanında, kendi insanlarıyla kutluyordu.

Derken kortejin en önünde beyaz ceketi, kırmızı kıyafeti ve elinde Türk bayrağıyla yürüyen bir kadın muhtar.

Bitez Mahalle Muhtarı Seda Dönen Özgüçlü.

Güler yüzlü, tatlı mı tatlı, naif görünümlü bir kadın.

Ama dediler ki:

“Sen bakma onun öyle tatlı göründüğüne, eli maşalıdır! Köye düzen lazım mı, hooop o maşa çıkar!”

Şöyle bir gülümsedim.

Anlaşılan bugün maşasını bir kenara bırakmış, eline Türk bayrağını almıştı. Beyaz ceketi, kırmızı kıyafetiyle en önde yürüyor, köyünü bayrama davet ediyordu.

Ama ben o görünmez maşanın oralarda bir yerlerde olduğundan şüpheleniyorum!

Çünkü koskoca köyü bir araya getirmek kolay mı?

Restoranlar katılacak, kafeler eşlik edecek, kortej yürüyecek, halk oyunları ekibi gösterisini yapacak, müzik çalacak, herkes eğlenecek… Birilerinin bütün bunları düşünüp insanları aynı heyecanda buluşturması gerekiyor.

İşte o gün gördüğüm Bitez, tam da böyle bir dayanışmanın eseriydi.

Muhtarlığın halk oyunları ekibi gösterisini yaptı. Kafeler bir anda eğlence merkezine dönüştü. Müzik başladı mı eller havada, yüzler gülüyor. Bir yanda yürüyüş, diğer yanda oyunlar, kahkahalar…

Oh be, dedim!

Bayram dediğin biraz da böyle olmalı!

Cumhuriyet’i kutlarken hem gururlanmalı hem neşelenmeli insan. Yanındakiyle kol kola girmeli, tanımadığına gülümsemeli, bir türküde aynı ritmi tutmalı.

Köyün Kızı, Gerektiğinde Eli Maşalı!

Seda Muhtar’ı düşündüm sonra…

Bence bir köyün muhtarı biraz da böyle olmalı.

Müzik mi çalıyor? Hadi bakalım, eller havaya, gelsin oynasın!

Bir kahve mi içilecek? Otursun, iki kelime sohbet etsin. Fal bak denilsin, bir fincanın içinden güzel haberler çıkarsın, iki tatlı sözle moral versin.

Bir bardak çay eşliğinde kahkahalı sohbetin de içinde olsun.

Köyün kızı gibi…

Ama gerektiğinde o meşhur maşayı da çıkarsın!

“Bu mandalina ağaçlarına sahip çıkın bakalım, buralar bizim mirasımız!” desin.

“Haydi hanımlar, kooperatife reçel lazım. Oturmak yok, toplanın bakalım, mandalinalar reçel olacak!” diye seslensin.

Bir yandan kadınları üretime çağırsın, bir yandan ihtiyaç sahibini düşünsün. Köyün sokakları temiz olsun, eski değerleri unutulmasın, çocukların oynayacağı, insanların buluşacağı alanlar yaşasın istesin.

Sonra maşasını usulca saklasın…

Tatlı gülümsemesiyle hiçbir şey olmamış gibi sohbete devam etsin.

Ama herkes bilsin ki o maşa bir yerlerde duruyor!

Şaka bir yana, Seda Dönen Özgüçlü’nün Bitez’deki çalışmalarına baktığımda kadın dayanışmasından yerel üretime, Bodrum mandalinasının yaşatılmasından sosyal yardımlaşmaya uzanan bir emek görüyorum.

Kadın kooperatifiyle ilişkisi, mandalina festivallerine katkısı, mahallenin sorunlarını yerel yönetime taşıması ve insanları ortak etkinliklerde buluşturması, muhtarlığı yalnızca evrak ve resmî işlemlerden ibaret görmediğini gösteriyor.

Belki her işi tek başına yapmıyor. Zaten yapmamalı da.

Çünkü bir köyü yaşatan bir kişinin gücü değil, birlikte hareket eden insanların emeğidir.

Özledik Böyle Bayramları, Böyle Köyleri…

Bitez’in dar sokaklarında dolaşırken düşündüm.

Bodrum değişiyor. Eski mandalina bahçelerinin yerinde yeni yapılar yükseliyor. Köylerin dokusu, komşuluk ilişkileri, eski alışkanlıklar yavaş yavaş dönüşüyor.

Ama köyün insanları bir bayram sabahı aynı sokakta buluşabiliyorsa, esnaf kapısının önüne çıkıp kutlamaya katılıyorsa, kadınlar el ele üretime ve dayanışmaya devam ediyorsa, o köyün ruhu hâlâ yaşıyor demektir.

Özlemişiz…

Yüzü gülen, gerektiğinde tatlı sert konuşan köy kadınlarını…

Köyün kızlarını, gelinlerini, büyüklerini…

Bir düğünde, bir bayramda herkesin bir ucundan tuttuğu o güzel kalabalıkları.

Birinin çayı koyduğu, diğerinin kahve yaptığı, bir başkasının müziği açtığı, kimsenin kenarda kalmadığı o samimi günleri.

Koskoca köy bu!

Düğünü de birlikte olsun, bayramı da.

29 Ekim’de Bitez’de gördüğüm yalnızca güzel hazırlanmış bir kortej değildi.

Cumhuriyet’in halkın içine karışmış, sokaklara taşmış, gülümseyen hâliydi.

Ve en önde beyaz ceketi, kırmızı kıyafeti, elinde Türk bayrağıyla yürüyen bir kadın vardı.

Seda Muhtar…

Bugün maşanı saklamış olabilirsin ama belli ki köyün düzeni, mandalinası, kadınları ve bayramları söz konusu olduğunda onu nereden çıkaracağını çok iyi biliyorsun!

Yeter ki o tatlı gülümsemen hiç eksilmesin.

Çünkü biz böyle bayramları da, böyle gülen yüzleri de çok özledik.

Yaşasın Cumhuriyet!

Yaşasın köyümüzde bayram var diyebildiğimiz güzel günler!

Sevgiyle görüşmek dileğiyle…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?