BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
19 °
  • ANASAYFA
  • ŞÖYLEŞİ
  • Fileni sultanları: Kupa sadece sahaya değil, Türkiye’nin geleceğine geldi

Fileni sultanları: Kupa sadece sahaya değil, Türkiye’nin geleceğine geldi

WhatsApp Image 2026-09-07 at 00.43.42

(Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Filenin Sultanları’nın 2026 FIVB Voleybol Milletler Ligi’nde Brezilya’yı 3-1 yenerek ikinci kez şampiyon olması, benim için yalnızca kazanılmış bir kupa değildir. Bu başarı, Türkiye’nin kadınlarıyla, gençleriyle, sporuyla ve ortak heyecanıyla dünyaya verdiği güçlü bir mesajdır. 26 Temmuz 2026’da Çin’in Makao Özel İdari Bölgesi’nde kazanılan şampiyonluk, milyonlarca insanımıza gurur ve mutluluk yaşatırken Türk voleybolunun uluslararası alandaki gücünü de bir kez daha ortaya koymuştur.

Bugün bu başarıya sadece “spor başarısı” olarak bakarsak bence çok önemli bir şeyi kaçırmış oluruz. Çünkü Filenin Sultanları’nın kazandığı her maçın arkasında disiplin, eğitim, emek, takım ruhu, dayanıklılık, vazgeçmeme ve hedefe inanma vardır. Bunlar yalnızca spor salonlarında değil; iş dünyasında, eğitimde, üretimde, girişimcilikte ve toplum hayatında da Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu değerlerdir. Bir takımın birlikte hareket ederek dünyanın güçlü rakiplerini geride bırakması, aslında ülkemize “Birlikte çalışırsak, birbirimize güvenirsek ve hedefimizi doğru koyarsak başarabiliriz” mesajını vermektedir.

Şampiyonluğun ekonomik bir karşılığı da var. VNL şampiyonluğu için takımın 1 milyon dolarlık ödüle hak kazandığı, grup aşamasındaki sonuçlarla birlikte ayrıca ödül gelirleri elde edildiği bildirildi. Ancak benim için asıl büyük kazanç bu rakamdan çok daha ileridedir. Çünkü uluslararası başarı, Türkiye’nin spor markasının değerini yükseltir; sponsorlukları, yatırımları, yayın ve organizasyon gelirlerini, gençlerin spora ilgisini ve kadın sporunun görünürlüğünü artırabilecek bir etki oluşturur.

Ben özellikle kadınlarımız açısından bu şampiyonluğu çok değerli buluyorum. Filenin Sultanları’nın sahadaki duruşu, Türkiye’de bir kız çocuğunun “Ben de yapabilirim” demesinin önünü açıyor. Bir annenin kızını spor okuluna göndermesi, bir gencin voleybol topunu eline alması, bir öğretmenin öğrencisini spora yönlendirmesi, bir kurumun kadın sporculara yatırım yapması; işte şampiyonluğun topluma dokunan gerçek getirisi burada başlıyor. Başarıyı alkışlamak elbette güzel ama asıl mesele, o başarıdan sonra binlerce yeni yeteneğin ortaya çıkmasını sağlayacak ortamı kurabilmektir.

Bu nedenle ben bundan sonra atılması gereken adımların çok açık olduğunu düşünüyorum. Kız çocuklarının spor tesislerine daha kolay ulaşması, okullarda voleybol ve diğer branşların güçlendirilmesi, yetenekli gençlerin erken yaşta keşfedilmesi, kadın sporculara daha fazla sponsorluk ve yatırım sağlanması, sporcu eğitimine ve akademik gelişime birlikte önem verilmesi gerekiyor. Şampiyon bir takımın arkasında yalnızca yıldız oyuncular değil, güçlü bir altyapı sistemi vardır. Türkiye bu altyapıyı ne kadar büyütürse, gelecekte kupalarımız da o kadar çoğalacaktır.

Filenin Sultanları’nın topluma bıraktığı en önemli izlerden biri de kadınların yalnızca tribünde alkışlayan değil, sahada üreten, yöneten, mücadele eden ve dünyada söz sahibi olan güçlü bireyler olduğunu göstermesidir. Ben bunu kadın-erkek rekabeti olarak değil, Türkiye’nin insan kaynağını daha güçlü kullanması olarak görüyorum. Kadının yeteneğini, emeğini ve potansiyelini ortaya çıkardığınızda kazanan yalnızca kadınlarımız değil; aile, toplum, ekonomi ve Türkiye’nin tamamıdır.

İş dünyası açısından da buradan alınması gereken çok önemli bir ders var. Filenin Sultanları’nın başarısında nasıl herkes kendi görevini en iyi şekilde yapmak zorundaysa, şirketlerde de aynı anlayış geçerlidir. Yönetici, çalışan, mühendis, teknisyen, finansçı, pazarlamacı ve girişimci aynı hedefe inanmadığı sürece sürdürülebilir başarı mümkün değildir. Takım ruhu ekonominin de görünmeyen sermayesidir. Güven, disiplin, liyakat, doğru liderlik ve ortak hedef; sahada olduğu kadar fabrikada, ofiste ve yönetim kurulunda da başarı getirir.

Ben ayrıca bu başarıların Türkiye’nin dünyadaki algısına katkısını da önemsiyorum. Ay-yıldızlı forma dünyanın farklı ülkelerinde ekranlara geldiğinde yalnızca bir spor karşılaşması izlenmiyor; Türkiye’nin gençliği, kadınları, çalışma kültürü ve başarı iradesi de görünür hale geliyor. Spor diplomasisi dediğimiz güç tam da burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin kazandığı her uluslararası başarı, doğru değerlendirildiğinde ülkemizin tanıtımına, marka değerine ve uluslararası itibarına katkı sağlayabilir.

Fakat benim beklentim kupanın vitrine konulmasıyla yetinilmemesi. Bu şampiyonluğu kalıcı bir spor politikasına, daha güçlü altyapılara, daha fazla kadın yatırımına, daha çok genç yeteneğe ve daha geniş spor kültürüne dönüştürmemiz gerekiyor. Çünkü bugün Filenin Sultanları’nı alkışlayan çocukların yarın içlerinden yeni bir milli takım oyuncusu, antrenör, spor yöneticisi, girişimci veya spor teknolojileri uzmanı çıkabilir. Bir başarıyı sürdürülebilir kılan şey, o başarıdan sonra kurulan sistemdir.

Ben Filenin Sultanları’nın bize verdiği mesajı şöyle okuyorum: Başarı tesadüf değildir; emek, inanç, disiplin ve birlikte hareket etmenin sonucudur. Bu nedenle onların kazandığı kupa sadece bir madalya değil, Türkiye’nin geleceğine verilmiş bir ilham ödülüdür. Şimdi bize düşen, bu ilhamı çocuklarımızın hayallerine, kadınlarımızın özgüvenine, gençlerimizin eğitimine, iş dünyamızın takım ruhuna ve ülkemizin kalkınmasına taşımaktır. Çünkü sahada kazanılan bir şampiyonluk, doğru değerlendirildiğinde toplumun tamamına yayılan bir başarı hikâyesine dönüşebilir. Filenin Sultanları kupayı Türkiye’ye getirdi; şimdi bizim görevimiz, o kupanın ışığını Türkiye’nin geleceğine taşımaktır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?