
(Esra Hasnalçacı yazıyor...)
Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründe teknoloji odaklı yeni bir dönemin kapısını aralayacak önemli bir buluşma bugün İstanbul Ticaret Borsası’nın öncülüğünde gerçekleştiriliyor. “Borsa Meydanında Sektörler Konuşuyor” toplantılarının bu ayki konusu olan “Yapay Zekâ ve Tarım”, yalnızca bir teknoloji başlığını değil, Türkiye’nin gelecekte nasıl üreteceğini, kaynaklarını nasıl yöneteceğini, gıda güvenliğini nasıl güçlendireceğini ve küresel tarım rekabetinde nasıl daha güçlü bir konuma ulaşacağını ilgilendiren stratejik bir dönüşümü gündeme taşıyor. 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü saat 14.30’da çevrim içi gerçekleştirilecek toplantının açılış konuşmasını İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap yapacak, moderatörlüğünü ise Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak üstlenecek.
Toplantının en dikkat çekici yönlerinden biri, yapay zekâ ile tarımın kesiştiği noktayı yalnızca akademik veya teknolojik bir perspektiften değil, kamu ve özel sektörün ortak bakışıyla ele alması. Tarım ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, araştırma kuruluşları, tarım teknolojileri şirketleri ve teknoloji girişimcilerinin aynı masada buluşması, Türkiye açısından son derece değerli bir ortak akıl zemini oluşturuyor. Panelde Dr. Erdinç Veske, Abdullah Enes Taha, Fatih Erbaş, Mehmet Fatih Özay, Sabri Bozkurt ve Hasan İmge Çelik gibi alanlarında farklı deneyimlere sahip isimler yer alıyor.
Bu tablo aslında Türkiye’nin tarımda ihtiyaç duyduğu dönüşümün de fotoğrafını ortaya koyuyor. Çünkü artık tarım yalnızca toprağa tohum atmak, ürünü yetiştirmek ve hasat etmekten ibaret değil. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, artan üretim maliyetleri, iş gücü ihtiyacı, gıda güvenliği, verimlilik ve küresel rekabet, üreticiyi çok daha fazla veriyle hareket etmeye zorluyor. Yapay zekâ ise tam bu noktada tarımın karar mekanizmasına yeni bir güç kazandırıyor.
Tarladaki toprağın neminden hava koşullarına, bitkinin gelişiminden hastalık risklerine, sulama ihtiyacından gübre kullanımına, hayvancılıkta sağlık ve verimlilik takibinden hasat zamanının öngörülmesine kadar çok geniş bir alanda yapay zekâ ve veri analitiği kullanılabilir hale geliyor. İstanbul Ticaret Borsası da toplantının kapsamını üretimde verimlilik, dijitalleşme, akıllı tarım, hayvancılıkta teknoloji kullanımı ve tarım teknolojilerinin geleceği ekseninde tanımlıyor.
Burada asıl mesele, yapay zekânın tarım sektörüne bir “moda teknoloji” olarak girmesi değil, üreticinin gerçek sorunlarına çözüm üreten kalıcı bir ekonomik altyapıya dönüşmesi. Türkiye’nin önündeki en büyük fırsatlardan biri de bu. Çünkü güçlü bir tarım ülkesi olan Türkiye, sahip olduğu üretim çeşitliliğini teknolojiyle birleştirebildiği takdirde yalnızca daha fazla ürün üretmekle kalmayacak, daha az kaynak kullanarak daha kaliteli, daha güvenilir ve daha yüksek katma değerli üretim gerçekleştirebilecek.
Toplantının kamu ve özel sektör açısından önemli sonuçlarından birinin, yapay zekâ uygulamalarının sahaya indirilmesi konusunda daha güçlü bir iş birliği zemini oluşturması bekleniyor. Kamu tarafında doğru destek ve teşvik modellerinin geliştirilmesi, özel sektör tarafında yerli tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarıyla şirketler arasındaki bağın güçlendirilmesi ve özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin dijital dönüşüme erişiminin kolaylaştırılması, toplantının ardından üzerinde durulabilecek başlıca başlıklar arasında bulunuyor.
Özellikle küçük üreticinin bu dönüşümün dışında kalmaması büyük önem taşıyor. Yapay zekâ yalnızca büyük işletmelerin, yüksek teknoloji yatırımı yapabilen şirketlerin veya büyük tarım arazilerinin kullanabileceği bir araç haline gelirse beklenen dönüşüm toplumsal ve ekonomik anlamda eksik kalacaktır. Türkiye’nin ihtiyacı, teknolojiyi üreticinin cebine, tarlasına, serasına, ahırına ve işletmesine ulaştırabilecek erişilebilir modellerdir.
Bu açıdan toplantının bir başka önemli sonucu, tarım teknolojileri alanında yeni girişimlerin ve yerli teknoloji şirketlerinin önünü açabilecek bir ekosistem anlayışının güçlenmesi olabilir. Türkiye’nin yalnızca dışarıdan teknoloji satın alan değil, kendi tarım teknolojisini geliştiren, bu teknolojileri ihraç eden ve bölgesinde teknoloji üreten bir ülke haline gelmesi, tarımın ekonomik değerini çok daha yukarı taşıyacaktır.
Yapay zekânın tarımda yaygınlaşması aynı zamanda gıda güvenliği açısından da stratejik bir fırsat sunuyor. Üretimin tarladan sofraya kadar daha iyi izlenebilmesi, risklerin erken tespit edilmesi, ürün kalitesinin takip edilmesi ve kaynak kullanımının optimize edilmesi, güvenilir gıda zincirinin güçlenmesine katkı sağlayabilir. İstanbul Ticaret Borsası ve Güvenilir Ürün Platformu iş birliğiyle gerçekleştirilen bu toplantının önemi de burada ortaya çıkıyor. Çünkü konu yalnızca “teknoloji” değil; üretim, ekonomi, gıda güvenliği ve tüketici güveninin aynı denklem içerisinde değerlendirilmesi anlamına geliyor.
Türkiye ekonomisi açısından bakıldığında ise yapay zekâ ve tarımın buluşması, önümüzdeki yıllarda yeni bir rekabet alanı yaratabilir. Daha yüksek verimlilik daha düşük maliyet, daha doğru üretim planlaması daha az israf, daha güçlü izlenebilirlik ise daha güvenilir gıda anlamına gelebilir. Bunların tamamı birleştiğinde ortaya yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, doğrudan ekonomik bir değer zinciri çıkacaktır.
Bu nedenle 31 Ağustos’ta Borsa Meydanı’nda yapılacak buluşmayı yalnızca bir panel olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu toplantı, Türkiye’nin tarımda “geleneksel üretimden akıllı üretime” geçişinin hangi koşullarda hızlandırılabileceğinin tartışılacağı önemli bir ortak akıl platformu niteliği taşıyor. Nitekim İstanbul Ticaret Borsası, toplantı sonrasında ortaya çıkacak sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını da açıklıyor.
Beklenti, bu buluşmanın ardından yapay zekânın tarım sektöründe kullanımına ilişkin daha somut iş birliklerinin, yeni projelerin, yatırım fırsatlarının ve kamu desteklerinin gündeme gelmesi. Eğer kamu kurumları, tarım teknolojileri şirketleri, üreticiler, araştırmacılar ve girişimciler aynı hedef etrafında buluşabilirse Türkiye’nin tarımda dijital dönüşümü yalnızca verimlilik artışı sağlamayacak; yeni şirketlerin doğmasına, yeni istihdam alanlarının oluşmasına, teknoloji ihracatının gelişmesine ve Türk tarımının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün yükselmesine de katkı sağlayacaktır.
Bugün Borsa Meydanı’nda konuşulacak konu aslında geleceğin tarımının nasıl şekilleneceği. Toprağın hafızasına veriyi, üreticinin tecrübesine yapay zekânın analiz gücünü ve Türkiye’nin tarımsal potansiyeline teknolojinin imkânlarını ekleyebilirsek, önümüzde yalnızca daha akıllı bir tarım değil, daha güçlü bir ekonomi fırsatı bulunuyor.
Çünkü geleceğin tarımında en değerli kaynak yalnızca toprak ve su olmayacak; doğru zamanda kullanılan doğru bilgi olacak. Türkiye bu bilgiyi yapay zekâ ile üretime dönüştürebildiği ölçüde, tarımda yeni bir başarı hikâyesinin de temellerini atmış olacak.
