
Kentlerin hızla genişlemesi, bir dönem şehir dışında kurulan kimya, depolama ve üretim tesislerini yaşam alanlarının tam ortasına hapsetti. Konutlar ve okullarla iç içe geçen bu yapılar; yangın, patlama ve sızıntı gibi kazaların etkilerini çok daha geniş ve ölümcül bir alana yayma potansiyeli taşıyor.
RİSK BÜYÜYOR
Nüfus artışıyla birlikte sıfırlanan emniyet mesafeleri, fabrikalardaki olası bir kazanın çevre tesisleri de vurarak "domino etkisi" yaratmasına zemin hazırlıyor. 1976'da İtalya'nın Seveso kasabasında yaşanan çevre felaketi, bugün tüm Avrupa'da büyük endüstriyel kazaları önlemek için uygulanan standartların temelini oluşturuyor.
BEKRA KALKANI
Avrupa'daki Seveso kurallarının Türkiye'deki uygulayıcısı olan BEKRA yönetmeliği, tehlikeli madde barındıran şirketlere çok sıkı denetimler getiriyor. İçerdiği maddeye göre sınıflandırılan tesisler, güvenlik raporlarını eksiksiz sunmadıkları takdirde kapatılmaya kadar giden ağır yaptırımlarla karşılaşıyor. Uzmanlar, yeni şehir planlamalarında bu tehlike sınırlarının titizlikle korunması gerektiğinin altını çiziyor.

KORKUTAN TABLO
Mevcut kanunlara rağmen Türkiye'de endüstriyel kazalar hız kesmiyor. 2025 yılı verilerine bakıldığında ülke genelinde 755 endüstriyel yangın ve patlama kayıtlara geçti. 20 işçinin hayatını kaybettiği facialarda metal sektörü yüzde 19'luk oranla başı çekerken, onu ağaç ve tekstil sanayisi takip etti.
PROAKTİF ÇÖZÜM
Falckon Genel Müdürü Anıl Yamaner, kağıt üzerinde mevzuata uymanın felaketleri durdurmaya yetmeyeceğini, insan faktörünün ve sürekli eğitimin şart olduğunu belirtiyor. Fabrika yangınlarının standart belediye itfaiyesi yerine özel eğitimli endüstriyel itfaiye ekiplerince yönetilmesi gerektiğini savunan Yamaner, asıl hedefin yangın çıktıktan sonra söndürmek değil, yangının çıkmasını en başından engellemek olduğunu vurguluyor.
