
(Esra Hasnalçaçı yazıyor...)
Bazı kurumların hikâyesi kuruluş tarihiyle başlar, ancak yıllar içinde kendi sınırlarını aşarak bir ülkenin değişim hikâyesinin parçası haline gelir.
KAGİDER’in 25 yıllık yolculuğu da tam olarak böyle bir hikâyedir.
Çeyrek asır önce atılan bir adım, bugün binlerce kadının emeğine, cesaretine, fikrine ve girişimcilik hayaline dokunan; Türkiye’nin kadın girişimcilik ekosisteminin en güçlü yapılarından biri haline gelen bir oluşuma dönüşmüştür.
Bu nedenle KAGİDER’in 25. yılı yalnızca bir yıldönümü değildir.
Bu 25 yıl; kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer edinmesinin, girişimcilik kültürünün büyümesinin, kadınların birbirinden güç almasının ve Türkiye’nin kadın girişimciliği alanında kendi hikâyesini oluşturmasının 25 yıllık bir özeti niteliğindedir.
Fakat asıl mesele artık geçmişe bakmak değil.
Asıl mesele, 25 yıllık bu büyük birikimin bundan sonraki 25 yılda nereye taşınacağıdır.
Çünkü bugün Türkiye’nin kadın girişimciliği için yeni bir dönem başlıyor.
Bir dernekten bir ekosisteme
KAGİDER’in hikâyesini yalnızca bir sivil toplum kuruluşunun hikâyesi olarak okumak, ortaya çıkan değeri eksik anlamak olur.
Çünkü kadın girişimciliği, tek tek başarı hikâyelerinin toplamından çok daha büyük bir anlam taşıyor.
Bir kadın şirket kurduğunda yalnızca kendi hayatını değiştirmiyor.
İstihdam yaratıyor.
Yeni bir ekonomik değer oluşturuyor.
Çevresindeki kadınlara cesaret veriyor.
Çocuklarına ve gençlere yeni bir rol modeli sunuyor.
Bir başka kadının “Ben de yapabilirim” diyebilmesine vesile oluyor.
İşte gerçek ekosistem burada başlıyor.
Bir kadının başarısı diğerinin başlangıcına dönüşüyor.
Birinin deneyimi diğerinin yolunu kısaltıyor.
Birinin kurduğu şirket başka insanların hayatına dokunuyor.
Birinin cesareti, başka bir kadının hayalini gerçeğe dönüştürmesine yardımcı oluyor.
KAGİDER’in 25 yıllık en önemli miraslarından biri de bu dayanışma kültürünün kurumsal bir zemine taşınmış olmasıdır.
Çünkü güçlü bir kadın girişimcilik ekosistemi, yalnızca girişimci sayısını artırmaz.
Kadınların birbirine güç verdiği bir gelecek inşa eder.
25 yıllık mirasın bugünkü taşıyıcısı
Bu büyük mirasın bugün KAGİDER Başkanı Esra İçin Bezircioğlu’nun liderliğinde geleceğe taşınıyor olması da ayrı bir önem taşıyor.
Çünkü 25 yıllık bir kurumun başında olmak, yalnızca bugünü yönetmek anlamına gelmiyor.
Geçmişin emeğine sahip çıkarken geleceğin ihtiyaçlarını görebilmek gerekiyor.
Dünyadaki ekonomik dönüşümü okuyabilmek, teknolojinin ve yeni iş modellerinin getirdiği fırsatları kadın girişimciliğiyle buluşturabilmek ve Türkiye’de oluşan kadın girişimcilik gücünü küresel ölçekte daha görünür hale getirebilmek gerekiyor.
Esra İçin Bezircioğlu’nun KAGİDER’deki emeğini ve başkanlığı sürecinde öne çıkan yaklaşımını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Onun liderliğinde kadın girişimciliğinin yalnızca bugünün sorunları üzerinden değil; geleceğin ekonomisi, küresel rekabet, teknoloji, finansmana erişim, sürdürülebilirlik ve uluslararası iş birlikleri ekseninde ele alınması, 25 yıllık deneyimin geleceğe taşınması açısından önem taşıyor.
Çünkü artık dünyada hiçbir ekonomi yalnızca kendi sınırları içerisinde düşünülmüyor.
Girişimcilik de öyle.
Türkiye’den dünyaya
Türkiye’nin kadın girişimcileri için önümüzde çok daha büyük bir alan var.
Bugün Anadolu’nun herhangi bir şehrinde ortaya çıkan bir fikir, dijital dünyanın imkânları sayesinde dünyanın farklı pazarlarına ulaşabilir.
Bir kadın girişimci Türkiye’de kurduğu şirketi Avrupa’ya, Asya’ya, Amerika’ya veya dünyanın başka bir bölgesine taşıyabilir.
Bir yazılım Türkiye’den dünyaya satılabilir.
Bir tasarım uluslararası bir markaya dönüşebilir.
Bir üretim modeli küresel tedarik zincirinin parçası olabilir.
Bir kadın girişimcinin hikâyesi Türkiye’nin dünyadaki girişimcilik algısına katkı sağlayabilir.
İşte bu nedenle artık kadın girişimciliğini yalnızca “kadınların iş hayatına katılımı” başlığı altında değerlendirmek yeterli değildir.
Mesele bundan çok daha büyüktür.
Mesele Türkiye’nin küresel ekonomideki geleceğidir.
Türkiye’nin kadın girişimcileri büyüdükçe Türkiye’nin üretim gücü büyüyecek.
Kadın girişimcilerin ihracat kapasitesi arttıkça Türkiye’nin dünya ekonomisindeki bağlantıları güçlenecek.
Kadınların teknoloji ve inovasyondaki ağırlığı arttıkça Türkiye’nin geleceğin sektörlerindeki rekabet gücü gelişecek.
Bu nedenle kadın girişimciliğine yapılan yatırım, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır.
Kadınların ekonomik gücü, toplumun geleceğidir
Kadın girişimciliğinin etkisini yalnızca ekonomik göstergelerle ölçmek de mümkün değil.
Çünkü kadınların güçlenmesi, toplumun bütününe yayılan bir dönüşüm yaratıyor.
Ekonomik olarak güçlenen kadın daha fazla karar verebiliyor.
Daha fazla üretebiliyor.
Daha fazla insana istihdam sağlayabiliyor.
Daha fazla genç kadına ilham olabiliyor.
Ve belki de en önemlisi, toplumun kadınlara biçtiği sınırları değiştirebiliyor.
Bir kadının başarı hikâyesi, başka bir kadının ihtimal dünyasını genişletiyor.
Bugün “Ben yapamam” diyen bir genç kadın, yarının girişimcisi olabilir.
Bugün küçük bir işletme kuran bir kadın, yıllar sonra küresel bir şirketin sahibi olabilir.
Bugün bir fikrin peşinden giden bir genç kadın, yarının teknolojisini geliştirebilir.
Bu nedenle kadınların güçlenmesi yalnızca kadınların meselesi değildir.
Kadınların güçlenmesi, toplumun güçlenmesidir.
Yeni dünyanın kadın girişimcileri
Önümüzdeki 25 yılın kadın girişimciliği, geçmiş 25 yıldan çok farklı olacak.
Çünkü dünya artık başka bir dünya.
Yapay zekâ, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm, biyoteknoloji, yeni nesil finans, yaratıcı endüstriler ve teknolojik girişimcilik iş dünyasının geleceğini yeniden şekillendiriyor.
Bu dönüşümün içinde kadınların yalnızca yer alması değil, yön veren aktörlerden biri olması gerekiyor.
Genç kadınların teknoloji üreten, yatırım alan, küresel pazarlara açılan şirketler kurması gerekiyor.
Kadın girişimcilerin yalnızca küçük ve orta ölçekli işletmelerle sınırlı kalmaması; büyük ölçekli şirketlerin, markaların ve teknolojilerin kurucuları arasında daha fazla yer alması gerekiyor.
Ve bunun için kadın girişimcilerin yalnızca cesaretlendirilmesi değil, bilgiye, sermayeye, teknolojiye, pazara ve küresel ağlara erişiminin güçlendirilmesi gerekiyor.
İşte burada KAGİDER gibi güçlü yapıların önemi daha da artıyor.
Esra İçin Bezircioğlu’nun taşıdığı sorumluluk
KAGİDER’in 25 yıllık geçmişi önemli bir miras.
Ancak mirasın değeri, yalnızca korunmasıyla değil, geleceğe ne kadar güçlü aktarılabildiğiyle ölçülür.
Esra İçin Bezircioğlu’nun bugün üstlendiği sorumluluğun anlamı da burada ortaya çıkıyor.
Bir tarafta 25 yıllık deneyim…
Diğer tarafta hızla değişen dünya…
Bir tarafta bugünün kadın girişimcileri…
Diğer tarafta yarının genç kadınları…
Bir tarafta Türkiye…
Diğer tarafta küresel ekonomi…
Bu iki taraf arasında köprü kurabilmek, bugünün kadın girişimcilik liderliğinin en önemli görevlerinden biri.
KAGİDER’in mevcut Başkanının ortaya koyduğu vizyonu değerli kılan da bu perspektif.
Kadın girişimciliğini yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, yarının ekonomik gerçekleriyle birlikte düşünmek.
Kadınları yalnızca desteklemek değil, onları daha büyük düşünmeye teşvik etmek.
Kadın girişimcileri yalnızca Türkiye içinde değil, dünyanın farklı coğrafyalarında birbirine bağlamak.
Ve Türkiye’de oluşan kadın girişimcilik gücünü küresel bir değere dönüştürmek.
Önümüzdeki 25 yılın hedefi daha büyük olmalı
KAGİDER’in ilk 25 yılı bize önemli bir şey öğretti:
Bir kadın güçlendiğinde çevresindeki dünya da değişiyor.
Şimdi bu etkinin ölçeğini büyütme zamanı.
Önümüzdeki 25 yılda Türkiye’nin her bölgesinden kadın girişimcilerin küresel pazarlara ulaşabildiği…
Genç kadınların daha yolun başında mentorluk ve finansmana erişebildiği…
Kadınların teknoloji ve yapay zekânın yalnızca kullanıcıları değil, üreticileri olduğu…
Kadın girişimcilerin daha fazla yatırım aldığı…
Daha fazla ihracat yaptığı…
Daha büyük şirketler kurduğu…
Daha fazla istihdam yarattığı…
Ve dünyanın farklı ülkelerinde Türkiye’nin adını başarıyla taşıdığı bir gelecek düşünmek zorundayız.
Bu yalnızca güzel bir gelecek hayali değil.
Türkiye’nin ekonomik potansiyelini büyütmek açısından da önemli bir gereklilik.
Bir kurumun ötesinde, bir gelecek fikri
KAGİDER’in 25 yıllık yolculuğuna bakıldığında görülen şey yalnızca bir derneğin büyümesi değildir.
Bir düşüncenin büyümesidir.
Bir dayanışma kültürünün güçlenmesidir.
Kadınların birbirine açtığı yolların çoğalmasıdır.
Ve kadın girişimciliğinin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğinde daha güçlü bir yer edinmesidir.
Bugün KAGİDER’in 25. yılı vesilesiyle geçmişte emeği olan herkesi hatırlamak kadar, bundan sonra gelecek kadınları düşünmek de gerekiyor.
Çünkü gerçek başarı, kendisinden sonra gelenlere daha geniş bir yol bırakabilmektir.
Kurucuların attığı adımlar bugün binlerce kadının yolculuğuna dönüştüyse, bugün atılacak adımlar da yarının milyonlarca kadınının hayallerine dönüşebilir.
İşte bu nedenle KAGİDER’in 25. yılı bir kapanış değil.
Yeni bir ufkun başlangıcıdır.
Türkiye’nin kadın girişimciliğinin daha büyük ölçeğe ulaşması…
Dünyayla daha güçlü bağlar kurması…
Küresel ekonomide daha görünür olması…
Ve Türkiye’nin kadınlarının yalnızca kendi ülkelerinde değil, dünyanın dört bir yanında başarı hikâyeleri yazması için yeni bir dönemin kapısıdır.
Gelecek kadınlarla dönüşür
Bir ülkenin geleceğini yalnızca ekonomik büyüme rakamları belirlemez.
O ülkenin insanlarının ne kadar cesaret edebildiği, üretebildiği, yenilik yapabildiği ve birbirine ne kadar alan açabildiği de geleceğin yönünü belirler.
Kadınların önündeki yollar genişledikçe Türkiye’nin geleceği de genişleyecek.
Kadınların hayalleri büyüdükçe Türkiye’nin hayalleri büyüyecek.
Kadın girişimciler dünyaya açıldıkça Türkiye’nin dünyadaki hikâyesi de güçlenecek.
KAGİDER’in 25 yıllık yolculuğu bize geçmişin gücünü gösteriyor.
Esra İçin Bezircioğlu’nun bugün taşıdığı liderlik sorumluluğu ise bu gücün geleceğe aktarılmasının önemini hatırlatıyor.
Şimdi önümüzde yepyeni bir hedef var:
Türkiye’den dünyaya uzanan, kadınların emeğiyle büyüyen, girişimcilikle güçlenen ve gelecek nesillere daha büyük bir alan bırakan bir kadın girişimcilik ekosistemi.
25 yıl önce atılan adımlar bugün bir mirasa dönüştü.
Bugün atılacak adımlar ise yarının dünyasını şekillendirecek.
Ve belki de KAGİDER’in 25 yıllık hikâyesinin bize bıraktığı en güçlü mesaj şu:
Kadınların gücü yalnızca kadınların geleceğini değiştirmez.
Kadınların gücü, ekonominin geleceğini değiştirir.
Ekonominin geleceği ise toplumun geleceğini değiştirir.
Türkiye’nin kadınları daha güçlü oldukça Türkiye daha güçlü olacak.
Türkiye’nin kadın girişimcileri dünyaya açıldıkça Türkiye’nin sesi dünyada daha fazla duyulacak.
Ve kadınların birbirine açtığı her yeni yol, gelecek nesiller için daha aydınlık bir ufuk olacak.
Çünkü gelecek kadınlarla dönüşür.
