
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “15 Temmuz hain darbe girişiminin neyi hedeflediği, son 10 yıldır yaşanan gelişmelere bakıldığında çok daha iyi anlaşılmaktadır. Karanlık odakların ülkemiz üstünde tahakküm kurma girişimlerine karşı en güçlü cevabı, askerî, ekonomik ve kültürel alanda ilerleyerek verebiliriz” dedi.
Ali Kopuz, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“15 Temmuz, millet iradesini hedef alan; devletimizin varlığına ve ülkemizin geleceğine kasteden karanlık bir ihanet girişimidir. Aradan 10 yıl geçmiş olsa da o gece yaşadığımız ihaneti de, aziz milletimizin canı pahasına verdiği destansı mücadeleyi de unutmadık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kahraman milletimiz ve güvenlik güçlerimiz, bu milletin silahını, uçağını ve tankını yine bu millete karşı kullanan hain darbecilere hak ettikleri cevabı vermiştir.
15 Temmuz yalnızca demokrasi tarihimiz açısından değil, Türkiye’nin istiklali ve istikbali bakımından da bir milat olmuştur. Bu gerçeğin önemi, aradan geçen yıllarla birlikte daha da net görülmektedir.
15 Temmuz hain darbe girişiminin neyi hedeflediği, sonrasında ülkemizde, bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere bakıldığında çok daha iyi anlaşılmaktadır. Şu gerçeği açıkça görmek gerekir ki; 15 Temmuz gecesi hainlerin karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve milletimizin eşsiz direnişi olmasaydı, meyveleri o yıllarda yeni yeni alınmaya başlanan savunma sanayiine yönelik uzun vadeli stratejik yatırımların tamamı rafa kaldırılacak, Türkiye savunma teknolojilerinde bugün ulaştığı seviyeye erişemeyecekti.
Bugün gurur duyduğumuz Kaan, Kızılelma, Akıncı, Tb3, Hürjet, TCG Anadolu, Siper, Hisar, Atmaca, Altay ve Yıldırımhan gibi projelerin hiçbiri olmayacak ya da yarım kalacaktı. Türkiye dev adımlarla geliştirdiği savunma sanayini büyütemeyecek, dünyanın en önemli savunma sanayi ihracatçılarından biri olamayacaktı.
Yine Türkiye-Azerbaycan arasındaki “iki devlet, tek millet” anlayışı somutlaşmayacak; Karabağ’ın işgalden kurtarılmasında görüldüğü gibi güçlü bir askerî ve stratejik ortaklığa dönüşemeyecekti.
Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması gerçekleştirilemeyecek, Doğu Akdeniz’de ülkemizin hak ve menfaatlerini koruyan stratejik denge kurulamayacaktı.
Suriye’de Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekâtlarıyla oluşturulan güvenlik kuşağı tesis edilemeyecek, sınırlarımız boyunca terör örgütlerinin oluşturmak istediği yapı çok daha büyük bir güvenlik tehdidine dönüşecekti.
Bugün Gazze’deki katliamları ayyuka çıkan İsrail’in bölgedeki saldırgan politikaları, İran’a yönelik saldırılar ve Suriye’de yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin güçlü bir savunma kapasitesine ve bağımsız dış politika iradesine sahip olmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Ülkemize yönelik tehditlerin biçimi değişse de özü değişmeyecektir. Şer odakları, silahla sindiremedikleri bu aziz milleti farklı araçlarla ve yeni yöntemlerle hedef almaya devam edeceklerdir. Bu sebeple, karanlık odakların askerî, ekonomik ve kültürel tahakküm kurma girişimlerine karşı en güçlü cevabı; yine bu alanların tamamında ülkemizi çok daha ileri taşıyarak vermek zorundayız.
Bu duygu ve düşüncelerle, 15 Temmuz gecesi vatan uğruna gözünü kırpmadan şehadete yürüyen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor; gazilik şerefine nail olan kahramanlarımızı saygıyla selamlıyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüz kutlu olsun.”
