BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Kapalı
İstanbul hava durumu
22 °

UNUTMANIN ÖTESİNDE: ALZHEIMER’A KARŞI HATIRLAMAMIZ GEREKEN SORUMLULUK

WhatsApp Image 2026-09-22 at 00.26.58

(Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Bugün 21 Eylül… Dünya Alzheimer Günü.

Belki de hayatın bize verdiği en büyük ironilerden biri şu: İnsan bazen en çok hatırlamak istediği şeyleri unutmaya başlıyor. Bir isim, bir yüz, bir adres, yılların biriktirdiği bir anı… Zamanla bazı hatıralar silikleşiyor. Ancak Alzheimer yalnızca hafızanın kaybolması değildir. Bir insanın hayatına, ailesine, yakın çevresine ve giderek toplumun tamamına dokunan çok daha büyük bir meseledir.

Bu nedenle bugün Alzheimer hakkında konuşmak, aslında insanı konuşmaktır.

Çünkü Alzheimer’ın karşısında yalnızca hastalıkla yaşayan birey yoktur. Onun yanında ailesi vardır, eşi vardır, çocukları vardır, bakımını üstlenen yakınları vardır. Günlük hayatın görünmeyen yükünü taşıyan insanlar vardır. Bazen işinden zaman ayıran, bazen kendi ihtiyaçlarını erteleyen, bazen de yaşadığı zorlukları kimseye anlatmadan yoluna devam eden aile bireyleri vardır.

İşte bu yüzden Alzheimer konusunda farkındalık, yalnızca bir sağlık meselesi değil; aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.

Erken tanı, doğru yönlendirme, sağlık hizmetlerine erişim, bakım desteği ve ailelerin bilinçlendirilmesi bu mücadelenin önemli parçalarıdır. Alzheimer’ın her aşamasında ihtiyaçlar değişebilir. Bu nedenle hastalığı anlamak kadar, hastalıkla yaşayan insanı ve ailesini anlamak da önemlidir.

Bana göre asıl mesele burada başlıyor.

Bir insan hatırlamakta zorlanıyor diye onun hayatındaki değerini azaltamayız. Bir insan bazı şeyleri unutuyor diye onun geçmişini, emeğini, sevgisini ve toplumdaki yerini unutmamalıyız.

Tam tersine, onun unuttuğu yerde biz hatırlamalıyız.

Hatırlamalıyız ki Alzheimer’la yaşayan insanlar toplumun dışında değildir. Onlar bizim anne babalarımız, eşlerimiz, yakınlarımız, komşularımız, çalışma arkadaşlarımız ve yıllarca bu ülkenin üretimine, gelişimine katkı sağlamış insanlardır.

İş dünyasının da bu konuda söyleyecek bir sözü ve yapabileceği çok şey vardır.

Çünkü iş dünyası yalnızca üretimden, yatırımdan, istihdamdan ve ekonomik büyümeden ibaret değildir. Güçlü bir ekonomi, insanı merkeze alan güçlü bir toplumla mümkündür. Çalışanların ailelerinde yaşanan sağlık sorunları, bakım sorumlulukları ve yaşamın getirdiği zorluklar çalışma hayatından bağımsız düşünülemez.

Bu nedenle daha anlayışlı çalışma ortamları oluşturmak, çalışanların bakım sorumluluklarını dikkate almak, farkındalık çalışmalarına destek vermek ve sosyal sorumluluk projelerini sürdürülebilir hale getirmek, insan odaklı bir iş dünyasının önemli göstergelerinden biridir.

Bugün şirketlerin, kurumların ve toplumun tamamının kendisine şu soruyu sorması gerektiğine inanıyorum:

Biz, Alzheimer’la yaşayan insanların ve onların ailelerinin hayatını biraz olsun kolaylaştırmak için ne yapıyoruz?

Bazen bunun cevabı büyük projelerde değildir.

Bir aileye doğru bilgiye ulaşması için yol göstermek olabilir. Bir çalışanımıza zor bir döneminde anlayış göstermek olabilir. Yaşlı bir insanın yalnız olmadığını hissettirmek olabilir. Bir farkındalık kampanyasına destek vermek olabilir. Ya da sadece karşımızdaki insanı sabırla dinlemek…

Çünkü bazı iyiliklerin ekonomik bir karşılığı yoktur; fakat toplumsal değeri çok büyüktür.

Alzheimer konusunda farkındalığı artırırken bir başka gerçeği de unutmamalıyız: Farkındalık yalnızca bir günle sınırlı kalmamalıdır.

21 Eylül, bizim için bir başlangıç noktası olmalıdır. Bugün konuşup yarın unutacağımız bir konu değil; sağlık politikalarından sosyal destek mekanizmalarına, çalışma hayatından ailelerin bilinçlendirilmesine kadar uzun soluklu bir yaklaşımın parçası olmalıdır.

Daha güçlü bir yarın istiyorsak, yalnızca ekonomik olarak değil, insani olarak da güçlenmeliyiz.

Çünkü bir toplumun gerçek gelişmişliği, yalnızca ne kadar ürettiğiyle değil; zor durumda olan insanına ne kadar sahip çıktığıyla da ölçülür.

Bugün Alzheimer’la yaşayanlara, onların ailelerine ve bakım veren herkese bir kez daha bakmamız gerekiyor.

Onların mücadelesini görmemiz, yüklerini anlamamız ve yalnız olmadıklarını hissettirmemiz gerekiyor.

Belki Alzheimer bize unutmayı anlatıyor.

Ama biz bugün başka bir şeyi hatırlayalım:

İnsanı unutmamak.

Sevgiyi unutmamak.
Vefayı unutmamak.
Dayanışmayı unutmamak.
Aileyi unutmamak.
Toplumsal sorumluluğu unutmamak.

Çünkü bazı insanlar hatırlamakta zorlandığında, onların yanında olmak bizim görevimizdir.

Ve inanıyorum ki farkındalık, erken tanı, doğru destek ve dayanışmayla Alzheimer’la yaşayan bireyler ve aileleri için daha güçlü yarınlar mümkündür.

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde dileğim çok açık:

Unutanları unutmayalım.

Çünkü güçlü bir gelecek; yalnızca daha çok üreten değil, birbirine daha çok sahip çıkan insanların ve toplumların geleceğidir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?