BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
26 °

Kumaştan Güce, Fuardan Küresel Pazara

WhatsApp Image 2026-09-09 at 09.50.55

(ESRA HASNALÇAÇI yazıyor...)

9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek Texhibition İstanbul Kumaş, İplik ve Tekstil Aksesuarları Fuarı’nı yalnızca bir fuar olarak görmüyorum. Ben bu organizasyonu; Türkiye’nin üretim kabiliyetini, tasarım gücünü, girişimciliğini, ihracat vizyonunu ve dünya tekstil pazarındaki iddiasını aynı çatı altında ortaya koyduğu önemli bir ekonomik buluşma olarak değerlendiriyorum.

Çünkü tekstil, Türkiye ekonomisi açısından sadece kumaştan, iplikten, aksesuardan ve hazır giyimden ibaret değildir. Tekstil; üretimden istihdama, ihracattan lojistiğe, tasarımdan teknolojiye, kadın emeğinden genç girişimciliğe, sanayiciden esnafa kadar çok geniş bir ekonomik zinciri harekete geçiren stratejik sektörlerden biridir. Bu nedenle Texhibition İstanbul’da sergilenen her kumaşın, her ipliğin, her aksesuarın ve her yeni tasarımın arkasında aslında Türkiye’nin üretim kültürü ve alın teri vardır.

İstanbul Fuar Merkezi’nin 4, 5, 6, 7 ve 8. salonlarında gerçekleştirilecek fuarın; kumaş, denim, tekstil aksesuarları ve iplik başta olmak üzere sektörün farklı alanlarını buluşturması, bu organizasyonun kapsamını daha da önemli hale getiriyor. İTHİB öncülüğünde İTKİB Fuarcılık tarafından gerçekleştirilen Texhibition’ın temel hedeflerinden biri de Türk tekstil sektörünün küresel rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir ihracat hedeflerine katkı sağlamak.

Benim açımdan bu fuarın en önemli tarafı, üretici ile alıcı arasında doğrudan bir köprü kurmasıdır. Çünkü günümüz dünyasında üretmek kadar, ürettiğini doğru pazara ulaştırmak, doğru müşteriyi bulmak, güven oluşturmak ve uzun soluklu ticari ilişkiler kurmak da büyük önem taşımaktadır. Texhibition İstanbul tam da bu noktada Türkiye’nin üretim gücü ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen profesyonel alıcıları buluşturan stratejik bir ticaret platformu niteliğindedir.

Fuarın Avrupa Birliği ülkelerinden İngiltere’ye, Amerika Birleşik Devletleri’nden Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyadan profesyonelleri İstanbul’da bir araya getirmesi, Türk firmaları açısından yeni ihracat kapılarının açılması anlamına geliyor. Fuar organizatörlerinin verdiği bilgilere göre önceki edisyonlarda 500’ün üzerinde katılımcı firma ve 100’den fazla ülkeden 25 binin üzerinde sektör profesyoneli aynı platformda buluştu.

Burada asıl mesele yalnızca üç gün boyunca yapılan görüşmeler değildir.

Asıl mesele, o üç günün sonrasında kurulacak ticari ilişkiler, verilecek siparişler, yapılacak yeni yatırımlar, açılacak yeni pazarlar ve oluşacak istihdamdır.

Bir yabancı alıcının İstanbul’a gelerek bir Türk üreticisinin koleksiyonunu görmesi, numune istemesi, fiyat görüşmesi yapması ve daha sonra sipariş vermesi; sadece o firmaya değil, o firmanın çalıştığı iplik üreticisine, aksesuar tedarikçisine, boyahanesine, nakliyecisine, paketleme firmasına, lojistik şirketine ve çalışanlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturur.

İşte fuarcılığın gerçek ekonomik etkisi burada ortaya çıkar.

Bir fuar standında başlayan bir görüşme, bir fabrikanın üretim planına dönüşebilir. Bir sipariş, yeni bir vardiyanın kurulmasına vesile olabilir. Artan üretim, yeni çalışanların istihdam edilmesini sağlayabilir. Yeni ihracat bağlantıları, işletmelerin makine yatırımlarını hızlandırabilir. Daha fazla üretim ise şehirlerin ve bölgelerin ekonomik canlılığına katkı sağlayabilir.

Dolayısıyla Texhibition İstanbul’u yalnızca tekstil sektörünün değil, Türkiye’nin üretim ekonomisinin önemli buluşmalarından biri olarak değerlendirmek gerekir.

Bugün dünya tekstil sektöründe rekabet artık yalnızca fiyat üzerinden yapılmıyor. Kalite, hız, tasarım, sürdürülebilirlik, yenilikçilik, izlenebilirlik ve müşterinin değişen taleplerine cevap verebilme kabiliyeti giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye’nin burada önemli bir avantajı var. Üretim altyapımız, deneyimli iş gücümüz, güçlü tedarik zincirimiz, coğrafi konumumuz ve Avrupa pazarlarına yakınlığımız, Türk tekstil sektörünün uluslararası rekabette elini güçlendiren unsurlar arasında bulunuyor.

Fakat avantajlarımızı korumak için kendimizi sürekli yenilemek zorundayız.

İşte bu nedenle fuarların sadece ürün sergileme alanları olarak değil, bilgi, teknoloji, tasarım ve vizyon merkezleri olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Texhibition İstanbul kapsamında gerçekleştirilecek seminerler ve etkinlikler de bu açıdan ayrıca önem taşıyor. 2027-28 Sonbahar/Kış kumaş trendlerinin ele alınması, denim sektöründeki dönüşümün tartışılması, geleceğin hangi malzemelerle şekilleneceğinin konuşulması ve markaların yaratıcı yönünün nasıl belirlendiğinin değerlendirilmesi; sektörün yalnızca bugünü değil, geleceği konuştuğunu gösteriyor.

Bu toplantılar üreticiye yalnızca “ne üreteceğini” değil, “geleceğin müşterisinin ne isteyeceğini” görme imkânı da sunuyor.

Ben özellikle sürdürülebilirlik konusunun tekstil sektörünün geleceği açısından belirleyici olduğuna inanıyorum. Dünyanın her yerinde tüketici davranışları değişiyor. Markalar daha çevreci üretim yöntemleri, daha düşük kaynak tüketimi, geri dönüştürülebilir malzemeler ve şeffaf tedarik zincirleri arıyor. Türk tekstil sektörünün de bu dönüşümü bir tehdit olarak değil, yeni bir rekabet alanı olarak görmesi gerekiyor.

Çünkü geleceğin tekstil sektörü yalnızca çok üreten değil, akıllı üreten, kaliteli üreten, çevreye duyarlı üreten ve dünyaya değer sunan sektör olacaktır.

Texhibition İstanbul’un işverenler açısından da önemli sonuçları olacaktır. İşveren için fuar, yalnızca müşteri bulma alanı değildir. Aynı zamanda rakipleri görme, yeni teknolojileri takip etme, çalışanlarının yetkinliklerini geliştirme ihtiyacını fark etme ve işletmenin gelecekte hangi alanlara yatırım yapması gerektiğini belirleme fırsatıdır.

Çalışanlar açısından ise fuarlar farklı bir pencere açar. Çünkü çalışan, kendi yaptığı işin dünyanın başka yerlerinde nasıl yapıldığını, hangi teknolojilerin kullanıldığını, hangi tasarımların öne çıktığını ve müşterilerin hangi beklentilere sahip olduğunu yerinde görebilir. Bu farkındalık, çalışanların mesleki gelişimine ve sektörün insan kaynağının güçlenmesine katkı sağlar.

Kurumlar ve kuruluşlar açısından baktığımızda ise Texhibition İstanbul, Türkiye’nin sektörel dayanışmasının ve ortak aklının güçlü bir göstergesidir. Kamu kurumlarının, ihracatçı birliklerinin, ticaret kuruluşlarının, üreticilerin, tasarımcıların, markaların ve sektör profesyonellerinin aynı zeminde buluşması; ortak hedeflerin daha güçlü biçimde ortaya konulmasını sağlar.

Ben Türkiye’nin tekstil sektöründe bundan sonraki hedefinin yalnızca daha fazla üretmek olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Hedefimiz daha yüksek katma değer üretmek olmalıdır.

Daha fazla tasarım, daha fazla marka, daha fazla teknoloji, daha fazla inovasyon ve daha güçlü dünya markaları ortaya çıkarmalıyız.

Çünkü bir ülkenin ekonomik gücü yalnızca fabrikalarının sayısıyla değil, dünyaya sunduğu değerin niteliğiyle ölçülür.

Türkiye’nin kumaşı dünyanın önemli markalarında yer alıyorsa, Türk ipliği farklı coğrafyalarda kullanılıyorsa, Türk tasarımcılarının fikirleri uluslararası koleksiyonlara yön veriyorsa ve Türk üreticileri dünyanın farklı ülkelerinden alıcıları İstanbul’da ağırlayabiliyorsa, bunun arkasında ciddi bir üretim kültürü vardır.

Bu kültürü geleceğe taşımak ise hepimizin sorumluluğudur.

Texhibition İstanbul’un bir başka önemli etkisi de İstanbul’un uluslararası ticaret ve fuarcılık merkezi olma hedefini güçlendirmesidir. İstanbul’un coğrafi konumu, ulaşım altyapısı ve Türkiye’nin üretim merkezleriyle bağlantısı, kenti küresel ticaret açısından doğal bir buluşma noktası haline getiriyor. Texhibition’ın yılda iki kez düzenlenmesi ve uluslararası alıcıları İstanbul’da buluşturması da bu hedefi destekleyen önemli bir unsur.

Fuarların ekonomiye katkısını sadece fuar alanındaki satışlarla sınırlı tutmamak gerekir. Şehre gelen yabancı ziyaretçi; konaklama sektörünü, restoranları, ulaşımı, havayollarını, taksicileri, lojistik şirketlerini, tercümanları, organizasyon firmalarını ve daha birçok hizmet alanını doğrudan veya dolaylı biçimde etkiler.

Yani bir fuar salonunda başlayan hareketlilik, salonun dışına taşarak şehrin ekonomisine yayılır.

Bu nedenle fuarcılık, ekonominin görünmeyen fakat güçlü çarpanlarından biridir.

Ben Texhibition İstanbul’u Türkiye’nin “üretimden ihracata, ihracattan istihdama” uzanan ekonomik zincirinin önemli halkalarından biri olarak görüyorum.

9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek bu buluşmanın, özellikle 2027-28 Sonbahar/Kış sezonu için yeni koleksiyonların, yeni ticari bağlantıların ve yeni iş birliklerinin önünü açacağına inanıyorum. Türkiye’nin dünya tekstil pazarındaki konumunu güçlendirmek için yalnızca kaliteli ürün üretmesi değil, bunu doğru zamanda, doğru platformda ve doğru alıcılarla buluşturması gerekiyor.

Texhibition İstanbul tam da bu buluşma noktasını temsil ediyor.

Bugün dünyada ekonomik rekabet sertleşirken, ülkeler kendi üretim güçlerini korumaya ve yeni pazarlar kazanmaya çalışıyor. Böyle bir dönemde Türkiye’nin elindeki en önemli güçlerden biri üretim kabiliyetidir. Bu gücü korumak, geliştirmek ve dünyaya anlatmak zorundayız.

Benim için tekstil yalnızca bir sektör değildir.

Tekstil; alın teridir, istihdamdır, ihracattır, tasarımdır, teknolojidir, kadın emeğidir, gençlerin geleceğidir, sanayicinin yatırımıdır, esnafın kazancıdır ve Türkiye’nin dünya ile kurduğu ekonomik bağdır.

Bir kumaşın ardında bir fabrika vardır.

Bir fabrikanın ardında yüzlerce çalışan vardır.

Bir çalışanın ardında bir aile vardır.

Bir siparişin ardında onlarca tedarikçi vardır.

Bir ihracat bağlantısının ardında ise Türkiye’nin döviz kazancı ve ekonomik gücü vardır.

İşte bu yüzden Texhibition İstanbul’u değerlendirirken yalnızca fuarda kaç firma var, kaç ziyaretçi geldi, kaç stant kuruldu diye bakmamalıyız.

Asıl bakmamız gereken; kaç yeni ticaret köprüsü kuruldu, kaç yeni ihracat bağlantısı oluştu, kaç işletme yeni bir vizyon kazandı, kaç genç sektörün geleceğine umutla baktı ve Türkiye üretim gücünü dünya pazarlarına ne kadar daha güçlü taşıdı sorularıdır.

Ben inanıyorum ki Türkiye; üretmeye, tasarlamaya, yenilik yapmaya ve dünya ile ticaret kurmaya devam ettiği sürece tekstil sektöründe çok daha güçlü bir geleceğe sahip olacaktır.

Texhibition İstanbul da bu geleceğin önemli buluşma noktalarından biridir.

Çünkü mesele sadece kumaş değildir.

Mesele Türkiye’nin emeğini, üretimini ve aklını dünya pazarlarıyla buluşturmaktır.

Mesele sadece bir fuar düzenlemek değildir.

Mesele yeni ticaret yolları açmak, yeni iş birlikleri kurmak, istihdamı büyütmek ve Türkiye’nin ihracat gücünü geleceğe taşımaktır.

Ve ben şuna inanıyorum:

Türkiye ürettikçe güçlü, ürettiğini dünyaya sattıkça daha güçlü, kendi markasını ve kendi değerini dünyaya kabul ettirdikçe çok daha güçlü olacaktır.

Texhibition İstanbul’u da bu büyük yürüyüşün önemli duraklarından biri olarak görüyorum.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?