BIST 100
15.062,65 0,15%
DOLAR
45,3578 0,11%
EURO
53,4598 0,55%
GRAM ALTIN
6.890,41 1,09%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
117,77 3,23%
BITCOIN
80.155,00 0,36%
GBP/TRY
61,8741 0,57%
EUR/USD
1,1781 0,47%
BRENT
100,49 0,43%
ÇEYREK ALTIN
11.265,83 1,09%
İstanbul Açık
İstanbul hava durumu
19 °
  • ANASAYFA
  • ŞÖYLEŞİ
  • KAYSERİ’DEN TÜRKİYE EKONOMİSİNE GÜÇLÜ BİR MESAJ: GELECEĞİ KONUŞMAK YETMEZ, BUGÜNDEN DOĞRU KARARLARI ALMAK GEREKİR

KAYSERİ’DEN TÜRKİYE EKONOMİSİNE GÜÇLÜ BİR MESAJ: GELECEĞİ KONUŞMAK YETMEZ, BUGÜNDEN DOĞRU KARARLARI ALMAK GEREKİR

WhatsApp Image 2026-09-03 at 13.02.09

( Esra Hasnalçacı yazıyor...)

Ekonomi, yalnızca rakamlardan, tablolardan, faiz oranlarından ve finansal göstergelerden ibaret değildir. Ekonomi; alın teridir, üretimdir, istihdamdır, ihracattır, yatırım cesaretidir ve en önemlisi geleceğe duyulan güvendir.

İşte bu anlayışla 2 Eylül 2026 Çarşamba günü Kayseri Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Ekonomi ve Finans Zirvesi’ni, yalnızca bir toplantı ya da bir ekonomi programı olarak değil, Türkiye’nin üretim gücünü, şirketlerimizin geleceğini ve iş dünyasının ihtiyaçlarını birlikte düşünme fırsatı olarak değerlendiriyorum. Zirve, KAYSO Akademi kapsamında saat 14.00-17.30 arasında Kayseri Sanayi Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Bu buluşmanın Kayseri’de yapılmasının da ayrı bir anlamı olduğuna inanıyorum. Çünkü Kayseri; üretimi, girişimciliği, ticareti, ihracatı ve aile şirketleriyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biridir. Kayseri Sanayi Odası’nın 60 yıllık kurumsal birikimi de bu buluşmaya ayrı bir değer katmaktadır. KAYSO, 2026 yılını yapay zekâ ve dijital dönüşüm, verimlilik, yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik, üniversite-sanayi iş birliği ve veri temelli ekonomik analizlerin öne çıktığı bir vizyonla değerlendiriyor.

Zirvede moderatörlüğü Gökçen Müftüoğlu üstlenirken İsmet Gergerli “Ekonomik Gelişmeler ve Beklentiler”, Gürol Gündoğan “Patronlar ve Denetim”, Ahmet Yiğit “Aile Şirketlerinde Büyümenin Kaldıraçları: Finans, Yönetim ve Danışmanlık”, Osman İlker Savuran “Sermaye Piyasaları ve Halka Arz”, Salih Bayram ise “Şirketlerde Yeniden Yapılandırma, Birleşme ve Bölünme Süreçleri” başlıklarıyla iş dünyasının farklı ama birbirini tamamlayan meselelerini ele aldı.

Ben bu başlıkların tamamını bir bütün olarak görüyorum.

Çünkü bugün şirketlerimizin yalnızca satış yapmaya değil, doğru finansmana ulaşmaya; yalnızca büyümeye değil, sağlıklı büyümeye; yalnızca bugünü kurtarmaya değil, yarını planlamaya ihtiyacı var.

Özellikle aile şirketleri açısından kurumsallaşma, doğru yönetim, nesiller arası geçiş, finansal disiplin ve sürdürülebilirlik artık tercih değil, zorunluluktur.

Bir şirketin güçlü olması yalnızca kasasında bulunan parayla ölçülemez. Güçlü şirket; risklerini bilen, denetim mekanizmalarını doğru kuran, finansal yapısını yöneten, sermaye alternatiflerini değerlendiren, teknolojiyi kullanan ve gerektiğinde yeniden yapılanma cesaretini gösterebilen şirkettir.

Bu nedenle “Patronlar ve Denetim” başlığını da son derece önemli buluyorum.

Bugünün dünyasında patron olmak yalnızca karar vermek değildir. Patron olmak; doğru insanları doğru görevlere getirmek, şirketin geleceğini güvence altına almak, denetimi bir tehdit değil güven mekanizması olarak görmek ve kurumsal yönetim kültürünü işletmenin temel taşı haline getirmektir.

Diğer taraftan sermaye piyasaları ve halka arz konusu da Türkiye’de şirketlerimizin finansmana erişim anlayışını değiştirebilecek önemli araçlardan biridir. Banka kredisi elbette önemlidir ancak şirketlerin finansman kaynaklarını çeşitlendirmesi, sermaye piyasalarının sunduğu imkânlardan yararlanması ve şeffaflık ile kurumsallaşmayı güçlendirmesi gelecekte çok daha önemli olacaktır.

Bugün iş dünyasının en fazla ihtiyaç duyduğu konulardan biri ise hiç şüphesiz öngörülebilirliktir.

Öngörülebilir ekonomi, ulaşılabilir finansman ve makul kredi maliyetleri; üreticinin yatırım kararını verebilmesinin, istihdam oluşturabilmesinin ve ihracat yapabilmesinin temel şartlarıdır. Nitekim KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci de sanayicilerin finansmana erişimini temel sorunlardan biri olarak değerlendiriyor ve üretimden kopmadan enflasyonla mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Ben burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Enflasyonla mücadele ile üretim mücadelesi birbirinin alternatifi değildir.

Tam tersine, kalıcı fiyat istikrarının yolu güçlü üretimden geçer.

Üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan ve ihracatını artıran bir Türkiye; ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli olacaktır. Bu nedenle ekonomi politikalarının üreticiyi koruyan, yatırım iştahını canlı tutan ve finansmana erişimi kolaylaştıran bir anlayışla şekillenmesi gerektiğine inanıyorum.

Bugün atılacak doğru adımların yarın çok daha büyük sonuçlar doğuracağı açıktır.

Bu zirveden benim çıkardığım en önemli sonuçlardan biri de şudur:

Şirketlerimiz artık yalnızca kredi bekleyen değil, finansmanını çeşitlendiren; yalnızca piyasa koşullarını takip eden değil, risklerini önceden hesaplayan; yalnızca geleneksel yöntemlerle çalışan değil, dijital dönüşümü ve yapay zekâyı üretimin merkezine koyan yapılara dönüşmek zorundadır.

Finansal yeniden yapılandırma, birleşme ve bölünme süreçlerinin de bu açıdan önemli olduğunu düşünüyorum. Doğru zamanda yapılan yeniden yapılanma, bir şirketin küçülmesi değil; tam tersine geleceğe daha sağlam hazırlanması anlamına gelebilir.

Bunun yanında ihracatın finansmanı da Türkiye açısından stratejik bir konudur. Kayseri iş dünyasının daha önce de ihracatçıların finansmana erişiminin güçlendirilmesi, reeskont kredilerinin artırılması ve ihracatçının desteklenmesi yönünde somut öneriler ortaya koyması, sahadaki ihtiyacın ne kadar açık olduğunu göstermektedir.

Benim kanaatim şudur:

Türkiye’nin ekonomik geleceği, finans ile üretimin birbirinden ayrılmadığı bir anlayış üzerine kurulmalıdır.

Finans üretimin önünü açmalı, üretim istihdam oluşturmalı, istihdam refah yaratmalı, refah ise toplumun geleceğe güvenini güçlendirmelidir.

İşte bu zincirin herhangi bir halkası zayıfladığında ekonomi de bundan etkilenmektedir.

Bu nedenle Ekonomi ve Finans Zirvesi’nin en değerli tarafını, farklı uzmanlık alanlarını aynı masa etrafında buluşturması olarak görüyorum.

Çünkü artık tek başına hiçbir kurumun, hiçbir şirketin ve hiçbir yöneticinin geleceğin bütün sorularına tek başına cevap vermesi mümkün değildir.

Ortak akla, ortak akıl kadar da ortak sorumluluğa ihtiyacımız var.

Kayseri Sanayi Odası’nın 60 yıllık geçmişinden aldığı güçle böyle bir buluşmaya ev sahipliği yapması bu açıdan kıymetlidir. KAYSO’nun önümüzdeki dönemde üretim, teknoloji, yüksek katma değer, verimlilik ve sürdürülebilirlik eksenindeki çalışmalarını daha da güçlendirmesi, Kayseri’nin olduğu kadar Türkiye’nin sanayi vizyonuna da katkı sağlayacaktır.

Ben bu zirvenin sonuçlarını birkaç temel başlıkta topluyorum:

Daha güçlü finansman modelleri, daha kurumsal şirketler, daha etkin denetim, sermaye piyasalarının daha fazla kullanılması, aile şirketlerinde sürdürülebilir yönetim, doğru zamanda yeniden yapılanma, dijital dönüşüm, verimlilik, ihracatın güçlendirilmesi ve en önemlisi üretimden vazgeçmeyen bir ekonomi anlayışı.

Bunlar yalnızca bir zirvenin gündem maddeleri değildir.

Bunlar Türkiye’nin ekonomik geleceğinin temel taşlarıdır.

Bugün Kayseri’de konuşulan meselelerin yarın Ankara’da, İstanbul’da, Gaziantep’te, Bursa’da, Konya’da, İzmir’de ve Türkiye’nin bütün üretim merkezlerinde karşılık bulması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü Kayseri’den yükselen her üretim sesi, aslında Türkiye’nin ortak ekonomik geleceğine yapılan bir katkıdır.

Benim için bu zirvenin asıl anlamı da burada yatıyor.

Ekonomiyi konuşmak önemlidir; fakat konuşulanları doğru kararlara, doğru kararları da üretime ve yatırıma dönüştürmek çok daha önemlidir.

Türkiye’nin güçlü bir geleceğe ihtiyacı var.

Bu geleceğin yolu ise korkudan değil güvenden, belirsizlikten değil öngörülebilirlikten, tüketimden çok üretimden, günü kurtarmaktan değil uzun vadeli düşünmekten geçmektedir.

Ben inanıyorum ki Türkiye; üreten insanıyla, girişimcisiyle, sanayicisiyle, ihracatçısıyla, gençleriyle ve güçlü kurumlarıyla bu dönüşümü gerçekleştirebilecek kapasiteye sahiptir.

Yeter ki ortak aklı, ortak hedefi ve ortak sorumluluğu büyütelim.

Yeter ki finansı üretimin karşısında değil, yanında konumlandıralım.

Yeter ki sanayicimizin yatırım yapma, üretme, istihdam oluşturma ve dünyaya açılma iradesini güçlendirelim.

Ve yeter ki geleceği yalnızca beklemeyelim.

Geleceği bugünden birlikte inşa edelim.

Çünkü benim için Kayseri’de gerçekleştirilen bu Ekonomi ve Finans Zirvesi’nin en güçlü mesajı şudur:

Türkiye ekonomisinin geleceği, yalnızca rakamlarda değil; o rakamları gerçeğe dönüştüren üreticinin, girişimcinin ve iş insanının cesaretinde saklıdır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?