
(Esra Hasnalçacı yazıyor...)
Türkiye’nin üretim gücünün, gıda sektörünün ihracat potansiyelinin ve küresel rekabette karşılaşılan sorunların İstanbul Fuar Merkezi’nde masaya yatırıldığı “Üretici Konuşuyor: İhracatta En Büyük Problemlerimiz” başlıklı panel, sektör açısından önemli mesajların ortaya konulduğu, çözüm odaklı ve güçlü bir buluşma olarak gerçekleşti.
Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Öztiryakiler Yönetim Kurulu Üyesi Tahsin Öztiryaki, Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, gıda sektörünün ihracat yolculuğunda yaşanan sorunları, küresel pazarlardaki değişimi, üreticinin beklentilerini ve Türkiye’nin önündeki fırsatları kendi sektör tecrübeleri üzerinden değerlendirdi.
Panelin en önemli çıktılarından biri, Türkiye’nin gıda ihracatındaki potansiyelinin yalnızca mevcut rakamlarla değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki ortak yaklaşım oldu. Türkiye’nin sahip olduğu tarımsal çeşitlilik, üretim kabiliyeti, sanayi altyapısı, güçlü girişimci yapısı ve stratejik coğrafi konumu, ülkemize dünya gıda pazarlarında çok daha güçlü bir konum elde etme fırsatı sunuyor. Ancak bu potansiyelin gerçek bir ekonomik değere dönüşebilmesi için üretimden ihracata kadar bütün zincirin birlikte ele alınması gerekiyor.
Panel boyunca özellikle maliyetler, finansmana erişim, enerji ve işçilik giderleri, lojistik, uluslararası rekabet, gümrük ve mevzuat süreçleri, kalite standartları, sertifikasyon, markalaşma ve sürdürülebilir üretim gibi başlıkların ihracatçının önündeki önemli gündem maddeleri olduğu ortaya konuldu.
Ancak ortaya çıkan en güçlü mesaj, sorunların yalnızca tespit edilmesinin yeterli olmadığı; üretici, sanayici, ihracatçı, kamu, finans sektörü, lojistik sektörü ve ilgili tüm paydaşların aynı hedef etrafında buluşarak ortak çözümler üretmesi gerektiği oldu.
Çünkü küresel ekonomi artık sadece fiyat rekabetinin yaşandığı bir alan değil. Dünya pazarlarında kalıcı olabilmek için kaliteli üretim kadar güvenilirlik, sürdürülebilirlik, inovasyon, teknoloji, güçlü marka ve tüketici güveni de belirleyici hale gelmiş durumda.
Bu noktada “güvenilir ürün” kavramının ihracat açısından taşıdığı stratejik önem de bir kez daha ortaya çıktı.
Bugünün küresel tüketicisi, satın aldığı ürünün yalnızca fiyatına veya lezzetine bakmıyor. Ürünün nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, hangi standartlara sahip olduğunu, izlenebilirliğini ve sürdürülebilirliğini de önemsiyor. Dolayısıyla güvenilir üretim, artık yalnızca bir gıda güvenliği konusu değil; Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki marka değerini doğrudan etkileyen bir rekabet unsurudur.
Bir Türk gıda ürününün dünyanın farklı bir ülkesinde raflarda yer alması, sadece bir ticari satış anlamına gelmiyor. O ürünle birlikte Türkiye’nin üretim kültürü, emeği, kalitesi ve marka değeri de dünyaya taşınıyor.
Bu nedenle gıda ihracatını artırmak, Türkiye açısından yalnızca daha fazla döviz geliri elde etmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda çiftçinin emeğinin değerlenmesi, sanayinin büyümesi, istihdamın artması, kırsal kalkınmanın güçlenmesi, markaların uluslararasılaşması ve Türkiye’nin küresel ekonomik itibarının yükselmesi anlamına geliyor.
Panelde ortaya çıkan ortak anlayış da tam olarak bu noktada önem kazanıyor: Türkiye’nin hedefi sadece daha fazla ihracat yapmak değil, daha yüksek katma değerli ihracat gerçekleştirmek olmalı.
Daha fazla markalaşmalı, daha fazla inovasyon üretmeli, teknoloji kullanımını artırmalı, sürdürülebilir üretimi güçlendirmeli ve Türk gıda ürünlerini dünyanın daha nitelikli pazarlarında daha güçlü biçimde konumlandırmalıyız.
Bunun için de üreticinin sesinin karar alma süreçlerinde daha fazla duyulması gerekiyor.
Çünkü üretici sahayı biliyor. Sanayici maliyeti biliyor. İhracatçı pazarı biliyor. Lojistik sektörü taşımacılığın gerçeklerini biliyor. Tüketici değişen beklentileri ortaya koyuyor. Kamu ise bütün bu unsurların önünü açacak düzenlemeleri ve politikaları oluşturuyor.
Dolayısıyla sürdürülebilir bir ihracat başarısının anahtarı, bu tecrübelerin ortak akıl etrafında buluşturulmasından geçiyor.
“Üretici Konuşuyor” paneli de bu açıdan yalnızca bir etkinlik değil, sektörün gerçek sorunlarının görünür hale getirildiği ve çözüm iradesinin ortaya konulduğu önemli bir platform oldu.
Türkiye’nin gıda sektöründe çok büyük bir potansiyeli bulunuyor. Bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için üreticinin önündeki engellerin azaltılması, ihracatçının rekabet gücünün artırılması ve sektörün dünya pazarlarında daha güçlü bir marka haline gelmesi gerekiyor.
Bugün atılan her doğru adım, yarının ihracat rakamlarına; yarının ihracat rakamları ise Türkiye’nin ekonomik gücüne dönüşecektir.
Bu değerli buluşmanın gerçekleşmesinde emeği bulunan Güvenilir Ürün Platformu’na, sektörün farklı alanlarından önemli isimleri aynı çatı altında buluşturan organizasyon ekibine ve özellikle sürecin oluşmasında, koordinasyonunda ve sektörün ortak gündeminin güçlenmesinde emeği bulunan Güvenilir Ürün Platformu Genel Sekreteri Sayın Elif Attepe’ye teşekkür etmek gerekir.
Çünkü sektörlerin gelişmesi yalnızca üretmekle değil; birbirini dinlemek, ortak sorunları ortaya koymak, çözüm üretmek ve bu çözümleri ülkenin ekonomik geleceğine kazandırmakla mümkündür.
Bu panelde üretici konuştu.
Sanayici konuştu.
İhracatçı konuştu.
Sektörün gerçekleri konuştu.
Ve ortaya çıkan ortak mesaj oldukça netti:
Türkiye’nin gıda sektöründe potansiyeli büyük, hedefi daha büyük olmalı; üretim gücümüzü katma değere, katma değeri markaya, markayı küresel başarıya dönüştürmeliyiz.
Çünkü gıda yalnızca soframızdaki ürün değildir.
Gıda; tarımdır, sanayidir, emektir, istihdamdır, ihracattır, dövizdir, markadır ve Türkiye’nin ekonomik geleceğidir.
Üretici konuştuğunda aslında yalnızca sektör konuşmaz.
Türkiye’nin üretim gücü, ihracat hedefi ve ekonomik geleceği konuşur.
